Hepimizin bildiği gibi 1980 yapımı Stanley Kubrick şaheseri olan The Shining, adını dünya sinemasına altın harflerle yazdırmış bir filmdir. Mükemmelliyetçi yönetmen Kubrick’in Jack Nicholson ve Shelley Duvall’i sette adeta delirme noktasına getirdiği film, en çok meşhur kapı kırılma sahnesiyle hatırlanır. Bu sahnede Nicholson’ın karakteri Jack Torrence’in baltayla kapıyı kırıp başını aradan geçirerek “Here’s Johnny” diyerek bağırır. Bu sahnenin bir başka önemli özelliği de sinema tarihinde en çok tekrar edilen sahnesi olmasıdır. Bu sahne Kubrick tarafından tam olarak 127 defa tekrar edilmiştir.

Filmde Kızılderili vurgusunun yapıldığı ilk sahne otelde aşçılık yapan siyahi Hallorann’ın mutfakta göründüğü bir sahnede göze çarpar. Bu sahnede Hallorann’ın hemen arkasında Calumet (barış çubuğu) adı verilen nesnenin konservesi vardır. Calumet, Kuzey Amerika yerlileri arasında ritüel olarak kullanılan tütün ve pipo çubuğudur. Böyle bir cismin Shining filminde bulunması elbette manidardır.

Shining filmi
İşte burada Calumet’i Hallorann’in hemen arkasında görüyoruz.

Torrence, bir beyaz Amerikalı olarak Kızılderili mezarının üzerine inşa edilmiş bir otele gelir. Tamamen işgalci Amerikalı’yı temsil eder ve otel henüz çalışanlar tarafından tam olarak terkedilmemiştir. Otelde kendisini siyahi bir aşçı olan Hallorann karşılar. Hallorann ile Torrence kuzeyli ve güneyli karşılaşması olarak Amerikan İç Savaşı’na göndermedir.

Filmin sonlarına doğru da Jack, Hallorann’ı balta (Kızılderili silahı özellikle seçilmiştir.) öldürür. Filmde ölen ilk karakterin siyahi olması tabii ki tesadüf değildir. Ancak burada anlatmam gereken bir sahne daha var.

Jack Torrence, otelin barına ilk geldiğinde Delbert Grady adında bir garson tarafından üzerine şarap dökülür ve Torrence ile Grady tuvalete giderler. Burada Kubrick özellikle aks çizgisini ihlal eder ve Torrence’in aslında Grady ile değil, aynada kendisiyle konuştuğunu, bir nevi hesaplaştığını seyirciye anlatmaya çalışır.

İşte burada Jack Torrence aslında Delbert Grady ile değil kendisiyle ayna karşısında konuşmaktadır. Eğer dikkatli bakılırsa Grady ile göz teması da kurmamaktadır, tamamen aynaya bakmaktadır.

İkisinin diyaloğu ise çok şey anlatır aslında. Grady, otel müdürünün Torrence’a anlattığı olayın baş kahramanıdır. Otelde Torrence’den önce koruculuk yapan Grady, 237 numaralı odada karısı ve iki kızını baltayla doğrayarak öldürmüştür. Torrence Grady’ye onu tanıdığını söyler ancak Grady, yani gerçekte ayna Jack’a bu cinayetleri kendisinin işlediğini, bu otelde sadece kendisinin koruculuk yaptığını söyler ve ekler. Otele bir ‘zenci’ yaklaşmaktadır. Burada işgalci beyaz Amerikalı Jack Torrence adeta uyarılır ve artık yapması gereken şey bir ‘kuzeyli’ olarak güneyli ‘zenci’yi öldürmektir. Siyahi aşçı Hallorann’ı otele telepatiyle çağıranın kendi öz oğlu Danny olması da Torrence’i daha da delirtir ve oğlunu kendine düşman olarak görmeye bunu öğrendikten sonra başlar.

Kan dalgaları halüsinasyonu.

Filmdeki en büyük Kızılderili göndermesi ise Danny’nin asansörden otele doğru fışkırarak ilerleyen kandan oluşan dalgaları gördüğü halüsinasyon sahnesidir. Bu kan dalgaları on yıllarca dökülen Kızılderili kanlarını işaret eder. Filmde kullanılan renkler de ayrı anlamlar taşımaktadır. En çok kullanılan kırmızı, kanı işaret eder… Sarı renk bir tehlikenin geldiğini, mavi renk ise görmezden gelmeyi sembolize eder. Bu arada otelin adı olan Overlook da İngilizce’de görmezden gelme demektir. Yani Overlook Oteli, görmezden gelinen Kızılderili soykırımlarından sonra bir Kızılderili mezarlığının üzerine, mezarlık görmezden gelinerek inşa edilmiştir. Bir diğer alegori ise, filmde kullanılan öldürme aletidir. Torrence’in silahı bir baltadır ki bunu bir önceki sayfada belirtmiştik. Bir başka sahnede de Jack, beyzbol topuyla yani Amerikan kültürünün en popüler sporunun bir malzemesiyle otelin lobisinde oyun oynamaktadır. Ancak topu hışımla duvara fırlatmaktadır ve duvarlarda da Kızılderili maskları vardır. Bu sahneyi de Torrence’in temsil ettiği kuzeyli ırkçı beyaz Amerikalıların Kızılderili nefretine bir gönderme olarak okuyabiliriz. Ancak filmin ilerleyen sahnelerinde ironik olarak karısı Wendy tarafından beyzbol sopasıyla bayıltılarak buzluğa atılır.

Burada gördüğümüz gibi Jack Torrance beyzbol topunu karşıdaki Kızılderili maskına fırlatıyor.

Kırmızı renk haricinde mavi aynı otelin adının geldiği anlam gibi görmezden gelmeyi, sarı ise yaklaşan bir tehlikenin habercisi olarak filmde yer ediyor. Ama bizim bu yazımızda en çok üzerinde duracağımız renk kırmızı… Ki zaten Kubrick tam bir kırmızı hastası ve bu filminde de bu hayranlığını izleyicinin gözüne sokuyor.

Filmde kızılderililerin temsili ise sadece siyahi karakter üzerinden değil, halı motifleri, otel duvarlarında asılı tablolar ve süsler, şöminenin etrafında bulunuyor. Karakterler arasında ise bunun en çok göze çarptığı kişi Torrence’in karısı Wendy. Wendy, film boyunca giydiği kıyafeti ve saçlarıyla tam anlamıyla Kızılderili bir kabile kadınını andırıyor. Filmde Jack Torrence Kızılderilileri katleden Amerika’yı temsil ederken karısı Wendy katledilen Kızılderilileri, filmin sonunda ölümden kurtulan oğulları Danny ise bir sonraki Amerikan neslini sembolize ediyor. Ayrıca Danny’nin Kızılderili motifli otel halılarının üzerinde oyuncak arabasıyla gezindiği sahnede üzerinde olan kazak ta oldukça dikkat çekici. Kazakta USA APOLLO 11 yazıyor. Ve bu yazılar bir uzay mekiği motifinin içerisine sığdırılmış.

Burada ise Danny’nin kazağındaki uzay mekiği içindeki APOLLO 11 USA yazısını görmekteyiz.

Bütün bunların ışığında bu kadar popüler bir film olmasına rağmen The Shining, içinde bulunan eleştirellikle beraber çok ayrı bir yerde durmaktadır. Bunda elbette en büyük pay Stanley Kubrick’e aittir. Çünkü Kubrick, romanı okuduktan sonra tamamen romandan ayrı olarak böyle eleştirel bir film çekmeye karar vermiş ve uygulamıştır. Bu sebepledir ki romanın yazarı Stephen King, Kubrick’in Shining’inden nefret etmektedir.

Kaynakça

Sanatkaravani

Wikizero

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here