İlk olarak Rus psikolog Bluma Zeigarnik tarafındanyarım kalmış, kesintiye uğramış işler tamamlanmışlardan daha kolay ve net hatırlanır” denilerek ifade edilen, bitmemiş ilişkilerimizi neden sürekli hatırladığımızı, yarım kalan aşklarımızı neden unutamadığımızı, ikinci gününde eve geri dönmek mecburiyetinde kaldığımız tatillerin neden daha vazgeçilmesi zor gözüktüğünü sebep-sonuç ilişkisine bağlayan etki. Bu etkinin bir illüzyondan ibaret olduğunu hatırlatmadan geçmemek de fayda var. Bluma Zeigarnik, bu etkiyi restoranda yaptığı gözlemler sonucu bulmuştur.

Zeigarnik, garsonların siparişleri sadece servis sırasında hatırladıklarını, servis tamamlandıktan sonra siparişi hafızalarından sildiklerini fark eder. Konuyla ilgili çalışmalar ve deneyler yapar. Yaptığı çalışmalarla; bitirilmemiş, sonlandırılmamış işlerin, zihni meşgul ettiği ve iş bitince, zihnin bu meşguliyetten kendini kurtardığı sonucuna ulaşır. Bundan mütevellit, zihninizde yarım kalmış her şeyi sonlandırmaktan korkmamak ve bir sonuca bağlayıp, kendinizi telkin yöntemiyle ikna ederek bu etkiden kurtulup yolunuza devam etmekte fayda var.

zeigarnik etkisi
zeigarnik etkisi

Zeigarnik Etkisiyle Korona

Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin yıl dönümüne yaklaşılırken Çin’de ise vakaların artmaya başlamasının üzerinden tam 1 yıl geçti. Hatırlatmak da fayda var Wuhan 1 Ocak’ta karantinaya alınmıştı. Zeigarnik Etkisi ile Korona arasında saptadığım ilginç bir korelasyon var.

Gün geçmiyor ki aşı haberleri yüreklere su serperken, İngiltere’de virüsün mutasyona uğramış halinin aşıya karşı dirençli olup olmadığı, hangi ülkenin aşısının olunması gerektiğiyle alakalı bilinmezlikler devam ediyor. Aşı üreticileri, kendilerine güvenilmesini ve tabii ki de kendi şirketlerinin tercih edilmesi yolunda kampanyalara başladı bile. Peki Korona ile mi yaşayacağız? Bundan sonra alışılmış çaresizliğe örnek olan maske kullanımına ne kadar devam edilecek gibi havada kalan bazı soruların, insanlar da Zeigarnik Etkisi’ni tetiklemesi gibi bir durum söz konusu. Koronadan dolayı insanların hayatlarının aksak şekilde idame ettirmeleri, vücutta kortizol hormonuna bolca rastlamamıza neden sağlıyor. Peki bu durumla nasıl başa çıkılabilir?

“Be Water”

Su gibi olmak deyimini hatırlayanlarınız olacaktır. Ünlü dövüş sanatları ustası ve aktör Bruce Lee’nin bir televizyon röportajında kurduğu bir felsefik öğreti cümlesi.

zeigarnik etkisi
Bruce Lee: Be Water

“Empty your mind. Be formless, shapeless — like water. You put water into a cup, it becomes the cup. You put water into a bottle, it becomes the bottle. You put it in a teapot, it becomes the teapot.”

Burada formsuz olma olgusunu iyi anlamak gerekir. İdealizmin en materyalist düşünceyle örneklenebilir şekliyle; belirli bir forma sahip olan katı maddeler, direnç karşısında eğilebilir, bükülebilir ve sonunda da şiddetin yoğunluğuna bağlı olarak kırılabilir. Ama kendini tanıyan ve belirli ölçüde meditatif zihin haliyle gündelik yaşamını devam ettiren birey, değişimler karşısında su gibi kabın şeklini alır. Burada şeklini alma olgusu bireyin prensiplerinden taviz vermesi anlamına gelmiyor. Tam aksine güçlü disiplin ve prensiplere sahip kişinin her olay karşısında bir davranış ön kabulü vardır. Bu felsefe bir o kadar da insanın aslında ne denli değişime açık olduğunun ispatıdır. Özellikle bir şeyi başarmak istiyorsak, bir hedefimiz varsa ve bu hedefe varabilmenin de belli bir formu varsa bize düşen su gibi biçimsiz, şekilsiz ve akışkan olmaktır.

zeigarnik etkisi
zeigarnik etkisi

Bir şeyi başarmanın yanı sıra kendimizi bir kaba (ortam koşuluna) sığdırmamız ayak uydurmamız gerektiğinde ve gerçekten bu bir mecburiyetse; hoşumuza gitsin ya da gitmesin, bunu yapabildiğimizi göreceğiz. Kontrolümüz dışında gerçekleşen olaylara müdahale edip dalgayı tersine çevirmeye çalışıp alabora olmaktansa, dalganın içinde bir su parçacığı olduğumuzu unutmadan kontrolümüz dışında gerçekleşen olaylara taviz vermeden uyum içinde hareket edip “Survival of the fittest” kanunuyla hareket etmek en sağlıklısıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here