Cemal Kaşıkçı… Şüphesiz uluslararası arenada 2018 yılının en çok konuşulan ismi oldu. Öyle ki, Time dergisinde ilk defa ölen birini yılın kişisi seçip kapağında yer verdi. Vatandaşı olduğu ülkenin Başkonsolosluğuna girip ve bir daha çıkmaması tüm dünyada çığ gibi büyüyen bir tepkiye neden oldu. Peki kimdir Cemal Kaşıkçı? Neden ”arbede” sonucunda öldürüldü? Neden dünya bu kadar tepki gösterdi? Gelin hep birlikte bu sorulara cevap arayalım…

Kaşıkçı Ailesi

Yaygın düşünceye göre Kaşıkçı ailesi Kayseri’nin Germir köyündedir. Cemal Kaşıkçı’nın ataları yıllar önce Medine’ye yerleşmiş ve orada Osmanlı bürokratı olmuşlardır. Hatta sonraları Suudi Arabistan’ın kurucusu Abdulaziz İbni Suud’un özel doktoru olacak Cemal Kaşıkçı’nın dedesi Muhammed Kaşıkçı bir İttihat ve Terakki üyesiydi. Fahrettin Paşa ile Medine müdafaasında bizzat görev almış, Medine düşünce şehri terketmek zorunda kalmıştır.

Dodi El-Fayed ve Prenses Diana

Halası Samira Kaşıkçı yeğeni Cemal gibi bir gazeteciydi ve döneminin Suudi Arabistan’ı için oldukça ilerici bir isimdi. Tatil sırasında tanıştığı ünlü Mısırlı iş adamı Muhammed el-Fayed ile evlendi ve Dodi isminde bir çocuğu oldu. Dodi’nin ölümü kuzeni gibi gizemlerle dolu olacaktı. Galler Prensesi Diana ile bir ilişkisi vardı ve paparazilerden kaçarken halen tam olarak çözülemeyen bir trafik kazasında hayatını kaybetti.

Kazanın ardından Dodi’nin babası Muhammed el-Fayed oğlunun ve Diana’nın İngiliz Kraliyetinin düzenlediği bir suikast sonucunda öldüğünü söylüyordu.

Ama ailenin ismini dünyaya duyuran hiç şüphesiz Adnan Kaşıkçı oldu. Zamanın en zengin silah tüccarı olan Adnan Kaşıkçı başta ulaşım, altyapı ve savunma sanayi olmak üzere Suudi Arabistan’a önemli yatırımlarda bulunmuştu. Zamanın en büyük yatına sahip olan Adnan Kaşıkçı Filipinler’in eski lideri Ferdinand Marcos’un da adının karıştığı yolsuzluk iddiaları sonucunda İsviçre’de tutuklandı ve servetinin büyük kısmını kaybetti. Kızının ismini verdiği efsanevi yatı Nubila’yı da ileride Amerikan başkanı olacak Donald Trump’a sattı.

Adnan Kaşıkçı

Cemal Kaşıkçı Kimdir? 

Cemal Kaşıkçı böylesine çalkantılı bir ailede 1958 yılında doğdu Üniversite eğitimini Indiana Üniversitesi’nde işletme yüksek lisans yaparak bitiren Kaşıkçı daha sonra ülkesi Suudi Arabistan’a döndü. Çeşitli gazetelerde yazılar yazan Cemal, 1991-1995 yılları arasında Al-Madina gazetesinde yazı işleri müdürü oldu. 1999-2003 yılları arasında İngilizce yayın yapan, Suudi gazete Arab News’te yazı işleri müdür yardımcılığı yaptı. Sonrasında Al Watan gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı ama bu görevde sadece iki ay kalabildi. Daha sonra, önceden beri yakın ilişkileri bulunan Suudi Arabistan’ın efsanevi diplomatı, İngiltere Büyükelçisi Türki bin Faysal tarafından Büyükelçiliğe danışman olarak alındı.

Cemal Kaşıkçı 1980’li yıllarda İhvan’la yakın temas halindeydi. Tabii kimine göre sonralarda bu teması tamamen kesmişti.

Cemal Kaşıkçı’nın tanınması Usame Bin Ladin ile yaptığı röportajlar sayesinde olmuştu. 1987 yılında henüz El Kaide örgütü Arap medyası tarafından ”Mücahidun” yani mücahitler olarak isimlendirilirken onunla röportaj yapmış ve kimine göre yakın ilişkiler kurmuştu. O zamanlarda bugün gibi ihvan ve selefi hareket arasında derin ayrımlar yoktu ve kendisi de bir ihvancı olan Cemal Kaşıkçı, Selefi Usame bin Ladin ile dostluk kurmuş hatta sonraları televizyonlarda terör saldırılarına son vermesi gerektiğini telkin etmişti. İlerleyen yıllarda radikal İslam’ı destekleyen fetvaları eleştiren yazılar yazmış ve bu yüzden Al Watan’daki işinden olmuştu.

Kaşıkçı’nın Usame bin Ladin ile yaptığı röportaj sonrası çekildiği hatıra fotoğrafı.

Hanedanla Olan Gerginlik

Cemal Kaşıkçı, Monarşi’ye olan hoşnutsuzluğunu 2011 yılında cesurca dile getirmişti. Arap Baharı sırasında Riyad’da Der Spiegel gazetesine verdiği röportajda; ”Mutlak monarşinin devri bitti. Tek çare demokrasi” diyerek dikkatleri üzerine çekmiş sonrasında Suudilerin halkı olası bir isyandan vazgeçirmek için dağıttığı 129 milyon dolar için de ”Bu yöntem işe yaramaz. Yarın halka 100 trilyon dolar dağıtılsa yine herkesi mutlu edemezsiniz. Bizim de özgürlük, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, seçilmiş bir başbakan ve gerçek bir parlamentoya ihtiyacımız var.” demiştir. Suudi Arabistan şartları göz önüne alındığında tarihe geçecek bir hamle yapmıştır. Nitekim Der Spiegel ”Kaşıkçı’nın söylediklerini başkası söylese hapse atılırdı.” yazarak şaşkınlığını dile getirmiştir.

Al Jazeera’nin aranan siyasi yorumcularından biri haline gelen Cemal Kaşıkçı 2017 yılında Washington Post’ta yazmaya başladı. Burada karakterine uygun olarak eleştirel yazılarına devam etti. Suudilerin Yemen savaşını eleştiren yazılar yazdı ancak kırılma noktası Suudilerin Katar’a yönelik hamlelerini ağır biçimde eleştirmesi oldu. Büyük bir kitle tarafından İhvan mensubu olarak nitelendi.

Veliaht Prens Muhammet bin Selman

Veliaht Selman’ın rakiplerini temizleme hamlesini eleştirirken, 2030 vizyonunu da destekleyen yazılar yazdı. Aslında Selman hakkında az da olsa bir umudu olduğunu geçtiğimiz sene Muhammed bin Selman’a gönderdiği mektuptan anlıyoruz. Cemal Kaşıkçı mektubunda Selman’ın kendisi gibi bir danışmana ihtiyacı olduğunu ve beraber çalışabileceklerini söylemiş ancak Selman’ın buna cevabı olumsuz olmuştu.

2 Ekim 2018: Cemal Kaşıkçı Cinayeti

Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim Salı günü yeniden evlenmek için boşandığını gösteren belgeyi almaya girdiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu’ndan bir daha çıkamadı. İlk günden beri çığ gibi büyüyen tepkilere karşı Suudi Arabistan, 15 Ekim’de soruşturma başlattı, 20 Ekim tarihinde de Cemal Kaşıkçı’nın Büyükelçilikte yaşanan ”arbede” sonucu öldüğünü kabul etti ve 18 Suudi Arabistan vatandaşını gözaltına aldı. Dünya ise soruşturmaların şeffaflığına güvenmiyordu, dünyanın çeşitli yerlerinde gösteriler yapıldı ve cinayetin sorumlusu olarak Veliaht Prens Muhammed bin Selman gösteriliyordu.

Cemal Kaşıkçı’nın son görüntüsü

İddiaların ardı arkası kesilmedi ancak cesedin veya Cemal Kaşıkçı’nın çıktığına dair bir kanıt bulunamadı.

Washington Post uzun bir süre Cemal Kaşıkçı’nın yazdığı köşeyi boş bırakarak yayın yaptı. Batılı ülkelerin hepsi şeffaf bir soruşturma istedi hatta kimi ülkeler soruşturma şeffaf yürütülmezse ya da Suudi Devletinin bir kusuru söz konusu olursa ilişkilerin ciddi decede zarar göreceğini belirtti. Bu durum Suudi Arabistan’ı uluslararası arenada zor durumda bıraktı.

Nitekim Arjantin’de düzenlenen G20 zirvesine giderken bile tutuklanabileceği ile ilgili haberler yapıldı. 2018 yılını bitirirken ABD senatosu bir hamle daha yaparak Kaşıkçı cinayetinde Veliaht Selman’ın da rolü olduğunu kabul eden tasarıyı onayladı. Riyad ise beklenmedik bir tonda tepki vererek ”Washington“ı iç işlerine karışmakla suçladı. Sonuç olarak Kaşıkçı dosyası Suudilerin daha çok başını ağrıtacağa benziyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here