Aşık olunca niye heyecanlanır, aklımızdan o kişiyi istesek de neden silip atamayız? Aşkla ilgili yüzlerce soru var ve yüzyıllardır insanoğlu bu soruların yanıtlarını arıyor.

Kinsey Enstitüsü ve İndiana Üniversitesi’nde aşkın kimyası üzerine etkileyici çalışmalara imza atan Fisher, doktorasını 1975’te fiziksel antropoloji, insan evrimi, primatoloji ve insanların cinsel davranışları üzerine Colorado Üniversitesi’nde yaptı. Fisher, artık ‘’ aşk ve cazibe biyolojisi’’ uzmanıydı ve söyleyecek sözleri vardı!

Eş seçimi, libido, cinsel haz, dürtü, evlilik, üreme, boşanma üzerine iddiaları ve söylemleriyle Fisher, aşkın kokain sarhoşluğundan fazlası olduğu konusunda oldukça ciddi! Fisher, aşık olma durumunda beyinde aktif reaksiyon gösteren bölgeleri ve aşkın insan kimyasına etkilerini inceledi ve “Onun için ölür müsün?” sorusuyla romantizmin saplantıyla olan bağlantısını da çözmeye çalıştı.

Aşk Bir Dürtü Müdür?

Aşık olunca beyninizdeki motor çalışmaya başlar, bu kişiyi arzularsınız. Son olarak bu bir takıntı haline gelir. Araştırmaya katılan kişilere ”günün ve gecenin yüzde kaçında bu kişiyi düşünüyorsunuz?” diye sorulmuş. Cevap, ”bütün gün, bütün gece onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.”olmuş.

İkinci soru ise “onun için ölür müsünüz?”dür. Bu soruya da kolaylıkla “evet” yanıtı almışlar. Bu cevap aşkın sadece bir duygu olmadığının da göstergesidir.

Aşık olan kişiler; kalbin daha hızlı çarpması, yüzün kızarması ve ellerin terlemesi gibi tepkiler veriyor. Bu durumdan vücutta salgılanan dopamin, noradrenalin ve feniletilamin sorumlu. Dopamin yoğun mutluluk, yoksunluk ve bağımlılıkta önemli rolü oynuyor. Madde ve bazı ilaç bağımlılıklarında da etkili bir hormondur. Noradrenalin adrenaline benziyor. Adeta ayakları yerden kesiyor ve kalp çarpıntısına neden olup heyecan yaratıyor. Aynı zamanda dikkat, kısa süreli hafıza, hiperaktivite, uykusuzluk ve hedefe yönelik davranıştan sorumlu. Yüksek dopamin seviyeleri noradrenalin ile ilişkili.

Helen Fisher, dopamin ve noradrenalin hormonun birlikte salgılanmasıyla sevinç, yoğun enerji, uykusuzluk, yoksunluk, iştah azalması ve artmış dikkate neden olduğunu ve aşık olunduğunda vücudun bu hormonlardan oluşan “aşk iksirini” salgılamaya başladığı belirtiyor. Helen Fisher’in ekibiyle birlikte yaptığı bir fonksiyonel beyin görüntüleme çalışmasında, aşık olunan kişinin fotoğrafına bakıldığı anda yapılan çekimlerde, dopamin reseptöründen zengin beyin bölgelerinde kanlanma artışının olduğu saptanıyor.

Son olarak University College Londra´dan araştırmacıların yaptığı başka bir çalışmada, aşık olan insanların beyninde mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin azaldığı ortaya çıkmış. Bulunan düşük serotonin hormonu seviyelerinin, obsesif kompulsif (tekrar eden takıntılı davranış) bozukluk hastalarında ortaya konan serotonin eksikliği ile benzer olduğu için kişi, aşık olduğu insanı aklından çıkaramıyor.

Dünya çapında araştırmalar yapan ve ilişkiyi temel alan yaklaşımıyla örnek çalışmalara imza atan Fisher, hiç âşık olmuş mudur? Çalışma hayatı ve bu alanda karşılaştığı zorluklar ile ilgili özellikle bilgi vermekten kaçınan Fisher, kendisine yöneltilen “Siz hiç âşık olmadınız mı?” sorusuna şöyle cevap veriyor:

“Bir pastanın içerisindeki her bileşeni biliyor olabilirsiniz ama sonra oturup yediğinizde ondan hala haz alırsınız. Elbette ben de herkesin yaptığı hataları yapıyorum.”

*Helen Fisher’ın ‘’aşık beyin çalışmaları’’  TEDx konuşması için; TED 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here