Ortaya çıkmaya başladığı ilk günden itibaren farklı içerik ve türleri ile insanlar üzerinde adeta terapi etkisi yaratan sinema, aslında psikoterapiden ziyade bir sanattır. Yeri geldiğinde hayal dünyamızın kapılarını aralamaya yardımcı olan, kısa süreliğine de olsa bizi farklı dönemlere götürmeyi başaran, bazen güldüren bazen de ağlatan bu benzersiz aktivite, gittikçe kendisini Hollywood ile özdeşleştirmiştir.

Zaman içinde ne oldu da sinema sektörü, kendisini üreten ve insanlara sunan bir endüstri ile bütünleşik hale geldi? Peki tüm sektörü etkisi altına alan Hollywood aslında neresiydi? En başından beri sinema sektörü için mi tasarlanmıştı? Adını, Lee dağının eteklerine kocaman harflerle yazdıracak kadar önemli bir yer haline dönüşen Hollywood’un tarihsel gelişimine gelin hep beraber bakalım.

Cahuenga Vadisi

HOLLYWOOD’UN TARİHSEL GEÇMİŞİ

Aslında Hollywood, California eyaletine bağlı olan Los Angeles şehrinin küçücük noktalarından bir tanesiydi. Halkının tarımla uğraştığı bu şirin kasaba, 1870’li yıllarda kendi halinde bir grup insana ev sahipliği yapıyor ve günlerini sessiz sedasız geçiriyordu. Bölge insanları, Nopal Kaktüsü gibi daha önce pek fazla bilinmeyen bitkilerin tarımını yaparak geçindikleri Hollywood kasabasına Cahuenga Vadisi diyorlardı. Daha sonradan kendi başına duran bu vadi 1903 yılında belediye haline gelerek Los Angeles ile birleşme kararı alacaktı. Böylece şirin kasabamız zamanla Amerikan yapımı filmlerin olduğu stüdyoları barındıracak ve film endüstrisinin vazgeçilmezi haline gelecek olan dünyaca ünlü Hollywood’a dönüşecekti. Emekleme dönemini bırakarak büyümeye dair ilk adımlarını atmaya başlayan Cahuenga’da 1910 yılına kadar sinema sektörüne dair hiçbir iz bulunmuyordu.

Cahuenga Vadisi

O dönem, bilinmeyen yerleri keşfetmesi ile ünlü olan bir adam vardı. İsmi Hobart Johnson Whitley idi. Evlendiği günün ertesi sabahı eşi ile birlikte balayına gitme kararı alırlar ve bunun için Cahuenga Vadisi’ni seçerler. Günümüzde, meşhur Hollywood yazısının bulunduğu tepe olan bu vadide, Whitley ve eşi birlikte gezerken Çinli bir adamla karşılaşırlar. Bu adam kocaman ahşap kutuları bir vagonla taşımaya çalışmaktadır. Whitley’nin o kadar dikkatini çeker ki kısacık boyu olan bu adamın kocaman tahtalarla ne yaptığını merak eder. Adam ”Hauling Wood” taşıdığını söyleyerek oradan uzaklaşır. Kutsal ahşap anlamına gelen bu kutuları götüren Çinli’den esinlenerek, tatil yaptığı boş tepeye bir isim vermek isteyen Whitley, ”holly” ve ”wood” kelimelerini birleştirir. Holly İngiltere’yi, Wood kelimesi de İskoç mirasını temsil edecek şekilde Whitley tarafından kasabaya kısa süre içinde Hollywood ismi verilir. Böylece, kimsenin çok fazla tercih etmediği bu yalnız kasabanın çoğu bölgesini satın almaya başlayarak kasabayı canlandırma işine koyulur.

Hollywood’un isim babası: Hobart Johnson Whitley

KASABANIN GELİŞİM SÜRECİ

Kısa süre içinde kasabaya postane ve otel kuran Whitley, 1902 yılına geldiğimizde The Hollywood Hotel olarak bilinen ve günümüzde dünya starlarının en çok tercih ettiği meşhur otelin temellerini atmıştır. Aynı zamanda bölgeye elektrik getirerek, banka ve restoran kurmuştur. Bu yeni atılımlar sayesinde, yıllardır görünmez bir şekilde varlığını sürdüren kasaba, artık emlak sektörü tarafından değer görmeye başlamıştı. Gizli bir hazinenin açığa çıkması gibi ilgi gören vadi artık eski, küçük, tarımla uğraşan bir kasaba değil, değerli gayrimenkul yatırımlarının açık adresi, yeni hedefi konumundadır.

Whitley, kasabaya gösterilen bu ilgiyi yetersiz bulmuş, daha da ilgi çekmesi ve yoldan geçenlerin bile burayı görebilmesini sağlamak için Lee Dağı’nın eteklerine büyük harflerle ‘’Hollywoodland’’ yazdırmıştır. Böylece bu yazı sayesinde yeni yatırımcılar kasabayı kolaylıkla bulabilecekti. Fakat sonradan ”land” yazısının zamanla tahrip olması ile ticaret odası bölge isminin sadece ”Hollywood” olması gerektiğini kararlaştırmıştır.

Peki yeni gelişmekte olan ve lüks gayrimenkul gelişimi için düşünülen Hollywood’u kim ne için film sektörünün dillerden düşmeyecek yıldızı haline getirmek istedi?

Bu dönemlerde Los Angeles, gelişmekte olan emlak sektörü ile ön planda olduğu için şehirde kimse sinema ile ilgilenmiyordu. Bu yüzden sinema dünyasının gözde şehri aslında ilk başlarda New York idi. Film çekmek için ihtiyaç duyulan bütün malzemelerin temin edildiği yer olmasından ötürü sektörün merkezi haline gelen New York, bütün talepleri karşıladığı için kimse başka bir yere gitme gereği duymuyor ve bütün filmler burada çekiliyordu. Fakat, bu düzenin ardında bir düzensizlik vardı.

AMPÜLÜN MUCİDİ THOMAS A. EDİSON’UN SİNEMA SEKTÖRÜNDEKİ ROLÜ

Film yapımcıları aslında büyük bir problem ile uğraşıyorlardı. Bu problemin ismi Thomas Alva Edison’du. Evet yanlış duymadınız. Ampülün icadı ile tanıdığımız Edison aynı zamanda kameranın mucidi olduğu için film endüstrisine bir kara bulut gibi çökmüştü. Eğer bir film çekmek istiyorsanız sinema dalındaki bir çok hakkı elinde bulunduran Edison’a çok yüksek patent bedelleri ödemek zorundaydınız.

Thomas Edison

New York bölgesinde Edison’un avukatlarına ödeme yapmadan film çekmek mümkün değildi. 

Girişkenliği ile bilinen ve New York ile Chicago’da açtığı stüdyolardan verim alamayan ünlü iş adamı Cecil Blount DeMille de bu durumdan rahatsızdı. DeMille ve ortağı Jesse Louis Lasky, Edison’un avukatlarının tavırlarından artık bıkmışlardı. Şehir merkezinden uzakta, daha rahat hareket edebilecekleri ve ekonomik baskının olmadığı bir yer aramak için yola koyuldular. Sabahın erken saatlerinde yola çıkmışlar ve aylarca Amerika’nın tamamını baştan sona dolaşıp istedikleri gibi bir yer bulamadıkları için son durakları olan Los Angeles’a geri gitme kararı almışlardı. Fakat bunun için dönüş treni 2 gün arayla geliyordu ve mecburen bekleyeceklerdi. Beklerken, bir dağın tepesinde kocaman harflerle Hollywood yazdığını gördüler. Bu sessiz ve sakin yer aslında tam da istedikleri gibiydi. Aynı zamanda Meksika sınırındaydı ve eğer Edison’un avukatları polislerle peşlerine düşerse rahatça sınırdan kaçıp kendilerini koruyabilirlerdi.

Biraz daha düşünecek olurlarsa aslında Los Angeles’da Edison ve avukatlarının sözü hiç geçmiyordu. Hollywood’un hukuki kuralları da film sektörü için esnek ve neredeyse özgür olduğu için en sonunda haftalarca süren çabalarına değecek mekanı bulmanın mutluluğu ile bir ahır satın alıp ilk stüdyolarını kurdular. Kısa bir süre içinde diğer yapımcıların da burayı duyması ile sinema kentine dönüşmeye başlayan Hollywood’a çevreden büyük bir akın gerçekleşiyordu. Ancak yapımcıların kalıcı yatırımlar yapabilmek için güvenebilecekleri bir anlaşmaya ihtiyaçları vardı. Zamanla bir komite kurarak Los Angeles kentinin Dünya Sinema Merkezi olması için işbirliği yapma kararı aldılar. Artık Cahuenga halinden sıyrılıp Hollywood’a dönüşen bu ıssız vadi, bir dünya starı olma yolunda adımlarını atıyordu.

Tüm dünya’ya faydalı bir bilim insanı olmanın yanında, tekelci anlayış ile hareket etmeyi seven Edison, 1891 yılında kamera olarak Kinetograf’ı kullanmış, daha sonra da gösterici olarak Kinetoskop’u bularak sinema teçhizatlarının tamamının patentlerini elinde bulundurmanın avantajına güvenerek avukat ordusu ile yapımcıların üzerine yürümüştür. Bu baskı ve yılgınlığın verdiği çaresizlik sayesinde bugün herkesin New York’u değil Los Angeles’ı konuştuğu dev sektörün tohumlarını atmaya istemeden de olsa yardımcı olmuştur.

Thomas A. Edison

1920’lere geldiğimizde Hollywood artık 36 farklı dilde alt yazı ile film üreten bir sektördü. Sesli filmlerin ortaya çıkması ile birlikte yabancı dil kategorisinde ilk olarak İspanyolca seslendirmeler yapılmıştır. Hatta yıllar içerisinde Hollywood o kadar hızlı yükselmeye başlamıştır ki İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile düşen satışlara rağmen başka yollara başvurarak ivmesini yeniden kazanmıştır. Zamanla Avrupa ülkeleri kendi film endüstrilerini koruyabilmek için Hollywood filmlerine kota koymuşlardır. Hiçbir engele takılmadan Amerikan sineması, üstünlüğünü sürdürmeye devam etmiş, Hollywood’u markalaştırarak sinema sanatı ile özdeşleştirmeyi başarmıştır.

İşte herkesin bildiği, meraklısının daha yakından görmek için sabırla tırmandığı Hollywood tepesinin hikayesini artık sen de biliyorsun 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here