Uzun zaman önce çok çok uzak bir galakside…

Son üçlemenin son filminde, ilk filmde de olduğu gibi J. J. Abrams’ın yönetmen koltuğuna oturduğu Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi, 20 Aralık 2019’da izleyicilerle buluştu. Daisy Ridley, Adam Driver, Oscar Isaac, John Boyega, Carrie Fisher, Lupita Nyong’o, Mark Hamill, Ian McDiarmid, Keri Russell, Billy Dee Williams, Domhnall Gleeson ve Richard E. Grant’ın rol aldığı filmde özgürlük adına verilen son savaşa şahit olduk.

Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi’nin Konusu

Kylo Ren, Büyük Lider Snoke’u öldürmesinin ardından İlk Düzen’in yeni Büyük Lider‘i olmuştur. Acımasız yönetiminin altında galaksi yavaş yavaş umutsuzluğa kapılmaktadır. Luke Skywalker‘ın Güç’le birleşmesinden sonra Rey, kendi içindeki gücü benimsemiş, onu geçmişte tutan bağlarını kesmeyi başarmıştır.

Kylo Ren ve Rey’in arasındaki çatışma giderek artarken, İlk Düzen’de de içsel çalkantılar yaşanmaktadır. Güçte kalabilmek için giderek acımasızlaşan Kylo Ren, onu yenmek için sürekli çalışan Rey, tekrar ortaya çıkan Ren Şövalyeleri, Direniş’i büyütmeye çalışan Poe ve Fin, karanlığın ve aydınlığın savaşı galaksideki tüm dengeleri değiştirecektir…

Ren’in Şövalyeleri

Geçmişten Bugüne Bitmek Bilmeyen İzleme Sırası Tartışması

Star Wars evrenine 1977’deki ilk girişimizden bu yana neler değişti neler… Bir devrin sonu (mu acaba) niteliğindeki ikonik kült serinin son filminde,seyirciye sunulan görsel efekt zenginliğine, çarpıcı dövüş sahnelerine ve Prenses Leia’mızı hala hayattaymışcasına görmemize rağmen teknolojinin gelişmesiyle beraber her şey aslında daha etkili yansıtılabilir miydi sorusu akıllara geldi. Zira teknolojinin daha iyi kullanılabileceğini öngören George Lucas film numaralandırmasını ve izleme sırasını bile buna göre düzenlerken hangi sıralamayla izlenmesi gerektiği hala bitmek bilmeyen bir tartışma konusu. Bana kalırsa 1-2-3 -Solo- Rogue One– 4-5-6-Mandalorian -7-8-9 şeklinde izlenmeli.

Droid’im Olmadan Asla

İlk filmlerden bu yana artık birer sadık droid olmaktan çıkıp en önemli karakterlerden olan C-3PO, R2D2, tabii ki wookie Chewbacca ve “Güç Uyanıyor” filmi ile ekibe dahil olup kalbimize taht kuran ve BB-8’in desteklerinin takdire şayanlığına değinmeden olmaz. Onlar olmasaydı bir şeyler eksik kalırdı… Özellikle C-3PO’nun problem çözme becerisi, R2D2 ve BB-8’in cesurca ve akıllıca yaklaşımları ve Chewbaca’nın savaş ve pilotluk becerileri ana karakterler kadar kıymetli olduklarının kanıtı. Sonunda günü kurtaranlarda başı çekmelerine şaşırmamak gerekiyor.

Direniş’in en önemli kahramanları Poe ve Finn’e bu filmde daha az yer verilmiş olsa da karanlık tarafa karşı savaşta varlarını yoklarını ortaya koyarak direnmeleri, Rey ve davasını her zaman dayanışmayla destekleri ve “Asla yalnız yürümeyeceksin” mottosuyla her ne olursa olsun yanında olmaları ve ‘gücü’ her zaman hissetmeleri mutlu sona beraber yürüyeceklerinin göstergesi oldu.

İçimde ‘Bir His’ Var

Diğer iki devam filmine (Güç Uyanıyor ve Son Jedi) nazaran daha fazla klişe içermesi, Direniş dahil herkesin her hareketini her filmde olduğu gibi bu filmde de “bir his”e dayandırılması ve senaryoda konudan konuya atlanması dışında Kylo Ren ve Rey arasındaki bağ gönlümüzü kazandı. Artık birbirlerini anlamaları, hatta şifalamaları, sonunda birleşip el birliğiyle tabii ki Direniş’in de yadsınamaz desteğiyle karanlık tarafa karşı verilen savaşın kazanılması içimizde ‘Yeni bir umut’ yeşermesini sağladı.

Yine de Kylo Ren-Rey öpüşmesine ne gerek vardı?

Şimdiye kadar bize “hiç kimse” olarak gösterilen Rey’in; aslında, ne yapmak istediğine bir türlü karar veremeyen, neden tekrar ortaya çıktığı belli olmayan, kafası karışık ve dengesiz tavırlı Palpatine’in torunu olduğunu bu filmde öğrenmiş olduk.

Gücünü ve hayatını tekrar kazanmak için Kylo Ren ve Rey arasındaki güçlü bağa ihtiyacı varken, ‘son düzen’i kurup, Rey’den kendisini öldürüp yerine geçmesini istemesi, sonra da”Bir kız beni yenemez!” diyerek Rey’i alt etmeye çalışması ve güç sarhoşluğuna kapılarak sonunda yenilmesinin bize anlatmak istediği şey, kanında karanlık taraf bile olsa önemli olan “ruhun ve onu nasıl yönlendirdiğindir” olan Jedi öğretisiydi. Zaten Rey’in şimdiye kadarki karakter gelişiminde Jedi gücünü nasıl doğru ve yerinde kullanması gerektiğini aşama aşama öğrenmesi onun sonunda ‘sadece Rey’den ‘Rey Skywalker’a dönüşmesini sağladı.

Star Wars’ta Sonu Gelmez Yine De Bitemez Ümitler

Kylo Ren-Rey hikayesinin sonunun ve Rey’in Jedi olma yolculuğunun nihayete ermesi gerekirken aslında muallakta kalması, Luke ve Leia’nın güç hayaletleri Rey’e yol gösterirken Ben Sywalker’ın güç hayaletinin neden yanlarında olmadığı, son üçlemede tanıştığımız Poe, Finn, Rose ve nice yeni karakterin hikayesinin nasıl devam edeceğini görmememiz bazı soru işaretlerine ve hikayenin biraz havada kalmasına neden oldu ve böylece maalesef akıllara kazınacak bir finale kavuşamadık, sonunu bağlayamama problemini yaşadığımız her yapımda olduğu gibi seyircilerin aklında “Böyle mi olacaktı?” sorusu kaldı.

Bir devrin sonu aslında gelmemiş olabilir mi? En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız mı?

May The Force Be WIth You/Güç Sizinle Olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here