Yazan: Av. Murat Keçeciler

Son dönemde siyasi analizlerde en çok karşılaşılan tanım popülizm olmaktadır.  TDK’nın sözlüğüne göre popülizm; politik durumu dramatize ederek halkın ilgisini uyandırmak amacıyla yapılan politika ve halk yardakçılığı şeklinde tanımlanmıştır.

Siyaset bilimciler özellikle 60’lı yılların sonlarından bu yana popülizmin tanımını ortaya koymaya çalışmışlardır. Tüm bu çabaların ışığında, popülizmin tek ve kapsayıcı bir tanımının yapılmasının mümkün olmadığında bir ortaklaşma mevcuttur. Tüm popülist hareketlerin ortak noktaları olmasına rağmen, her bir hareketin kendi içinde ünik bir yapı olarak incelenmesi gerektiği konusunda bir mutabakat mevcuttur. Siyaset bilimcilere, göre ekonomik popülist siyasi hareketlerin benzerliklerin olmasına rağmen, bu hareketlerin temel motivasyonları ve motifleri değişmektedir

Popülizm kavramının yeknesak bir tanımını 1970’li yıllarda başlayan ekonomik popülizm açısından yapmak pek kolay olmayabilir. Peki günümüzde yaşanan popülist dalganın 70’lerden farkı var mıdır?

70’li yıllarda sol popülizm ekonomik refah temelinde kamu kaynaklarını kitlelerin beklentileri uğruna hesapsız kitapsız kullanılmasında kendisini gösteriyordu. Bu hareketlerin temelde ortaklaştığı ana unsur, ekonomik rasyonaliteden ve piyasanın temel dinamiklerinden uzak ekonomik uygulamalarda kendisini göstermekteydi. Yarattıkları sanrılar bu hareketlerin de panzehrini oluşturmaktaydı.

Ekonomik bir popülist, ekonomik gerçeklikler ile yüz yüze gelmek zorundadır

Kısa vadeli beklentiler uğruna, uzun vadeli bedellerin ödenmesi ile sonuçlanan ve ekonomik sürdürebilirliği olmayan bu akımlara karşı günümüzdeki popülist hareketler karşısında yaşanan endişe kadar yoğun bir endişenin yaşandığını söylemek mümkün değildir. Günün sonunda ekonomik bir popülist, ekonomik gerçeklikler ile yüz yüze gelmek zorundadır. Ekonomik olarak sıkıntıya düşen toplumlar ise tercihlerini hızla değiştirmektedirler.

Günümüzde, popülizm kavramı ile tanımlanan siyasi hareketlerin toplumlar üzerinde çok daha kaygı verici bir etki bırakmasının nedeni nedir? Sağ ve milliyetçi bir söylemden beslenmeleri mi? Yoksa bu zamanın popülist siyasetçilerinin ekonomik popülistlerden bir farkı mı var? Sonuçta ekonomik bir popülistin ömrü harcayabileceği kamu kaynakları ile sınırlıdır. Kaynaklar tükendikçe yaşanan ekonomik çöküntü, popülist siyasetçinin de iktidarının zamansal sınırını çizmektedir. Ne var ki günümüzde yaşanan süreç 70’li yıllardaki sol ekonomik popülist süreçten çok farklı bir seyir izliyor ve içerik olarak da farklılaşıyor.

‘Siyasi Popülist’

Günümüzdeki popülistler, ekonomik bir popülizmden ziyade demokratik sistemin zaaflarından istifade etmektedirler. Günümüzün popülist liderlerini ve siyasetçilerini ‘‘Siyasi popülist’’ olarak tanımlamak bizce yanlış olmaz.

Günümüzün popülist siyasetçileri, demokratik meşrutiyetlerine inanılmaz bir önem vermektedirler. Kendileri açısından en değerli koz, seçimlerde aldıkları oy olmaktadır. Demokrasi fikrinin ve sistemin barındırdığı zaafları kendi çıkarları için inanılmaz iyi kullanmaktadırlar. Bu konuda onlara en büyük desteği ise demokratik rejimleri korumak için kurgulanan Anayasal Yargı Denetimi sağlamaktadır.

Anayasal demokrasilerin 1940’lı yıllarda yaşadığı büyük krizden sonra, benzer bir sürecin yaşanmaması için Anayasa Mahkemeleri dönemi başlamıştır. Sisteme eklenen bu yeni mahkemeler ile yargısal denetim demokratik sistemin güvenliği için en önemli unsur olarak görülmüştür. Bazı ülkelerde bu yargısal denetim ordunun desteği ile ‘‘taçlandırılmıştır’’. Anayasal yargı denetimi günümüze kadar sağlıklı bir şekilde demokratik rejimlerin işlerliğini sağladığını söylemek mümkündür. Günümüzde demokrasi fikrinin yaşadığı krizin temelinde ilginç bir şekilde anayasal yargı denetim yatmaktadır. Bunun nedeni, yargısal faaliyetler ile siyasi faaliyetlerin denetlenmesi fikrinin ortaya atıldığı zamanda öngörülemeyen bir zaafın ortaya çıkmasıdır.  Gerçekten de Hitler sonrası dünyada anayasal sistemden kaynaklanan imkanları kullanarak rejimi ve sistemi kendi lehine ve toplum aleyhine kullanmak isteyecek siyasilerin engellenmesi için anayasal yargı denetimi kurgulanmıştır.

Anayasal yargı denetimini kurgulayanlar, demokratik sistemin kendi savunma mekanizması ile vurulacağına ilişkin bir kurguyu maalesef yapmamışlardır.  Sistemi savunmak üzere kurgulanan mekanizmanın sistemi zaafa uğratmasını beklemenin ise öngörülebilir bir durum olmadığını kabul etmek gerek.

Sistem kendi savunma mekanizmasına nasıl yenik düşmektedir?

Belli merhalelerin geçilmesi sonucunda sistemsel krize giden süreç kat edilmektedir.  İlk olarak sisteme duyulan güvenin sarsılması gerekmektedir. Günümüz kapitalizmi, içinde ardı ardına yaşanan ekonomik krizler ve liberal demokratik sistemden yana olan hemen hemen tüm siyasilerin bir şekilde yolsuzluk ile anılıyor hale gelmeleri, sisteme duyulan inancın sarsılması açısından yeter şartı sağlamaktadır.

İkinci olarak, sistemsel güven kaybı karşısında ortaya çıkan siyasi yaklaşımlara karşı yargı denetiminin asli çözüm aracı olarak görülmesi önemli bir merhaleyi oluşturmaktadır. Liberal demokrasiler açısından en büyük sorun, kendilerini sorgulayan her siyasi yapı karşısından anayasal yargı denetiminin devreye sokmalarıdır. Siyaset mekanizması içinde yer alan siyasetçilerin tembellikleri, fikri kuraklıkları, rakipleri olan popülist siyasetçiler karşısında politika üretmek yerine yerli yersiz yargısal denetimden medet ummaları yargısal sistemi devreye sokma reflekslerini öncelemektedir.

Bu şekilde, anayasal yargı denetimi belli bir kesim tarafından politika yapım süreçlerine doğrudan müdahale aracına dönüştürülmektedir. Siyasallaşan ve siyasi süreçlerin bir süjesi haline gelen yargısal süreçler, sisteme olan güvenin sarsılmasının en temel sebebi haline gelmiştir.

Günümüz popülist hareketleri açısından bir belirleme yapmak gerekirse;

İlk unsur olarak sisteme olan güvenin sarsıldığı bir toplumsal tabana ihtiyaç duyulmaktadır. İkinci unsur olarak, sistem kendisine karşıt bu siyasi odaklanmaya karşı siyasi bir tepki ortaya koymak yerine yargısal süreçler ile cevap vermeyi tercih etmektedir. Siyasi popülistler açısından bu ikinci hamle büyük bir kaldıraç etkisi yapmaktadır. Hareketin güçlenmesi ve kitleleşmesi ise bu yargısal müdahaleler ile derinleşmekte ve sağlamlaşmaktadır.

Siyasi popülistlerin en büyük avantajları, kendileri karşılarında yer alan siyasi grupların, siyaset arenasında bir söylem ve güçlü bir karşı duruş sergilemek yerine sistemin güvenlik mekanizması olarak kurgulanan Anayasal yargı denetiminin arkasına sığınmaları olmaktadır.

Yargının siyasallaşma süreci ilk olarak siyasi popülistleri engellemek için kullanılarak esasında siyasi popülistlerin en güçlü silahı da kendilerine rakipleri ve muhalifleri tarafından teslim edilmiş olmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here