Slasher Bir Entellektüel Taşlama: Velvet Buzzsaw

velvet buzzsaw



2014 yılında senarist – yönetmen Dan Gilroy, ünlü oyuncular Jake Gyllenhaal ve Rene Russo ile birlikte son dönemin en önemli iş birliklerinden birine imza attı. Çektikleri Nightcrawler (Gece Vurgunu) adlı film, Louis Bloom adlı sosyopat karakterin, ana akım medyada işe başlayarak günümüzde şiddetin seyircilerin gözünde nasıl pirim yaptığını, bu pirimin dünyada insanlar üzerinde nasıl bir hissizlik ve yabancılaşma yarattığını anlattı. 2014’te ve sonrasında underrated bir film olarak görülen Nightcrawler yavaş yavaş kült bir film halini aldı. En önemli yönlerinden biri de popüler sinemaya hizmet eden bir filmin bu denli cesur bir kapitalist sistem – ana akım medya eleştirisi yapmasıydı.

Nightcrawler’dan sonra 2017’de Dan Gilroy, Denzel Washington ile Roman J. Israel, Esq. adında yine oldukça vasat bir filmden sonra 2018’de Gyllenhaal – Russo ikilisiyle yeniden buluşarak güçlü bir biçimde sinemaya dönüş yapmaya uğraşan Gilroy’un hevesi maalesef kursağında kalıyor. Filmin ana karakteri yine aynı Nightcrawler’daki gibi pek normal bir kişiliği olmayan, çok konuşan, her şeyi bildiğini düşünen ve çok hareketli bir karakter olan Morf Vandewalt. Vandewalt, kariyerinin zirvesinde olan bir sanat eleştirmeni ve herkes onunla iş yapmaya, kendi işleri hakkında olumlu konuşması için etrafında dört dönüyorlar. İkinci ana karakterimiz ise filmin femme fatal’i olarak göze çarpan, genç aktris Zawe Ashton’ın canlandırdığı Josephine. Josephine’in en büyük alameti-ferikası olarak sevgili – eş aldatmada oldukça cürretkar olduğunu görüyoruz. Sevgilisini Morf’le Morf’u da yeni parlamaya başlayan genç ressam adayı Damrish ile aldatıyor. Aslında filmin kilit karakterinin de Josaphine olduğunu söyleyebiliriz çünkü kendisi filmde tüm karakterleri laneti altına alacak eski ressamın kayıp eserlerini buluyor ve onların görüceye çıkmasını sağlıyor. Bunu da Morf ile olan ilişkisini kullanarak yapıyor.

Not: Yazının buradan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir!!!

Eserler ilk olarak Jon Dondon adlı şoför karakterin eline geçiyor ve onlar arabasında bir yere taşırken sigarasını yakmaktayken çakmağı düşüyor ve arabada yangın başlamasıyla Jon, arabadan kurtuluyor ancak sonra eserlerin canlanmasıyla hayatını kaybediyor. Sonra meşhur galeri sahibi olan, Toni Collette’nin canlandırdığı Gretchen, lanetli sanat eserlerinin yeni kurbanı oluyor ve onları inatla galerisinden çıkartmama kararından sonra kolu galerideki bir eserin içine sıkışıyor, parçalanarak kan kaybından ölüyor. Buradan sonra baş karakterimiz Morf te artık kuşkulanmaya başlıyor ve patronu olan, Rene Russo’nun oynadığı Rhodora’ya uyarılarda bulunuyor. Ardından Josaphine, yine çok slasher bir ölüm sahnesiyle, aramızdan ayrılıyor, onunla aynı anda Morf’te ölüyor. Sonra her şeyin bittiğini sanıyoruz ancak hepsinin patronu olan Rhodora da ensesindeki dövmenin canlanmasıyla öldürülüyor.

Film, Jake Gyllenhaal’ın başarılı oyunculuğuyla kendini kurtarmaya çalışıyor ancak bunu başaramıyor. Filmde bir entellektüel sanat sektörünü eleştirme çabası mevcut ancak film bunu maalesef Nightcrawler’daki gibi başarılı yapmıyor. Final Destination serisi ve Friday The 13th filmlerini çağrıştıran absürt ve komik ölüm sahneleri filmi iyice aşağı çekiyor. Bunlar yetmezmiş gibi sonlara doğru bu ölüm sahnelerinin artık üst üste oluşu sanki yönetmenin filmin olmamışlığını anladığı için

hızlıca bitirip rahatlamak istediği gibi de görülebiliyor. Sonuç olarak ümitle seyretmeye başlanabilecek ve özgün de bir konuya sahip olan Velvet Buzzsaw oldukça vasat bir Netflix filmi olarak akılda kalıyor.



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here