Kitap Analizi / Umberto Eco: Gülün Adı

umberto eco

Umberto Eco Kimdir?

Umberto Eco, 5 Ocak 1932 yılında İtalya’da dünyaya gelmiştir. Dünyada çok saygın olan İtalyan yazar, edebiyatçı, düşünür ve eleştirmendir. Eco, Bologna Üniversitesinde 1971’den itibaren 40 yılı aşkın bir süre Profesör olarak görev yapmıştır. 2016 yılında ise hayata gözlerini yummuştur.

Yazar, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve estetik anlayışı üzerinde yapmıştır ve en önemli Orta Çağ uzmanlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Çok sayıda edebi ve akademik eser ortaya koyan Eco, Gülün Adı(1980) ve Foucault Sarkacı adlı romanları ile oldukça ün kazanmıştır. Eserlerinde Orta Çağ’a ilişkin bilgisini okuyucuya ustalıkla hissettirmiştir.

Eco, pek çok ödül ve ünvana layık görülmüştür. StregaViareggioAnghiariMedicis ve McLuhan Teleglobe ödülleri olarak sayılabilir Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD’den Foreign Policy ve İngiltere’den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu “Dünyanın ilk 100 entelektüeli” listelerinde, 2005 yılında ikinci, 2008 yılında on dördüncü sırada yer aldı. Takma ismi ise Dedalus’tur.

Gülün Adı Konusu

Gülün Adı, 1980 yılında yayımlanmıştır ve onlarca dile çevrilmiştir. Bu kitap Umberto Eco’nun ilk romanıdır.Kitap, 1327 yılında bir manastırda işlenen cinayetin aydınlatılmasını konu edinmektedir. Ana karakterlerin bu manastıra geliş amacı ise, Hristiyanlık dünyasındaki bir tartışmaya ilişkin müzakerelerdir ve bu yolla Hristiyanlık dünyasındaki dini tartışmaları, siyasi çekişmeleri ve manastır hayatını görebiliyoruz.

Değerlendirme

Umberto Eco, hikayenin büyük kısmını bir keşişin gözünden anlatmıştır. Hikayenin anlatılmaya başlanmasından itibaren bir Orta Çağ manastırının en ince ayrıntısına kadar tasvir edilişine şahit oluyoruz. Giriş kısmından sonra polisiye tadında bir roman okuyormuş hissine kapılabilirsiniz. Yazar, ana karakterlerden William’ın cinayete ilişkin yaptığı soruşturma sırasında tanıttığı karakterler vasıtası ile Orta Çağ’ın kapılarını bizlere açıyor.

Kitabı etkileyici hale getiren unsurlardan biri ise; bazı karakterlerin gerçekten tarihte yaşamış kişiler olmasıdır. Öyle ki, ilerleyen sayfalarda engizisyon yargılaması örneği karşımıza çıkıyor ve yargılamayı yürüten kişi gerçekten de engizisyon yargılamalarına damgasını vuran gerçek bir şahıştır.

Yazar, hikayenin genelinde din ile bilim arasındaki çatışmaya yer veriyor ancak son kısımda ise artık hem cinayetin aydınlatılmasını hem de karakterler arasındaki mükemmel diyaloglar vasıtasıyla bu çatışmanın ayrıntılı bir şekilde aktarılmasına şahit oluyoruz.

Umberto Eco, hikayesini anlatırken 1327 yılındaki ve öncesindeki pek çok olaya atıfta bulunmaktadır.

Papalığın Avignon’a taşınmasının etkileri, Hristiyanlıktaki dini akımlar arasındaki tartışmalar, İslam dünyası ile etkileşimler, Papalık ve Kutsal Roma Germen İmparatoru arasındaki mücadele vs. gibi konulara ilişkin metin aralarında pek çok olay anlatılmaktadır.

Bu döneme ilişkin olarak yapılacak olan tarihi okumaların kitabın okunmasını daha zevkli hale getireceğini düşünüyorum. (Umberto Eco’nun Orta Çağ serisinin 3. cildini özellikle tavsiye ederim.)

GÜLÜN ADI FİLMİ

1986 yılında kitap beyaz perdeye aktarılmıştır. Umberto Eco’nun yaptığı tasvirlerden sonra filmin izlenmesi tatlı bir mutluluk verecektir.

“Köyde, çayırlıkta ateş yaktığımızda karım, ağaçların arasından yükselip ışık demetleri boyunca uçuşan kıvılcımları bilmemekle suçluyordu beni. Sonra, yangın bölümünü okuyunca şöyle dedi: “Kıvılcımlara bakıyordun demek!’’ Yanıtladım: “Hayır, ama bir Orta Çağ rahibinin onları nasıl göreceğini biliyordum.’’ (Umberto Eco)

Not: Umberto Eco vefat etmeden önce yakın bir dostuna söylediği vasiyetinde “Ölümümden sonra 10 yıl boyunca benim adımı kullanarak etkinlikler düzenlemeyin” şeklinde bir istekte bulunmuştur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here