Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan coronavirüs bugüne kadar 9 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Dünyada toplam vaka sayısı 236 bini geçmiş durumda. Toplam iyileşenlerin sayısı da aynı şekilde artarak 85 bine yaklaştı.

Popüler Akım olarak Çin’de şu anda yüksek lisans yapan ve yazar arkadaşımız olan Elif Erkeç ile özel bir röportaj yaptık. Elif Shangai Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi ve bizlere Çin’de coronavirüse karşı yaşadıkları mücadeleyi büyük bir titizlik ve şeffaflıkla anlattı. Türkiye’ye çok önemli tavsiyelerde bulunan Elif Erkeç’e geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, emeklerinden dolayı kendisine teşekkürlerimizi ve kucak dolu sevgilerimizi yolluyoruz.

Elif ErkeçShangai Üniversitesi / Uluslararasi Ilişkiler YL

1-Karantina sürecinde Çin’deki insanların sosyal yaşamı nasıl şekillendi?

Cevap: Herkesin bildiği gibi Çin kültüründe her yeni yıl 12 Zodyak hayvanından biri ile temsil edilir ve Çin Yeni Yılı Çin Takvimi’ndeki en önemli kutlamadır. 2020 yılında da bu festival resmi olarak 24 Ocak- 30 Ocak tarihleri arasında kutlanacaktı. Bahar Festivali adıyla da anılan bu festivalde tüm okullar ve birçok şirket yaklaşık 1 ay tatile girer. Çoğu Çinlinin her yıl merakla ve dört gözle beklediği yılın en uzun ve en önemli tatili olan bu bahar festivalinde ülke genelinde ulaşımın en yoğun olduğu ve Çinli turistlerin yurt içi ve yurt dışı seyahatlerini aylar öncesinden planladığı, milyonlarca öğrencinin evine döndüğü, çoğu yabancının da bu tatili farklı şekillerde değerlendirmek istediği bir dönemdir.

Kısacası bahar festivali dönemine; nüfusun ve temponun yüksek olduğu şehirlerde temponun ve yoğunluğun yavaş yavaş azaldığı ve sosyal hayatın oldukça yavaşlamaya ve sakinleşmeye başladığı dönem diyebiliriz. Tam da çoğu kişinin şehirleri boşaltıp seyahate çıktığı, kendi memleketine ya da ülkesine döndüğü şehirlerin sessizleştiği bir dönemde coronavirüs hadisesi patlak verdi. Okullardaki danışman hocalar durumu biz yabancı öğrencilere ilettiklerinde çoğu dükkân ve alışveriş mekânı zaten kapalıydı ve sokaklar bahar festivali nedeni ile boştu. Bu nedenle durumu özümsemek bizim için biraz zor oldu.

CORONAVİRÜSÜN ORTAYA ÇIKIŞI

Coronavirüs hadisesinin ortaya çıktığı 2019 Aralık ayı boyunca virüs Çin’de de ilk başlarda önemsenmedi. Ancak artış hızı ve virüsle enfekte olan kişilerin sağlık durumlarındaki ciddi değişiklikler tüm ülkeyi ulusal alarma geçirdi. Ocak ayının tam ortalarında kimsenin hayatında görmediği, duyduğunda ise inanamayacağı haberler ortaya çıkmaya başladı.

Fakat şunu açıkça belirtebilirim ki, dış kaynaklı yayınlanan haberlerle Çin’in kendi basın organlarının servis ettiği haberler arasında çok büyük farklılıklar vardı. Bu nedenle olabildiğince dış basın haberlerini takip etmemeye ve Çinli yetkililerin alınması ve uyulması gereken konular başlıklı yayınladıkları haberlere göre hareket etmeye çalıştık.

“Çin inanılmaz bir organize olma örneği sergiledi”

Her gün alınan yeni önlemler açıklanmaya devam etti. Sınırların kapatılması, bazı şehirlere giriş çıkışların kapatılması, toplu ulaşımın durdurulması, bankaların bir ara tamamen kapalı olması, bankamatiklerin bozuk olması, insanların sokağa çıkmaya korkar hale gelmesi ilk başlarda herkesi çok endişelendirdi. Tatil dönüşü ne yapılacak, tatil uzatılacak mı, okullar ve iş yerleri açılacak mı derken herkes büyük bir belirsizlik içinde kaldı. Burada alınan önlemler savaş zamanı alınabilecek üst düzey önlemlerdi. Ve herkesin aklına 3. Dünya savaşına mı giriyoruz düşüncesi gelmişti. Tüm dünya Çine gözünü dikti ve inanılmaz haberler servis edildi. Ancak Çin, Çin milliyetçiliğini pompalayarak halkın birbirine kenetlenmesi sağlandı. Alınan kararlara herkes gönüllü bir şekilde uydu ve Çin inanılmaz bir organize olma örneği sergiledi.

Wuhan’da coronavirüs için inşa edilen hastane süreci.

Bir anda okulların, kampüslerin kapıları kapatıldı, ibadethaneler, kütüphaneler, kafeler, toplu organizasyonlar, spor salonları, yani kısacası temel ihtiyaçların karşılanabileceği yerler dışındaki her yer kapatıldı. Şimdi tüm dünyada ve ülkemizde bu gibi önlemlerin alınması destekleniyor hatta karantinaya girilmesi gerektiği tartışılıyor. Ancak eşi benzeri olmayan, daha öncesinde yaşanmamış bu gibi önlemler hem Çin’de hem de tüm dünyada insanları ciddi endişeye sokmuştu.

2-Aynı karantina sürecinde insanların psikolojileri nasıldı? Bu süreçten sonra hayatlarında neler değişti? Dünyada nelerin mutlaka değişmesi gerektiği hakkında fikirler oluşmaya başladı mı?

Buradaki en büyük sıkıntı bilinmemezlikti. Coronavirüs hakkında bilinenler çok azdı. Henüz ne olduğu, nasıl yayıldığı, nasıl durdurulacağı, nasıl tedavi edileceği, nasıl sonuçlar yaratacağı tam tespit edilememişti. Özellikle haberlerde gösterilen yollarda durdukları yerde yere yığılan insan manzaraları ya da virüsle enfekte olanların kan kustuğu yönünde yansıtılan haberler herkesi çok endişelendirdi. Bu virüs yıllarca filmlerde izlediğimiz virüslerin bulaşması ile milyonlarca ölen ya da zombiye dönüşen insan sahnelerini akıllara getirdi.

Bunun yanında virüsün yarasa çorbası içilmesi ile insanlara bulaştığı yönünde hala kanıtlanamamış haberlerin yayılması herkesi derinden etkiledi.

“Coronavirüsün yayılması nasıl durdurulabilir?” Burada odaklanılan en önemli konu buydu. Çin ve virüs hakkında konuşurken unutulmaması ve dikkat edilmesi gereken bazı şeyler daha var. Bunlar da Çin’in, dünyanın en büyük yüz ölçümüne sahip 3. ülke ve dünyanın en kalabalık ülkesi olmasıdır. Çin anakarası yaklaşık 1.4 milyar insana ev sahipliği yapıyor.

Bunu şöyle tasvir edebiliriz; Türkiye yüz ölçümünün yaklaşık 12 katı, 4 büyük şehrinin nüfusunun da Türkiye nüfusundan fazla olduğu bir ülkeden bahsediyoruz.

Peki yayılmayı nasıl önleyebilirlerdi? Tabii ki karantina yöntemi, evlerden kontrollü çıkış, seyahatlerin durdurulması, temel ihtiyaçların karşılanacağı yerler dışında tüm iş yerlerinin kapatılması, eğitime ara verilip sonrasında online eğitime geçilmesi, dışarı çıkan herkesin hizmet vermeye devam eden mekanlara girerken ve evlerine dönerken ateşlerinin ölçülmesi, temel hijyen kurallarına daha çok uyulması ve maske kullanımı sayesinde.

Virüs yayılımının en agresif olduğu dönemde sokaklar nerede ise bomboştu, marketler açık ama çok az kişi marketlere gidiyordu. İlk etapta marketler boşaltıldı ancak hükümet hemen gerekli önlemi alarak gıda talebini karşıladı. Bu nedenle hiç gıda ya da ilaç sıkıntısı yaşanmadı. Zaman geçtikçe ve sevindirici haberler gelmeye başladıkça sokaklar yeniden hareketlenmeye başladı. Okullar ve devletin desteklediği birçok kurum virüs nedeni ile psikolojik desteğe ihtiyacı olan kişilere talep etmeleri doğrultusunda ücretsiz psikolojik destek vermeye başladı. 

3-Çin basını –sosyal medya, haber, resmi açıklamalar – ve hükümet vakalar ve ölümler hakkında şeffaf mıydı?

Açıkçası bu konuda çokça spekülasyon dolaştı. Hasta sayısı saklanıyor. Krematoryumlarda aralıksız ölüler yakılıyor. Çin gerçekleri gizliyor gibi. Bunların yaşanıp yaşanmadığını tabii ki kesin olarak bilemeyeceğiz. Ancak özellikle virüsün merkez üssü olan Wuhan da çok ciddi olaylar yaşandığını, çok büyük mücadeleler verildiğini biliyoruz.

Virüslü kişilerle temas etmiş olduğu düşünülen kişilerin tek tek tespit edilip karantinadaki evlerinden nasıl toplandığını televizyonlarda hepimiz gördük. Virüsün bulaştığı binlerce insana hizmet etmesi için on binlerce sağlık görevlisi bölgeye sevk edildi. Asker bölgedeki kontrolü ele geçirdi. İnanılmaz bir dayanışma ve kontrol örneği sergilendi.

“ÇİN’DE HAYAT NORMALE DÖNMEYE BAŞLADI”

Çin hükümetinin ne kadar şeffaf davranıp davranmadığı her ne kadar tartışılmaya devam edilse de virüsle eninde sonunda baş etmeyi başardığını görüyoruz.

Virüslü hastaların tedavisi için kurulan özel hastaneler, geçici hastaneye dönüştürülen onlarca hatta yüzlerce spor salonu, fabrika ve okul kampüslerindeki hastaneler son hastalarını da taburcu ederek kapatıldı. Bölgeye sevk edilen tüm sağlık çalışanları evlerine geri dönmeye başladı. Son yaşanan gelişmelerle birlikte Çin’de hayat normale döndü diyebilirim.

4-Çin’de vakalar nasıl azaltıldı? Çin devleti ne gibi deneyimler yaşadı bu konu hakkında? Tedbirlerde gecikme oldu mu?

Çin, eğitim seviyesi en yüksek ülkelerin başında geliyor. Çok gelişmiş bir eğitim sistemleri var.

-Halkın bilinçli olması,

-Alınan kararlara uyması,

-Birlik bilinci ile hareket etmesi,

-Ülke geneli seyahatlerin kısıtlanması,

-Virüsün merkez üssü olan Wuhan şehrine giriş çıkışların kapatılması,

-Bölge bölge ve şehir şehir vaka sayılarının açıklanması,

-Virüslü hastaların belirlenen hastanelerde toplanarak diğer hastanelerin ve hastaların enfekte olmasının engellenmesi,

-Yabancılar da dahil olmak üzere ülkedeki herkesin son 1 ay içerisinde nerelerde bulunduğunun tespit edilmesi,

-Şüpheli temasların bildirilmesi, 

-Ülkedeki herkesin geliştirilen uygulamalarla günlük sağlık ve seyahat bilgilerinin kontrol edilmesi, 

-Virüs nedeni ile maddi zarara uğrayanların ve çalışanların Çin hükümeti tarafından maddi olarak desteklenmesi,

-Ekonomik kaygıların azaltılmaya çalışılması,

-Sosyal devlet, insan sağlığı,

-Ulus geleceği gibi ifadeler kullanılarak halkın dinamik tutulmaya çalışılması,

-Karantina kurallarına uyulması,

-Virüsün bulaşmasına bilinçli şekilde neden olan,

-Karantina kurallarına uymayan,

-Maske gibi en önem verdikleri temel koruyucu önlemlerin üretimi konusunda gerekli standartta üretim yapmadan halkın sağlığını tehlikeye atan ve ülkedeki kaostan faydalanmaya çalışabilecek fırsatçıların çok ağır cezaya çarptırılması konusunda caydırıcı anayasal düzenlemelerin getirilmesi,

-Gerekmedikçe dışarı çıkılmaması,

-Her evden sadece 1 kişinin ihtiyaçları gidermesi amacı ile kart sistemi getirilerek kontrollü evden çıkmasının sağlanması,

-Bağışıklığın güçlendirilmesi konusundaki uyarıların artırılarak kişisel hijyene ve maske kullanımına çok önem verilmesi,

-Wuhan şehrinde ve virüsün en yaygın olduğu bölgede virüsün yayılmasını artırdığı düşünülerek – pazarlarda  ve marketlerde- nakit paranın el değiştirdiği yerlerdeki kağıt paraların toplanarak yakılması,

-Çin genelindeki bankalarda bulunan nakit paraların morötesi ışınlar ve yüksek ısı ile dezenfekte edilmesi,

-Gelişmiş online ödeme yönteminin kullanılarak insanlarla ve para ile temasın en aza indirilmesi virüsün yayılmasını önlemekte uygulanan eylemlerden bazıları. Bu listeyi daha da uzatabiliriz.

Çin’de bankacılık ve alışveriş sektörü inanılmaz bir düzeyde gelişmiş. Saniyeler içinde temassız bir şekilde ödeme yapabileceğiniz telefon uygulamaları var. Bu uygulamaların başında Wechat ve Alipay geliyor. Bizdeki gibi kesintili ödeme ile EFT yapıp hafta içi çalışma saatlerini beklemeniz gerekmiyor.

Saniyeler içerisinde mesaj yolu ile istediğiniz kişiye 7/24 kesintisiz bir şekilde para transfer edebiliyorsunuz.

Her yerde telefonla ödeme yapabiliyorsunuz. Markette, sokakta, alışveriş merkezlerinde, devlet kurumlarında, okullarda, otellerde, metroda, taksilerde, havalimanlarında, tren istasyonlarında… Kısacası hayatın her alanında. Nakit para kullanımı Çin’de çok az ve telefonla ödeme yöntemi ise çok yaygın. Birçok yerde nakit para geçmiyor bile diyebilirim. Çin bu sayede para akışını takip edebiliyor, kişilerin kimlerle temas halinde olduğunu belirleyebiliyor ve her konuda herkesi çok daha kolayca izleyebiliyor. Biz buna toplumu kontrol etme diyelim. Kısacası her an izlendiğinizi biliyorsunuz. Bu gibi gelişmelerin, Çin’in enfekte hastaları tespit etmesini kolaylaştıran en başlıca etmenler olduğunu söyleyebiliriz. Yakın gelecekte de virüs sonrası ne gibi gelişmeler kat edileceğini birlikte bekleyip göreceğiz.

5-Çin’de bu kritik süreçte kalan birisi olarak Türkiye’deki insanlara tavsiyeleriniz nedir?

Dışarı olabildiğince çıkmayın!!!

Lütfen maske kullanın, ellerinizi dikkatli yıkayın, dezenfektan kullanımı konusunda aşırıya gitmeyin. Birbirinize sarılmayın, öpüşmeyin. Herkesin ortak kullandığı araç gereçlerin kullanımı konusunda daha özenli davranın. Marketlerde kullanılan alışveriş sepetleri, toplu taşımada sırasında dokunulan alanlar bunlara örnek olarak verebilirim. Toplu taşıma araçlarını olabildiğince kullanmamaya çalışın. Sağlıklı beslenin ve spor yapın.

Panik ortamı yaratılmasına gerçekten gerek yok. Ki biz burada virüsün ne olduğunu bilmiyorken bile sakinliğimizi korumaya çalıştık. Türkiye’de ve Çin’de virüs hakkında söylenen birbiri ile bazen tam uyuşmayan “Hasta olmayanların maske kullanmasına gerek yok” gibi ifadeler var. Burada virüsün birkaç saat bile olsa havada asılı kalabileceği, bu nedenle dışarı çıkarken insanlarla temas etmeseniz bile mutlaka maske takılması gerektiği konusunda ciddi uyarılar vardı. Ayrıca testi negatif çıkıp 14 günlük karantina süresini tamamlayarak eve gönderilen bazı kişilerde virüs tespit edildiği, testin negatif çıkmasının virüsün sizde olmadığı anlamına gelmediği, semptomları göstermeseniz de virüsü taşıyor olabileceğiniz ve başkalarına da bulaştırabileceğiniz konusunda ciddi bildirimler yayınlandı. Dünya sağlık örgütü virüs konusunda daha yumuşak beyanlarda bulunurken Çin bu agresif önlemleri almaya devam etti.

Virüs kontrol altına alınmış olmasına rağmen hala sokakta maskesiz kimseyi göremezsiniz. Herkes karşısındaki kişiyi taşıyıcı olabilecek potansiyelde görmeye devam edip önlemlerini almaya devam ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here