Trump’ın Suriye’den çekilme kararı Ortadoğu’da yeni bir “Herkes, herkese karşı” savaşını başlatabilir.

Trump, kendi yönetimi içerisinde dahil hemen hemen çoğu kişinin görevden alındığı bir hamle yaparak Suriye’den 2 binden fazla ABD askerinin hızlı bir kararla çekilmesi emrini verdi.

Donald Trump

Trump, Suriye’de terör örgütü IŞİD’e karşı mücadele vermek için ABD askerlerinin orada olduğunu, IŞİD’i yenerek buradaki görevlerinin sonlandığını ve artık Suriye’de durmak için bir nedenleri kalmadığını belirtti.

Trump’ın bu beklenmedik kararı, ABD’nin Suriye’de ve daha genelde Ortadoğu’da net ve tutarlı bir stratejisi olmadığını gösteriyor. Bu karar, bölgede yeni çatışma döneminin başlangıcını işaret ediyor olabilir.

Obama’nın Ayak İzlerini Takip Etmek

Geçtiğimiz birkaç yıl boyunca ABD IŞID’i yok etmek bir yana, Suriye’de net siyasi hedefler belirleyemedi.

Barack Obama, George W. Bush’un İslam dünyasını askeri anlamda işgal etme anlayışını tersine çevirme sözüyle seçilmişti. Bu sözünden dolayı Obama 2011 sonunda ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesini emretti.

Barack Obama ABD

2014’te Musul’u ele geçiren terör örgütü IŞİD, Obama’yı bir kez daha Irak’a girmeye zorladı. IŞİD’in Irak’ta bir devlet kurmasını engellemek ve yok etmek adına ABD’nin liderliğinde uluslararası bir koalisyon kuruldu. Fakat Obama bu mücadele için tam anlamıyla ABD askerlerinden oluşan bir kara harekatı için isteksizdi. Bu yüzden ABD, Suriye’de yerel güçlere güvenmeyi tercih etti.

Obama, Irak hükümeti, Kürt peşmergelerle ve Şii yerel güçlerle birlikte IŞID’e karşı savaşmayı tercih etti. Suriye’de ise Suriye Demokratik Güçleri ile birlikte hareket ederek yerelde kendisi için en güvenilir askeri grup buldu. Fakat Obama yönetimi, YPG’yi bir terör örgütü olarak gören Türkiye’den gelen itirazlara rağmen YPG’yi finanse ederek, eğitip silahlandırmayı tercih etti.

(Not: SDG içerisinde terör örgütü YPG üyeleri çoğunluktadır. Silahlı Arap gruplar da var.)

VEKALET SAVAŞI

Esas olarak, Obama yönetiminin Suriye’deki iç savaşa yönelik hegemon konumda mücadele etme isteğinin olmaması, Suriye’deki savaşın hızlı bir şekilde vekalet savaşına dönüşmesine neden oldu. Bu isteksizlik bölgedeki güçlü ülkeler olan Türkiye’ye, İran’a ve Suudi Arabistan’a Suriye ve Levant’taki olayların yönünü değiştirme fırsatı verdi. ABD’nin bölgedeki isteksizliğini gören Rusya, Eylül 2015 yılında Suriye’ye girdi.

Trump, 2017’in başında Beyaz Saray’a geldiğinde Obama’nın politikalarının çoğunu onaylamamasına ve yönetimdeki kişilerin bazılarının ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığına son verme konusundaki isteksizliğine rağmen bölgedeki “Dokunma” anlayışı ile devam etmeyi seçti.

Sadece bir yıl sonra Trump, Obama’dan daha ileri giderek Suriye’deki bütün ABD askerlerinin geri çekilmesini emretti.

Trump, ilk olarak Mart 2018’de “ABD’nin çok yakında Suriye’den çekileceğini” açıklamıştı. Trump, ABD’nin müttefikleri ve danışmanları IŞİD’in henüz tam anlamıyla yok edilmediğine ikna etti. Bu yüzden Trump, Pentagon ve Dışişleri Bakanlığının işini bitirmesi için 6 ay daha süre vererek Suriye’de asker bulundurmayı kabul etti.

SURİYE VE BÖLGE İÇİN ÇIKARIMLAR

Şu an Trump yönetimi, Suriye’yi terk etme niyetini gösterdiği açık. Suriye’deki iç savaş nedeniyle bölgede bulunan güçlerin ABD kontrolünde olan yerleri ele geçirme çabasını ortaya çıkaracak.

ABD’nin yerel müttefikleri Suriye topraklarının üçte birini kontrol ediyor. Bu alanlar medya ve analistler tarafından “Kullanışlı Suriye” olarak adlandırılıyor. Bu bölgeler, bünyesinde Suriye’nin büyük petrol ve gaz alanlarını, su kaynaklarını, barajlarını, enerji santrallerini ve verimli topraklarını barındırıyor. Rusya için bu bölgelerin üzerindeki kontrolün yeniden kazanılması hayati bir öneme sahip. Fakat bunun için Moskova, Suriye’deki iç savaş sonrası oluşan yıkımı yeniden yapılandırma için gerekli çabalarını sürdürecek kaynaklardan yoksun. Üstelik maliyetli askeri kazanımlarını –Muhalifleri yenmek ve Beşar Esad rejimini korumak- boşa çıkarabilir. Aynı zamanda Rusya, Suriye rejiminin askerlerini desteklemek için ödüllendirilmeyi istiyor. Rusya bundan dolayı ABD’nin kontrol ettiği bölgeleri uzun bir süredir gözetliyor. ABD şu an bölgeden çekiliyor, Rusya da bu bölgelerde oluşan boşluğu doldurmak için gereken her türlü hamleyi yapacaktır.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani

İran da farklı nedenlerle de olsa aynı şekilde ABD’nin kontrolündeki Suriye topraklarıyla ilgileniyor. İran, ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgalinden beri Afganistan’dan Akdeniz’e kadar uzanan “Şii Hilali”ni kurmak için çalışıyor. ABD’nin 2011 yılında Irak’tan çekilmesi İran’ı bu hedefine bir adım daha yaklaştırdı. Fakat, IŞİD’in ve diğer grupların Suriye’nin doğusunu işgal etmesi İran’ın Tahran’dan Şam’a ve oradan da Lübnan’daki Hizbullah’a kadar uzanan koridoru elde etmesi engellendi. İran, IŞİD’e karşı ABD’yi destekledi. Hatta ABD’nin bölgeden çekileceği ümidiyle silahlı gruplara karşı kurulan uluslararası koalisyona katılmayı bile teklif etti. Şu an ABD’nin çekilme sürecinin başladığını görüyoruz ve İran’ın da Suriye’nin kuzeydoğusu üzerindeki etkisini artırmak için tekrardan çabalarına devam edecektir.

ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundan çekilmesi İsrail için birçok problemin de nedeni demektir. 2018 Eylül ayında İsrail jetlerinin Suriye’deki hava saldırılarını örtbas etmek adına bir Rus ajan uçağı Suriye rejim güçleri tarafından düşürüldü. Bu olay sonucu Moskova’nın Suriye’de İsrail ile işbirliğinin azaltılmasına neden oldu. Sonuç olarak İsrail, İran’ın Suriye’deki etkisinin kontrol altında tutulması için ABD’ye tamamen bağımlı hale geldi. ABD’nin Suriye’den ayrılma kararı sonrası İsrail’in Suriye etrafındaki olayların şekillenmesindeki etkisinin azaldığını söyleyebiliriz.

Suudi Arabistan da aynı şekilde bölgedeki stratejik çıkarlara sahip. Geçtiğimiz yıl Riyad, Suriye’nin kuzeydoğusunda Türkiye ve İran’a karşı bir güç dengesi yaratmak ve ABD’nin bölgede kalması için Donald Trump’ı ikna etmek adına büyük çabalar harcadı. Geçtiğim kasım ayında Suudiler, ABD’yi Suriye’de kalmaya ikna etmek için 100 milyon dolar para ödedi. Hatta Riyad, bölgeyi devriye gezmek adına asker göndermek için ABD’ye ve YPG’ye teklif bile sundu. Bundan dolayı, ABD’nin bölgeden çekilme kararı Suudileri hayal kırıklığına uğrattı. Bu durum, Suudileri Suriye’nin geleceğinde aktif rol oynamak adına teşvik etti.

Muhammed Bin Selman Suudi Arabistan Suriye’nin kuzey bölgesi ile Türkiye de ilgili durumda. Türkiye uzun süredir, ABD’nin desteklediği SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) bağımsız bir devlet kurmak istediğini dile getiriyor. Türkiye, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki askeri varlığı olarak bilinen bu gruplara karşı ABD’nin verdiği desteğin son bulmasını istiyor. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye, bu bölgelere yönelik terör örgütlerinin üslerini yok etmek amacıyla sınır ötesi askeri bir harekatın yapılacağını duyurdu. ABD’nin bölgeden çekilmesi, Afrin operasyonunda olduğu gibi terör örgütü YPG’yi devre dışı bırakmak için Türkiye’ye cazip gelecektir.

Mevlüt Çavuşoğlu Türkiye
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu

ABD’nin bölgeden çekilmesi büyük ihtimalle en çok SDG’ye zarar verecektir. ABD tarafından terk edilen SDG, bölgedeki siyasi ortamda hayatta kalmak için kendisine yeni müttefikler arayacaktır. Büyük ihtimalle, Türkiye’nin yapacağı operasyona karşı Rusya-İran-Rejim eksenine kayacaklardır.

Diğer yandan IŞİD, ABD’nin bölgeden çekilmesi sonucu kendisini yeniden canlandıracak yeni yollar arayacaktır.

Tüm bunlar ışığında, ABD’nin Suriye’den çekilme kararına, Rusya’nın Eylül 2015’te Suriye’ye girmesinden sonraki en önemli gelişme olarak bakılabilir. Bu durum, Suriye’ye IŞİD’in yükselişinden önceki çatışmaları geri getirebilir. Yani, bölgesel aktörlerin çıkarları için büyük rekabetlerin körüklendiği bir güç oyunu… Bu yüzden hegemon güç olan ABD’nin çekilmesinden sonra Suriye’de, orta büyüklükteki devletler arasında yeni bir çatışma dönemine tanık olabiliriz. Trump’ın çekilme kararının nihai sonucu, belki de Ortadoğu’da yeni bir savaşın başlangıcını başlatabilir o da şudur: “Herkes, herkese karşı” savaşı.

Çeviren: Marwan Nadhim

Orijinal metin: Marwan Kabalan 

Kaynak: Aljazeera

Not: Bu makalede dile getirilen görüşler yazara aittir. Popüler Akım’ın ve çevirenin editoryal duruşunu ve görüşünü yansıtmaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here