Cuma, Ekim 22, 2021

SOVYETLER BİRLİĞİ – SURİYE İLİŞKİLERİ IŞIĞINDA RUSYA – SURİYE İŞ BİRLİĞİNİN TARİHSELLİĞİ

Özellikle 10 yıldır Suriye’de devam eden savaş sürecinde giderek artan ve gelişen şekilde devam eden Rusya ve Suriye arasındaki askeri, ekonomik ve siyasi iş birliğinin nedenlerini anlamak için öncesinde Suriye’nin bağımsızlığını kazandığı yıllardan itibaren Sovyetler Birliği ile girdiği tarihsel ilişkileri incelememiz gerekmektedir. Suriye, Fransız birliklerinin ülkeden çekildiği 1946 yılında defacto egemen devlet haline gelmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra yavaş yavaş başlayan Soğuk Savaş ortamı dünya genelinde kutuplaşmalara neden oldu. Doğu ve Batı bloku liderleri ittifaklarını güçlendirmek için bölgesel ve küresel ortak arayışına girdiler. Doğu Bloku’nun lideri konumundaki Sovyetler Birliği de enerji kaynakları ve jeopolitik önemi açısından Ortadoğu’da nüfuzunu arttırma arayışlarına girdi. Sovyetler Birliği için bu bölgede özellikle Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerle askeri iş birliklerine girerek bu ülkelerin deniz üslerini kullanıp Akdeniz filosunu güçlendirmek ve Doğu Akdeniz’de askeri varlığını arttırıp buraya Batı Bloku ülkeleri için caydırıcılık sağlamak öncelikli önemdeydi.

2. Dünya Savaşı Dönemi ve Yeni İttifak Arayışları

2. Dünya Savaşı sonrasındaki 10 yıllık dönemde Sovyetler Birliği, Suriye ile ilişkileri geliştirme konusunda pek istekli olmamakla birlikte İsrail ile bölgesel iş birliğini geliştirme yollarını aramıştır. Bu adımların atılmasında aynı zamanda Sovyetler Birliği’nde siyasi, ekonomik ve toplumsal anlamda önemli nüfusa sahip Musevi popülasyonu etkili olmuştur. İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesi ile beraber Sovyetler Birliği’nden İsrail’e yaşanan yoğun göç dalgası Sovyetler Birliği’nin İsrail üzerinde siyasi nüfus fırsatı sağlayabileceği fikrini doğurmuştur. Ancak İsrail’in bağımsızlıktan sonra Batı Bloku ile yoğun ilişkiler geliştirmesi Sovyetler Birliği’nin 1950’lerin ikinci yarısından itibaren İsrail’e bakışını değiştirmesine sebep olmuştur.

Ortadoğu’daki nüfusunu arttırmaya çalışan Sovyetler Birliği, Türkiye’nin 1952’de NATO’ya girmesi ve 1955 yılında CENTO’nun kurulması ile Irak ve İran’ın da Batı Blokuna yakınlaşması sonucunda Suriye ile ilişkileri geliştirme yoluna gitmiştir. 1955-1958 arası dönemde Sovyet lideri Kruşçev, Suriye’ye askeri modernizasyonun sağlanması ve tarımsal üretimin geliştirilmesi için 300 milyon dolara yakın yardımda bulunmuştur. 1955 sonrasında gelişen ikili ilişkiler 1958 yılında Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin kurulması ile sekteye uğramıştır.

Stalin ve Kruşçev
Stalin ve Kruşçev

Suriye’nin Mısır ile 1958 yılında büyük umutlarla kurduğu Birleşik Arap Cumhuriyeti projesinin Mısır’ın söz verdiği gibi ilkeli davranmaması ve Suriye’yi birliğin eşit bir parçası gibi değil de bir himaye gibi görmesi, potansiyel tehdit olarak görülen Suriyeli Subayların emekliye sevk edilmesi ile Suriye tarafında artan rahatsızlık Suriye’de bir darbeye neden olmuş ve darbe sonrasında Suriye 1961 yılında birlikten çekilmiştir. Nitekim Mısır, Birleşik Arap Cumhuriyeti adını 1971 yılına kadar kullanmaya devam etmiştir. Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin kurulması ile başlayan siyasetten ve ordudan komünist veya komünizm yanlısı olmakla itham edilen siyasetçilerin ve askerlerin tasfiyesi Sovyetler Birliği’nin bu dönemde birliğe olumsuz bakmasına neden olmuş ve Suriye’nin birlikten ayrılmasını desteklemesine sebep olmuştur. Birlik, Sovyetler Birliği ile ilişkileri geliştirme konusuna daha mesafeli yaklaşmış bu dönemde Sovyetler ile ilişkiye girerek Batı’nın tepkisini çekmemeye özen göstermiştir.

Sovyetler Birliği için Suriye’nin birlikten ayrılması bölgede nüfuzunu geliştirmesi açısından kritik önemdeydi. Nitekim Suriye 1961 yılında birlikten ayrılınca Sovyetler Birliği yeni yönetimi tanıyan ve destekleyen ilk ülkelerden biri oldu.

1960’lar ve İstikrarsız Dönem

1960’lar Suriye’de iç karışıklığın arttığı ve askeri darbelerin yaşandığı bir dönem oldu. Bu dönemde yaşanan darbeler sonucunda Suriye Ordusu’nda yoğun askeri tasfiyeler yapıldı. Ordunun bu siyasi karşıklıkların yaşandığı dönemde gücünü kaybetmesi sonucunda 1967 Arap İsrail savaşında Suriye, İsrail karşısında kaybetti. Sovyetler Birliği, 1967 yılında gerçekleşen 6 gün savaşı olarak da bilinen Arap – İsrail savaşı öncesinde İsrail’in Suriye sınırında askeri yığınak yaptığına ilişkin elde ettiği istihbaratları Mısır ile paylaştı. Sovyetler Birliği’nin bu hamlesi ile olası bir Suriye – İsrail savaşında Suriye’nin tek başına kalmaması adına Mısır’ın Suriye’nin yanında savaşa dahil olmasını sağlamaya çalıştığı düşünülüyor.

Savaş başladığında İsrail kısa sürede hızla askeri başarılar elde etti. İsrail’in hızlı ilerleyişi karşısında Sovyetler Birliği İsrail ile tüm diplomatik ilişkilerini kesti ve yaptırım tehdidinde bulundu. İsrail stratejik hamleleri ile kısa sürede bu savaşta büyük kazanımlar elde etti. Suriye’de İsrail karşısında yaşanan hezimetin halkta yarattığı hayal kırıklığı ve yönetime olan güvensizlik giderek arttı.

Yönetimin askeri ve sivil kanadı İsrail karşısındaki hezimet yüzünden birbirini suçluyordu. Sovyetler Birliği, ülke içinde yaşanan bu siyasi ve askeri istikrarsızlık ortamı karşısında memnun değildi. Çünkü bu istikrarsız siyasi ortam hem Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit ediyor hem de halk nezdinde Sovyetler ile girilen iş birliğini sorgulatıyordu. Sovyetler Birliği bu dönemden sonra Suriye’de askeri ve siyasi iş birliği geliştirebileceği daha istikrarlı bir yönetim istemeye başladı. Nitekim siyasi açıdan daha istikrarlı bir dönem 1971 yılında Hafız Esad’ın iktidara gelmesi ile başlamış oldu. En azından 1960’lar boyunca iktidarı elinde tutan gruplar arasında yaşanan her siyasi anlaşmazlıkta darbe korkusu yaşanan ortam bir daha yaşanmadı.

Hafız Esad
Hafız Esad

Hafız Esad Dönemi ile İkili İlişkinin İstikrar Kazanması

1971 yılında Hafız Esad’ın başkanlığa gelmesi ile Suriye Sovyetler Birliği ilişkilerinde yeni bir evre başlamış oldu. Aynı yıl Suriye Yönetimi, Tartus Limanı’nı Sovyetler Birliği’nin bir deniz üssü olarak kullanıma açtı. Sovyetler Birliği Tartus Limanı’nı kullanarak Akdeniz’deki operasyonel gücünü arttırdı. Tartus Limanı halen Rusya’nın kullandığı Akdeniz’deki tek deniz üssü konumundadır. O dönemde hızla gelişen ilişkilerin sonucu 1972 yılında iki ülke arasında Barış ve Güvenlik Paktı imzalandı. 1973’te gerçekleşen Arap İsrail Savaşı’nda İsrail Ordularının ilerlemesi karşısında Sovyetler Birliği bu sefer 1967’ye göre daha aktif bir rol oynayarak İsrail ilerlemesinin durdurulması için gerekirse Sovyet Birliklerinin savaş alanına gönderilmesi tehdidinde bulundu. Sovyetler Birliği, Suriye ile bölgesel iş birliğini kaybetmemek için savaş sonrasında askeri yardımlarını arttırdı ve savaş sırasında hasar gören askeri teçhizatların bakım ve onarımını üstlendi. Bu dönemde yapılan askeri yardımların çoğu ya hibe şeklinde ya da uzun süreli kredilendirmeler ile yapıldı. Sovyetler Birliği, 1970’lerin ortasından itibaren Suriye’ye askeri modernizasyon ve tarımsal üretimin verimliğinin arttırılması adına birçok uzman gönderildi.

Arap-İsrail savaşlarından bir görüntü…

1980’lerin ortasına kadar Suriye’de askeri ve zirai modernizasyon konusunda önemli katkılarda bulunan bu uzmanlar Sovyetler Birliği’nin bölgeden çekilme politikaları ile ülkelerine geri dönmeye başladılar. Aynı dönemde Sovyet Yönetimi, Suriyeli öğrencilerin Sovyet Cumhuriyetleri’nde üniversite öğrenimi görebilmeleri için burs programları başlattı. Bu burs programları ile binlerce Suriyeli öğrenci Sovyet Cumhuriyetleri’nde okuyup ülkesine dönerek önemli mevkilerde görevler aldı. İyi giden ilişkilerin yanında Sovyetler Birliği Suriye ilişkilerinde önemli bir kriz noktasını oluşturan 1975’te patlak veren Lübnan İç Savaşı’na Suriye’nin aktif olarak asker yollayarak dahil olması bulunmaktadır. İç savaşta Filistin Kurtuluş Örgütü başta olmak üzere sol Müslüman grupları, Lübnan’da Sovyet dostu bir yönetimi başa geçirmek için, destekleyen Sovyetler Birliği, Suriye’nin iç savaşa doğrudan dahil olmasını kınadı. Bu konu Sovyetler Birliği ile Suriye ilişkilerinde özellikle Gorbaçov döneminde önemli kriz noktalarından birini oluşturmuştur.

Bugünkü Rusya-Suriye ilişkilerini daha iyi anlayabilmek için Sovyetler Birliği ile Suriye arasındaki tarihsel ilişkiyi incelediğimizde karşımıza karşılıklı çıkar ilişkisine dayanan ve iki tarafın da istikrarlı siyasi yönetimler aracılığıyla iş birliği talebinde bulunduğunu görebiliyoruz. Rusya, Suriye’deki askeri hava ve deniz üsleri ile bölgedeki etkisini arttırmakta ve bölge konularında söz sahibi konuma gelmektedir.

Rusya, bu 10 yıllık savaş döneminde Suriye üzerindeki etkisini ve çıkarlarını kaybetmemek için statükonun ve istikrarın korunması adına Şam yönetimini askeri, siyasi ve ekonomik olarak desteklediğini görebiliyoruz. Bunun karşılığında da Şam yönetimi Rusya’ya ülkede giderek daha fazla nüfuz alanı sağlamakta ve Putin yönetiminin dış politikada Suriye özelindeki başarılı stratejik hamleleri ile Rusya kamuoyunda desteğini arttırmasına yardımcı olmaktadır.

Mehmet Tengiz
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi

Related Articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

Son Yazılarımız