Büyük Etki Eden Sosyal Psikoloji Deneyleri

Merhaba sevgili okur. Bugün ayrı bir güzelsiniz. Sosyal psikolojide ilgimi çeken konu başlıklarından bir kaçına yazımda değinmek istedim. Umarım keyifle okursunuz. Buyrunuz…

Pygmalion Effect – Kendini Gerçekleştiren Kehanet

Kıbrıs prensi, heykeltıraş Pygmalion ve yapıp aşık olduğu heykeli

Kişinin kendisine duyduğu güven sürekli olarak artıp azalabilir ve bu kendini gerçekleştiren kehanet haline gelir. Kişi ne kadar başarılı olursa, başarı beklentisi o kadar yüksek olur ve bu şekilde başarı, başarı beklentisini izler. Başarabileceğine inanan kişi başarmak için hareket eder. İki şekilde de inanç kendini doğrular hale gelir.

Bu etki Wallenda Faktörü olarak da bilinmektedir. Karl Wallenda adındaki bir ip cambazı, senelerce başarılı gösteriler yaptıktan sonra ipten düşerek hayatını kaybetmiştir. Ölümünden sonra eşi tarafından yapılan açıklamaya göre Karl Wallenda’nın, düşmeden önceki üç ay boyunca tek düşüncesinin ipte yürümek yerine ipten düşmek olduğu ortaya çıkmıştır. Tüm enerjisini ipte yürümek yerine ipten düşmemek üzerine yoğunlaştırmıştır. Sonuç olarak başarısızlıktan korkulduğunda tüm düşünce ve enerji aslında bu noktaya yoğunlaştığından başarıya ulaşmak zorlaşmakta, belki de imkansız hale gelmektedir.

Kısacası kendinize ne kadar inanırsanız yapabilecekleriniz de o kadar artmaktadır. Kendinize ve yapabileceklerinize inanmaktan vazgeçmeyin. Ve siz ne kadar inançlı olursanız, karşınızdakini de inandırmanız o derece kolay olacaktır.

Pratfall Etkisi

Jennifer Lawrance’in Oscar Ödül Töreninde düşmesi çok konuşulmuş ve onu izleyenler çok sevimli ve içten olduğunu dile getirmiştir

Elliot Aronson amcamız birini neden başkalarından daha çok sevdiğimizin, beynimizin neden bazı kişilerden daha çok hoşlandığının, onlara karşı sempatimizi arttıranın nedenini ‘Pratfall Efekt’ olarak bulmuştur. Pratfall efekt; kişi ne kadar mükemmel değilse, kişinin sevilme oranının o kadar artması anlamına gelir.

Kaliforniya Üniversitesi psikologlarından Elliot Aronson bu konuyla ilgili bir deney yapmıştır. Bu deneyde, iki grup öğrenciye sorular sorulmuş ve öğrenciler de bu soruları cevaplamışlardır. Verilen cevaplar da ses kaydına alınmıştır. Öğrencilerin cevapları insanlara dinletildiğinde ikinci gruptan daha çok hoşlandıkları ve onları daha çok sevdikleri görülmüştür. İkinci gruptaki öğrenciler; soruları yanıtlarken hatalar yapmışlar, önlerindeki kahveyi dökmüşler ve telaffuz hataları yapmışlardır. Bu hatalar insanlara sevimli, içten ve doğal gelmiş; insanlar ikinci gruba karşı sempati duymuşlardır. Mükemmellik insanlarla aramıza mesafe koyuyor. Mükemmel bir insan samimi gelmediği gibi soğuk ve yapay geliyor.

Kusurlar olarak gördüğünüz şeyler sizi siz yapan minik dokunuşlardır aslında, bunun farkında olmanız ve onları sevmeniz dileklerimle…

Seçimlerin Paradoksu

Yüzlerce ayakkabı arasından bir ayakkabı seçtiniz. “Acaba diğerini mi alsaydım?”, “Diğerinin rengi daha mı güzeldi?” diye kendinize kaç defa sordunuz?

Psikolog Mark Lepper ve Sheena Iyengar, bu durumu test etmek için şöyle bir psikolojik deney uyguluyorlar: Gurme ürünler satan bir şarküteride reçel satıyorlar ve müşterilere bunları ayrıca tadımlık olarak sunuyorlar. Ancak deneyin bir gününde altı çeşit reçel markası sunarlarken, bir başka gününde yirmi dört çeşit reçel markası sunuyorlar. Sonuçlar gösteriyor ki, altı çeşit reçel markası gösterilen grubun %30’u bir kavanoz reçel satın alırken, yirmi dört çeşit reçel markası sunulan grubun sadece %3’ü reçel satın alıyor.

Psikolog Barry Schwartz ise seçimlerin paradoksunu “Seçim sürecinde birçok opsiyonu değerlendirmek ve bunun için efor harcamak mutluluğu azaltıyor.” sözleriyle açıklıyor.

Bystander Effect 

Buna seyirci apatisi de denir. Başkalarının çok olduğu bir yerde sorumluluk paylaşıldığı için, belki de nasıl olsa başkası görüp yardım eder ya da başkası ilgilenmiştir, polisi aramıştır vs. düşüncesiyle ortaya çıkan etkiye denir. Basında her gün gördüğümüz “Sokak ortasında saldırıya uğradı, kimse bir şey yapmadı.” haberleri tam olarak bystander effecttir.

Konuyla ilgili olarak bilinen bir olay, 1964 yılında Amerika’da gerçekleşmiştir. Kitty Genovese isimli kız sokak ortasında saldırıya uğramış, bıçaklanmış ve ölüme terk edilmiştir. Saldırı en az otuz sekiz görgü tanığının varlığında yarım saat sürmüş ve bu tanıklardan hiçbiri (gerek bulaşmak istemediklerinden gerek başkalarının aradığı yanılgısına düşerek) duruma müdahale etmemiştir. Herkesin bir başkasının yardım edeceğini düşünmesi ve hiç kimsenin yardım etmemesi trajikomik bir etkidir. Ne kadar çok kişi bir kişinin yardıma ihtiyacını görürse, o kişinin yardım alma şansı o kadar azalır. Bu ne yazık ki gerçek.

Bystander Etkisi’ni sosyal psikologlar Bibb Latane ve John Darley şu şekilde ölçüyorlar: Bir üniversite kampüsünün kütüphanesinde bulunan sırada sanki bir öğrenci boğuluyormuş gibi arbede yaratılıyor. Eğer bu olay sadece bir öğrencinin önünde gerçekleşirse, bu öğrencilerden %85’i yardıma koşuyor. Eğer bir kişi daha varsa, %65’i yardıma koşuyor. Eğer öğrenciler çevrede iki kişiden fazla olduklarını düşünüyorlarsa yardım oranı %31’e düşüyor.

Siz böyle bir durumla karşılaşırsanız kimseciklere bırakmadan yardım edip vicdanınızın yaşamasına müsaade ediniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here