Yönetmen: Miloš Forman

Gösterime giriş tarihi: 20 Nisan 1981 (Türkiye)

Ödüller: En İyi Film Oscar’ı, En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı

Oyuncu direktörleri: Mike Fenton, Jane Feinberg

1975 yılında yayınlanan ve beş dalda Oscar ödülü kazanan bir başyapıt olan “Guguk Kuşu”, çarpıcılığı ile akıllara kazındı ve unutulmaz filmler arasında yerini almayı başardı. Aradan 33 yıl geçmiş olmasına rağmen hala her izleyeni derinden etkilemeye devam ediyor.

Film 1963’de, erkek hastaların bulunduğu bir psikiyatri koğuşunda geçer. Orijinal adı olan “One Flew Over The Cuckoo’s Nest”, -Guguk kuşunun yuvasının üstünden biri uçtu- olarak çevrilse de filmin geneline bakıldığında esas verilmek istenen anlamın “Deliler Diyarından Biri Geçti” olduğunu açıkça anlayabiliyoruz. Bu bahsedilen “biri” Jack Nicholson’ın oynadığı R. P. McMurphy’dir. Hapishaneden çıkmak için akıl hastası numarası yapan ve hastane koğuşuna geldiği anda sisteme karşı bir tavırla diğer hastaları kışkırtmaya başlayan McMurphy’nin bir suç geçmişi vardır. Pek çok kere kavgaya karışmış, şiddet yanlısı ve anarşist yapıda ve kurallara uymayı reddeden biridir. Hastaneye gelişinden kısa bir süre sonra, diğer hastaların tüm sigaralarını kart oyunları ve bahis vasıtasıyla kazanır.

[WPGP gif_id=”7583″ width=”600″]

Başhemşire olan kötü şöhretli Hemşire Ratched ile tartışır, ona başkaldırır, zekası, aklı ve geliştirdiği akla gelmeyecek yöntemlerle ve kendilerini savunmaları için diğer hastaları da harekete geçirir. Hastalarla beraber hastaneden kaçar ve onları balığa çıkarır.

Diğer hastaların neden orada olduğunu sorgulayan McMurphy, pek çoğunun aslında orada kalmayı kendilerinin seçtiğini ve istedikleri zaman gidebileceklerini öğrenince çok şaşırır. Eninde sonunda, onun sisteme karşı savaşının çok fazla soruna yol açmasıyla, elektroşok tedavisine maruz bırakılır ve finalinde lobotomi görür.

Guguk Kuşu

Filmin gücü, değişik faktörlerin birleşimine dayanır. Jack Nicholson’ın müthiş oyunculuğu su götürmez bir şekilde ortadadır ve direkt olarak izleyiciyi kazanmayı başarır. Aynı zamanda diğer aktörlerin ve aktrislerin olağanüstü oyunculuklarını da gözardı etmemek gerekir. Özellikle çok zor bir rol olan Hemşire Ratched rolündeki Louise Fletcher, sistemin ta kendisini oyunculuğu ile gözler önüne serer.  Filmin güçlü hikâyesi, Ken Kesey’nin romanı temel alınarak beyaz perdeye aktarılmış. Kitabın filme mükemmel bir şekilde uyarlanışı ve tartışmasız olarak filmi kitabın üstüne çıkarmaya yetmiş.

Hikâyede, hastaları cezalandırma yöntemi olarak elektroşok tedavisi uygulayan, bu yüzden kötü bir nam edinen hastane ve hastane çalışanları antipsikiyatrik bakış açışının güçlü ifadesi olarak gösteriliyor. İnsanları kontrol ve zapt etmede kurumların gücünün nasıl kullanması veya kullanmaması gerektiğini, kullanılan bu gücün kişilerde yarattığı travmaları başarılı bir şekilde eleştiren filmde özellikle önemi anlatılmak istenen ise tüm doktor ve hemşirelerin aslında hastalara yardım etmek istiyor olduğu gerçeği. Hemşire Ratched bile gerçekten sorumlu şekilde davranmak istiyor gibi ve Ratched Fletcher’ın tasviri, sorumlusu olduğu insanlara karşı iğrenç veya kötü olmayan biçimde. Koğuşu kontrol altına almak zorunda kalıyor ve grup terapi seanslarında hastaların talimatlara uyması için çabalıyor.  Elbette filmin sonuna doğru bir hastanın ölümünden daha fazla olay oluyor ve burası filmin kırılma noktası. İyi niyetlerle de olsa psikiyatrik sistem baskıcı olmak ve otoritelerin taleplerini kendi iradesiyle yerine getirmeyen isyankar bireyleri ezme mecburiyetinde. Bu yüzden film, psikiyatri servisinin eleştirisi olduğu kadar kendilerini yardımsever, şefkatli ve hatta insanları kontrol altına almaya çalışıyor şeklinde tanımlayan diğer kurumların da eleştirisi.

Guguk Kuşu

Tabi ki, yönetmen Miloš Forman’ın filmde tasvir ettiği gibi psikiyatri hastanelerine eskisi kadar rastlanmıyor. Hastanenin psikiyatri koğuşunda uzun zaman geçirmek, günümüz hastaları için ender bir durum ve hala açık olan eski usul psikiyatri hastanesi sayısı çok az. 1960’larda daha az insan ilaç tedavisi görüyordu, şimdi ise pek çok insan ilaçlarla tedavi görüyor. Akıl sağlığı tedavisi için kullanılan neredeyse bütün yöntemler son kırk yılda radikal oranda farklılaştı. Tartışmasız, o zaman için bile insafsızca tedavi yöntemlerinden biri olan elektroşok tedavisi tasviri o zamandan sonra önemli ölçüde gelişti. Ancak bütün değişimlere rağmen Guguk Kuşu, psikiyatrik tedavinin popüler kültürdeki en güçlü tasvirlerindendir, bununla beraber, zihinsel hastalıkların modern sinemadaki betimlemeleri arasında da en iyilerden biri olarak görülür.

Guguk Kuşu

HASTANENİN OYUNCULAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

İlginç bir detay; ekip, filmin çekildiği Oregon Salem’deki büyük bir psikiyatri hastanesinin koğuşlarının birinde haftalar geçirmiş. Forman bunun, filmin olabileceği kadar gerçekçi olması için gerekli olduğuna inanıyormuş, böylece aktörler hastaları gözlemlemek için koca bir zaman harcamışlar. Ayrıca hastanede geçirdikleri tüm zaman boyunca canlandıracakları karakterde kaldılar. Gece gündüz hastanede olmak, böyle bir hayat yaşamanın neye benzediğini aktörlere tam anlamıyla hissettirdi ve bunun onlarda dramatik etkileri oldu.

Forman’ın özellikle grup terapi seanslarındaki kamera tekniği, iki kamera kullanmaktı; biri ile konuşan karakteri göstermek ve diğeri ile tepkilerini izletmek için diğerlerinde dolaştırmaktı. Forman’ın açıklamalarında anlattığı gibi, bu kamera stili aktörlerin oyunculuğunu bile daha gerçekçi kılıyor çünkü karakterden çıkamıyorlar ve bu tamamen odaklı kalmalarına yardım ediyordu.

Diğer bir detay, filmin pek çok izleyicisi hemşireler ve asistanların bazılarının olduğu gibi tüm psikiyatrların filmin çekildiği Oregon Enstitüsü’ndeki gerçek psikiyatrlar tarafından oynandığını ilk önce fark edemedi. Kendi sahnelerinde çok inandırıcıydılar ve bu olay aynı zamanda Forman ve yapımcıların psikiyatrik makamlardan nasıl destek aldığını gösteriyor. Sonradan öğrenildiğinde bu şaşırtıcı gelebilir çünkü açıkça psikiyatriye saldırı olarak algılanıyor. Tabi ki Forman tesislerini kullanmaları için izin vermeye yanaşacak hastane bulmanın ne derece zor olduğunu ve Salem Hastanesi’ndeki psikiyatrların nasıl bulunmaz insanlar olduklarını açıkladı.

Guguk Kuşu

Film, “akıl hastanesindeki insanlar sıradan insanlardan daha deli değil” ve “kapatılma şahsiyet ile doğallığı mahvediyor” antipsikiyatrik mesajlarını verirken aynı zamanda karşıt mesajlar da veriyor.  Demek istiyor ki, sıradan insanlar da akıl hastanesindeki insanlar kadar deli ve filmin esas ahlaki duruşu da insanları etiketlemek veya silmek yerine onlara saygı ile yaklaşmalıyız diyen açık yürekli bir hümanizmi sunuyor bizlere. Filme bu açıdan bakmak, filmi aslında 1970’lerdeki topluma olduğu gibi bugünün toplumuna da uygun kılıyor. Ve bu da akıl hastalığının sempatik ve pozitif şekilde tasvir edildiği birkaç filmden biri sayılabilir anlamına geliyor.

Guguk Kuşu

Özetle, film hem bir sistem eleştirisi hem de o zamanın psikiyatri tedavi yöntemlerine tepki olarak çekildi. Aslında deliler de bir azınlık sayılabilir ancak dışarıdakiler de en az içeridekiler kadar deli.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here