Yazan: Merve Çokgezer

 

Bu yazımızda 1902 yılında İstanbul Kadıköy’de başlayan, Afife’den Jale’ye uzanan bir yaşam öyküsünü paylaşacağız sizlerle.

Ardında çok derin arşivler bırakmamış bu asi ve cesur yürekli kadın, kimse sahneye çıkmaya cesaret edemezken tutkuları uğruna her şeyi göze aldı. Afife’nin düşlerinde hep tiyatro vardı. Birgün her yerden görülen bir çiğ damlası olacak ve geleceği aydınlatacaktı. Düşlerdir, belki de geleceğimize şekil veren…

afife jale

O dönem de yalnızca gayrimüslim kadın oyuncuların sahneye çıkmasına izin veriliyordu.  Muhsin Ertuğrul’un da belirttiği gibi Türk tiyatrosunda, Türk kadınlarının sahneye çıkamaması büyük bir “yoksunluk”tu.

10 kasım 1918’de Darülbedayi (Şehir Tiyatroları), Müslüman Türk kadınları için bir sınav açtı. Bu seçmeleri kazananlar sadece kadınlar için düzenlenecek özel tiyatro oyunlarında oynayacaktı.

afife ve mücadelesi

Afife, bu seçmelere katılıp kazanan beş Türk kızından biri oldu. Üç arkadaşı hayallerinden çabuk vazgeçse de Afife ve Refika Hanım bu mücadelelerini sonuna kadar sürdüren isimlerdir. Aynı yılın aralık ayında; Afife “mülazım artistlik” (stajyer oyuncu) kadrosuna alındı. Bir sene boyunca provalara devam etti. Babası Hidayet Bey, Afife’nin bu işi yapmasına kesinlikle karşıydı. Oyunculuğu hafiflik olarak görüyordu. Dönemin koşulları Afife’nin önünde sert bir kaya gibi dururken o, hep daha yukarı tırmanmaya çalışıyordu.

13 Nisan 1919 gecesi Apollon Tiyatrosunda (şimdiki Reks Sineması) Hüseyin Suat’ın “Yamalar” adlı oyunu oynanıyordu. Oyunun başrolü Eliza Binemeciyan’ın Paris’e dönmesiyle Emel rolünü Afife’ye teklif ettiler. Afife artık hayallerine kavuşmuştu ve bunun ardından bir diğer hayali olan “Jale” takma ismiyle hem kendisi hem Türk halkı için bir ilke imza attı.

Afife, 22 Nisan gecesi Apallon Tiyatrosunda sahneye çıktı. Yıllar sonra o tarihi geceyi şöyle anlatır: “Hayatımda mesut olduğum ilk gece… Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. O piyeste güzel bir sahne vardır; ağlama sahnesi… Orada taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladım… Alkış, alkış, alkış… Perde kapandı, açıldı, bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat Bey, kuliste bekliyormuş. Ben çıkarken durdurdu, “Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı, sen işte o fedaisin.” dedi. Alnımdan öptü. Bu özel gece, tiyatro tarihi kitaplarında Müslüman bir Türk kadınının ilk kez sahne alışı olarak geçer.

Afife jale ve tiyatro sahnesi

İçindeki kıvılcım bir ateşe dönüşmüştü. O, ilk ateşi yakan kadındı. İlk olmak bedeller ödemekti ve Afife hayatı boyunca bedeller ödedi.

Sahneye çıkışından bir hafta sonra “Tatlı Sırlar” oyunuyla tekrar sahnedeydi. Oyun sahnelenirken baskın yapan zaptiyeler Afife’yi tutuklamak istedi. Bu baskınlar devam etti. Her seferinde çeşitli yollardan kaçmayı başaran Afife’ye, Ermeni asıllı oyuncu Kınar Hanım yardım ediyordu. Bazen makine dairesinden bazen de sahne altındaki yoldan kaçıyordu.

Üçüncü oyunu olan Ahmet Nuri Bey’in eseri “Odalık” oynanırken de aynı kaderi yaşadılar. Afife bu sefer kaçarak, Halit Fehri’nin evinde saklandı. Bundan birkaç gün sonra Darülbedayi’ye giderken Kadıköy’de yakalandı. Karakolda taş bir odaya alındı. Komiser Afife’ye “Dinini, milletini, namusunu unutarak sahneye çıkıp oyun oynayan sen misin?” diye sordu. Afife bu soru karşısında her ne kadar kendini ve sanatını savunmaya çalışsa da komiserden cevabını sert bir tokat olarak aldı. O gün serbest bırakıldı. Belediye, Müslüman Türk kızlarının sahneye çıkmasının kesinlikle yasak olduğunu emreden bir bildiriyi Darülbedayi Yönetim Kuruluna yolladı (27 Şubat 1921). Bu bildiriden sonra Darülbedayi yönetimi Afife Jaleyi kadrodan çıkardı.

Babası Hidayet Bey de kızına sırt çevirdi ve evlatlıktan reddetti. Afife artık yalnız, işsiz ve sahnesizdi. Küçük yaşında tutkuları uğruna karşısına aldığı herkes onun ruhunda derin yaralar açmıştı.

afife jale

Psikolojik yorgunluklar, şiddetli baş ağrılarına sebep oluyordu. Geçmeyen baş ağrıları ve çarpıntılarından kurtulmak umuduyla morfine sığındı. En büyük ülküsünü elinden alıp onu bu karanlık sığınağa itmişlerdi.

Afife, Burhanettin Tepsi Kumpanyası ile farklı isimler kullanarak Anadolu’da turneye çıktı. Hisse-i Şaia’da oynadığı “Bican Efendi” rolü ile sinemada seriler çekerek ünlenen Fikret Şadi Karagözoğlu’yla temsiller verdi. Yeni tiyatro topluluğu ile Kadıköy’de sahne aldı. Ancak kısa süre sonra bu toplulukta dağıldı. O günden sonra Afife, Ferhat Tiyatrosunda Kırık Kalp’te oynadı. Fikret Şadi’nin Milli Sahne’siyle çeşitli kentlerde temsillere katıldı.

1923’te ilan edilen Cumhuriyet Yönetimi ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınının tiyatro sahnelerine çıkmasına izin verdi. Fakat Afife’nin devam eden rahatsızlığı onun sahne hayatına engel oluyordu. Çok sevdiği tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.

1928 Yılında Kuşdili Çayırı’nda düzenlenen Bir Bahar Akşamı Hafız Burhan Konseri yaşamını derinden değiştirecekti. Konserde Selahattin Pınar, Hafız Burhan’a tamburu ile eşlik ediyordu. Genç kadın kendisiyle aynı yaşta (25) olan bu bestekardan çok etkilendi. Cesaretini toplayarak Selahattin Pınar ile konuştu ve bestelerinin büyük hayranı olduğunu söyledi. Selahattin Pınar ise bu cesur ve güzel kadına görür görmez aşık oldu.

afife jale ve eşi

Afife ona felaket getireceğini söylese de genç besteci “Benim gibi parası az, imkanı az ama yüreği büyük, rind meşrep, düzcesi biraz serseri, sanat ve musiki tutkunu, Afife Jale’nin hayranı, perestişkarı, aşığı bir adamla evlenmeyi göze alabilir misin?” diyerek evlenme teklifi etti. Selahattin Pınar’ın güftesindeki gibi;

Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz
Derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz

İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığım bu
Şimdi soruyorum büküp boynumu
Ah daha önceleri nerelerdeydiniz
.

Dediler ve evlenmeye karar verdiler. Sanatından kopmuş, koparılmış morfin bağımlısı bir tiyatrocu ile genç yaşta üne kavuşmuş başarılı bir bestekar bir aradaydı artık.

afife ve eşi

Evlenince hayat boyu özledikleri her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar. Selahattin Pınar bugün bile hepimizi alıp başka diyarlara götüren o güzel bestelerini çalar, Afife Jale aşk içinde dinler. Afife sonunda aradığı şefkati, huzuru genç bestekarın kalbinde bulmuştur. O yıllarda Selahattin Pınar’ın besteleri Mustafa Kemal Atatürk’ün ilgisini çekmişti. Paşa’nın sofrasına çağırdığı bestekarlardan biri oldu.

Paşa, Afife’nin tiyatro uğruna yaşadığı maceralardan haberdardı. Afife Jale’ye eskiden beri hayranlık duyduğunu, bu çağdaş Türk kadınından cesaret aldığını Selahattin Pınar’a söyledi.

atatürk ve sofrası

Afife, ilk aşkı tiyatro olmadan kendini eksik hissediyordu. İçinde büyüyen tiyatro boşluğunu uyuşturucularla doldurmaya çalıştı. Her ne kadar bu durumu eşinden saklamaya çalışsa da bir gün Selahattin Pınar, eşinin öğle uykusu için çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında onu damarına morfin şırınga ederken gördü ve kahroldu. Selahattin Pınar karısının acısını anlıyor, onu hayata kazandırmak istiyordu.

Bir gün Afife Jaleye, “Tekrar Darülbedayi’ye başvur.” dedi.

Afife ise “Olmaz, onlar beni kovdular. Kadın olduğum için beni istemediler.” diyerek küskün bir cevap verdi.

Afife morfinden kurtulamıyordu. Selahattin Pınar’a onu terk etmesi için yalvarıyordu. Selahattin Pınar başlarda kabul etmese de, 6 ay sonra “Anladım, sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek.“ diyerek Afife’yi terk etti.

afife jale

Selahattin Pınar, Afife’nin acısını unutmak için birlikte bile yatmayacağı bir kadınla evlenecekti.

Afife ise Kastamonu’da kardeşi Behiye’nin yanında kalmaya başladı. Behiye’nin eşi Kastamonu’nun o dönem ki valisiydi. Afife’nin morfin bağımlılığı öğrenilince dedikodular ailenin peşini bırakmadı. Afife’ye baskı uygulamaya başladılar. Genç kadın bu baskıya dayanamayarak bir gece o evden kaçtı. Giderek artan hastalığı nedeniyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yattı.

Bir gün Perde ve Sahne Mecbuası yazarlarından Nusret Safa Coşkun, hastaneden gönderilmiş bir mektup aldı. Afife Jale yazarla yüz yüze görüşmek istiyordu. Nusret Safa Coşkun bu çağrıya kayıtsız kalamazdı. Hemen Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne gitti. Nusret Safa Coşkun, o gün o odaya girdiğinde gördüklerini şöyle anlatacaktı:

“Örtüyü açtıkları zaman dehşetle yerimden kalktığımı hatırlıyorum. Karşımda sadece iri siyah gözleri ile canlı bir ceset vardı. Ceset yavaş yavaş doğruldu. Bacakları, kolları büzüşmüştü. Deri bir torba içinde beş on kemikten ibaretti bu insan.”

Tanınmaz haldeki Afife Jale konuştu: “Beni unutmuşlar, sahneye çıktığım zaman alnımdan öpen muharrir, beni teşvik eden büyük adamlar, hayranlarım, seyircilerim, arkadaşlarım, hepsi beni unuttular. Ne çabuk… Kapımı çalan, hatırımı soran bir insan yok… Hepsi unutmuşlar.”

O gün Afife Jale, Nusret Safa’dan yardım istedi. “Burada boğuluyorum, tımarhane köşesinde ölmek istemiyorum. Ne yapın edin, beni çıkarın buradan. Neresi olursa olsun buradan daha rahattır. Donuyorum, sırtıma giyecek bir gömleğim yok; görüyorsunuz, her tarafım çıplak… Delilere tahammül edemiyorum, başımın içinde tepiniyorlar. Ben deli değilim, fakat olmak üzereyim. Beni buradan çıkarın da nereye atarsanız atın!” dedi.

Afife Jale’nin deli olmadığı Başhekim Mazhar Osman tarafından onaylandı. Afife bundan bir müddet sonra hastaneden çıkarıldı. Ağabeyi Salah’ın evine yerleşti. Kendi isteğiyle Balıklı Rum Hastanesi’ne yatırılan Afife kimsesizliğin ve yoksulluğun son durağını burada geçirdi.

Cesareti ile geleceği aydınlattı. Bir çiğ tanesi kadar kısa ömrüne tiyatro tutkusunu, sahneye çıkan ilk Müslüman kadın ünvanını ve yaşadığı büyük aşkı sığdırarak 39 yaşında hayata gözlerini yumdu (1941).

Afife Jale’nin cenazesi toprağa verilirken

Ardında sadece ona yazılan besteler kaldı.

Bir Bahar Akşamı: https://www.youtube.com/watch?v=yTCPkH1ap9A

Huysuz ve Tatlı Kadın: https://www.youtube.com/watch?v=_Z9yAviPBqQ

Anladım Sevmeyeceksin Beni Sen Nazlı Çiçek: https://www.youtube.com/watch?v=Jbp7FFRy-dc

Nereden Sevdim O  Zalim Kadını: https://www.youtube.com/watch?v=IX91Yk2Bn50

Gecenin Matemini Aşkıma Örtüp Sarayım: https://www.youtube.com/watch?v=2wLFEKCbUaw

Günümüzde Afife Jale adına her yıl düzenlenen tiyatro ödüllerine, sanat ve iş dünyasından çok sayıda isim katılmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here