Bağımlılık, bir başka şeyle koşullanmış olma ve o şeye bağlı olma durumudur. Hayatınız boyunca isteyerek veya istemeden, bilinçli ya da bilinçsiz olarak bağımlı hissettiğiniz bir şeyler olmuştur. Bu bir nesne, bir kedi, bir insan veya bir madde olabilir. Bugün sizlerle maddeye olan bağımlılık, bu maddeleri ve kullanımı sonucunda insanlarda bıraktığı psikolojik ve fiziksel zararlardan bahsedeceğiz.

Ana maddeler halinde madde bağımlılığının sebepleri şöyle sıralanabilir;

Ruhsal sorunları ya da bağımlılığı olan ebeveynin bulunduğu aileler,
Doğru olmayan yetiştirme yolları,
Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği,
Aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar,
Okul veya iş başarısında düşüş,
Sosyal becerilerin zayıf olması,
Sapkın davranışlar sergileyen arkadaşlarla “takılma”,
Okul, iş, aile ortamlarında uyuşturucu kullanımının onaylanıyor olması.

Tabi ki sayılan bu sebeplerin hiçbiri madde kullanımını haklı çıkarmaz. Ancak sebeplerin bilinmesi, madde bağımlılığını önlemek için gereklidir. Madde bağımlılığı; uzun süreli bir tedavi sonucunda ortadan kalkar. Ancak sebepler ortadan kaldırılmadığı ya da minimum düzeye indirilmediği taktirde tedavi sonuç vermez, verse bile tekrarlayabilir. Madde bağımlılığı; ciddi bir sorundur. Bu yüzden nedenleri de ciddiye alınıp üstüne gidilmelidir.

Alkol

Alkol, bir çeşit uyuşturucudur. İnsanın zihnini bulandıran ve sağlıklı düşünmesine engel olan bir maddedir. Alkol alan kişi, alkollü iken sağlıklı düşünemez ve sağlıklı hareket edemez. Bu nedenle, alkol hem kullanan kişi için hem de çevresi için bir tehlikedir.

Dünya Genelinde
Cinayetlerin %85
Aile içi şiddet ve geçimsizliklerin %70
Ölümcül Trafik kazalarının %65
Şiddet olaylarının %50
Tecavüzlerin %50
Sonradan Olan Akıl Hastalıklarının %60

 

Yukarıda yer alan oranların gerçekleşmesindeki en etkili unsur ya da sebep alkoldür.

Doğrudan beyne olan etkiler:

*Vücudun metabolitik hızını düşürür.
*Konuşma zorlukları, dil sürçmelerine neden olur hatta yüksek seviyede kelimeler anlaşılmaz hale gelebilir.
*Görme bozuklukları oluşur.
*Hareket kontrolünde zayıflamalar olur.
*Refleksler zayıflar, tepkiler olması gerektiğinden geç gelir.
*Muhakeme gücü zayıflar.
*Uyku bozukluklarına sebep olur. REM uykusunu ortadan kaldırır bu da yorgun ve bitkin uyanmaya neden olur.
*Yüksek seviyelerde alındığı zaman beyin hücrelerine zarar verir. Beyin hücreleri ve beyni besleyen diğer hücrelerinin bir kısmının ölümüne sebep olabilir.

Esrar

Esrar, alındıktan 30 dk sonra etkisini gösterir. Sigara ile içilen esrarın etkisi 2-4 saat; sindirim yoluyla alındığında bu etki 5-12 saat, düşük etkili marihuana etkisi ise 3 saatten uzun sürmez. Yan etkileri; nabız hızında artış görülme, gözlerin kızarması, ağzın kuruması, baş dönmesi, kalp atışlarının hızlanması, sık sık idrara çıkma ihtiyacı. Kişinin içinde bulunduğu duygu durumuna göre de etki yaratır, ancak  değişmeyen etkileri de mevcuttur.

Kişiler esrar aldıktan sonra sakinleşme ve gevşeme yaşarlar; kendilerini daha rahat hissederler, alkolde olduğu gibi ruhsal inhibisyonları (engelleme) ortadan kalkar. Öfori ve önüne geçilemeyen gülme krizleri gerçekleşebilir. Daha konuşkan olurlar. Yüksek dozda alındığında kullanıcı hoş olmayan duygular yaşayabilir; bunalıma, ruhsal çöküntüye, aşırı uçlara varan ruhsal değişikliklere yol açabilir. Uzun süre esrar kullanımı sonucu kişinin çevreye karşı ilgisi azalır, çalışma ve hareket gücü düşer, kısaca yaşam kalitesini düşürür.

Uzun süreli yüksek doz kullananlarda apati (ilgisizlik) geliştiğini, kişinin daha pasif, ilgisiz ve isteksiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu kişiler çalışmak ve üretmek istemezler. Uzun süreli planlar yapamazlar. Kompleks işleri yapmaya karşı hem istek hem de kapasite azalmıştır. Konsantrasyon yetenekleri kaybolmuştur. Tüm bunlara amotivasyon sendromu denmiştir.

Karakter değişikliği ve hayat tarzında farklılaşma, anksiyete ve depresyon, amotivasyon sendromu, diğer madde kullanımları görülebilir. Uzun süre kullananlarda uyku hali, uyuşukluk, dengesizlik ve kaslarda eş güdüm bozukluğu vardır. Birey bazı motor yetilerini kaybedebilir. Fazla terlerler. Ayaklarda karıncalanma olur. Sigara gibi içildiğinde göğüs sıkışması yaşanabilir.

Kokain

İlk kez 1860’da ayrıştırılan kokain alkaloidi 1880’de ilk olarak lokal anestezik olarak kullanılmıştır. Hala da göz, burun ve boyun cerrahisinde lokal anestezik olarak kullanılmaktadır. 1884’de kokainin genel farmakolojik etkilerini içeren bir çalışma yapan Sigmund Freud’un biyografisini yazanlar Freud’un bir süre için kokain bağımlısı olduğunu belirtmişlerdir. 1880 ve 1890’larda birçok hastalığın tedavisinde kullanılan kokain 1899’da Merck Manual’de listelenmiştir. 1914’de bağımlılık yapıcı etkileri ve yan etkileri tanımlandığında, kokain morfin ve eroinle birlikte bir narkotik olarak sınıflandırılmıştır.

Bu uyuşturucu kişinin kendinden geçmesine yol açtıktan sonra etkilerini göstermeye başlar. Beyin, kalp ve duygular üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Kokain kullanan birçok kişi bağımlı hale gelir ve uzun süre bu bağımlılıktan kurtulamaz. Ara sıra kullanan kişilerde bile ölüm riski vardır. Kullanımla birlikte kalp atışının hızlanması ya da yavaşlaması, göz bebeklerinin büyümesi, kan basıncında düşme ya da artma gözlenir. Kokainin etkileri kısa zamanda ortaya çıkar ve kaybolur. Etkisini hemen gösterir. Yaklaşık 30 ile 60 dakika içinde etkisi kaybolur. Bu süre zarfında eğer tekrar kokain alınmazsa yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmaması için dozun hemen alınması gerekir.

Bağımlılık yapıcı etkisi oldukça yüksektir. Psikolojik bağımlılık bir kez kullanıldıktan sonra bile gelişebilir. Tekrarlanan kullanımlardan sonra tolerans gelişir ve fizyolojik bağımlılık oluşur. Kokain kesildiğinde yoksunluk belirtileri ortaya çıkar, ancak bu etkiler eroin, morfin gibi opiyatlar ile karşılaştırıldığında daha düşüktür.

Kokain kullanımı öncesi ve sonrası

Eroin

Bağımlılık yapıcıdır, çünkü beyne oldukça çabuk girer. Kullanımından sonra derinin yüzeyinde bir sıcaklık, ağız kuruluğu, göz bebeklerinde küçülme, kol ve bacaklarda ağırlık hissi, mide bulantısı, kusma ve ağır kaşınma hissi eşlik eder.

İlk etkilerinden sonra kullanıcılar genellikle birkaç saat boyunca uykulu olurlar. Konuşmaları yavaşlar, dikkat ve bellek fonksiyonlarında bozukluklar görülebilir. Eroin kullanıcılarında HiV virüsü, Hepatit C ve diğer enfeksiyon hastalıklarının görülme nedenleri, bir başkasının kullandığı enjeksiyon araçlarının paylaşılmasından ya da enjeksiyon yoluyla eroin kullanan biriyle korunmasız cinsel ilişkiye girilmesinden kaynaklanmaktadır.

Uzun süreli kullanımında en zarar verici etkilerinden biri bağımlılığın kendisidir. Bağımlılık süreğendir. “Hastalığa” yeniden yakalanma, devamlı bir şekilde (kompülsif olarak) maddeyi arama ve kullanma ile karakterize olur. Eroin, çok güçlü bir şekilde maddeyi aramaya ve kullanmaya motive eden fiziksel tolerans oluşturur.

Eroin kullanımı sonrası

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here