Çalıştığım kuruma gelen bir davet maili ile birlikte bugün Karanlıkta Diyalog İş Atölyeleri’nde buldum kendimi. Daha önce içinde bulunmayı çok istediğim bu sıradışı deneyim beni hem heyecanlandırıyor hem tedirgin ediyordu aslında İstanbul Gayrettepe metrosunda bulunan Turkcell Diyalog Müzesi’nde herkese açık deneyimsel sergi bulunurken aynı zamanda şirketlere ve öğrencilere de özel atölye çalışmaları yapılmakta.

Serginin yanı sıra bir deneyim laboratuarı denilebilir iş atölyeleri tarafı için. Bu çalışmalar içinden benim Karanlıkta Diyalog İş Atölyeleri’ni tercih etmemdeki en büyük sebep; bu zamana kadar en büyük korkum olan görme duyumu birkaç saatliğine dahi olsa kaybetmenin bana yaşatacağı hissiyatı yaşamak ve bu anlamda farkındalığımı arttırmaktı. Etkinliğin sonuna geldiğimizde ise bu etkinliğin sadece bir duyu organı ile alakalı olmadığını anladım. Zaten iş atölyelerinin vurgu yaptığı nokta kurumlarda takım çalışmasını eşsiz bir deneyim ile sizlere tattırmak.

Diyalog Müzesi’ne kafamda birçok soru işaretleri ile adım attım. İçeride beni neyin beklediğini, nasıl bir etkinlik olacağını, nasıl hissedeceğimi bilmiyordum. Profesyonel eğitmenler ve görme engelli rehberler eşliğinde önce yarı karanlık bir odada, daha önce hiç görmediğim 13 kişi ile birlikte bir ısınma turu gerçekleştirdik. Eğitmenler bizleri sergi ve iş atölyeleri çalışmaları hakkında bilgilendirdikten sonra herkese ne hissettiğini sordu. İçerideki herkesin cevabı korku, heyecan, belirsizlikti. Yaklaşık 15 dakika süren bu ısınma turundan sonra tarafımıza kurallar aktarıldı ve karanlıkta yönümüzü bulmamız açısından ellerimize sopalar verildi. Karanlık odaya doğru yavaşça yol alırken içimdeki gerginliğin daha da tırmandığını fark ettim.

1-1.5 saat arası değişkenlik gösteren bir çalışmaya başlamak üzere karanlık odaya doğru yol aldık. Işığın yavaşça azaldığı koridordan geçerek karanlık odaya vardık ve orada bizi görme engelli rehberlerimiz karşıladı. Ellerimizi dahi göremediğimiz bir karanlıkta daha önce hiç görmediğiniz insanlar ile bir takım olup çeşitli etkinlikler gerçekleştirdikçe tedirginlik yerini dinginliğe bıraktı. Sosyal statülerin kapı dışında bırakıldığı, unvanların yok olduğu ve önyargıların kırıldığı bir karanlık oda hayal edin. Sadece konuşarak iletişime geçtiğiniz insanlara güvenmek durumunda kaldığınız bu ortamda görüntünün hiçbir önemi olmadığını bir kez daha anlıyorsunuz.

Hepimiz ne kadar önyargılarımızın olmadığını dile getirsek de gün içinde farkında bile olmadan insanlar hakkında sadece görünüşleri ile fikir sahibi olduğumuzu düşünüyoruz. Ya da günün koşuşturmacası içinde sadece 5 dakika gözlerimizi kapatıp etrafımızı dinlemeyi unutuyoruz. Karanlık oda güven ile her şeyin üstesinden gelebileceğimizi anlatıyor bize. İşteki başarımız, statümüz veya yaşımız ne olursa olsun insancıl düşüncenin temele alınması gerekliğini vurguluyor aynı zamanda. Statümüz ne olursa olsun bir olabilmek önemli. En büyük varlığımız ise içinde bulduğumuz andır. Sosyal hayattaki tüm kimliğimizi dışarıda bıraktığımızda içeride bizi yönlendiren şey sadece sezgilerimiz. Yani sadece 4 duyu organımızı kullanarak yaşayabileceğimizi anlatmıyor bu etkinlik bizlere. Algımızı açıyor, farkındalığımızı arttırıyor, sorgulatıyor, öğretiyor, aydınlatıyor… Özellikle günlük hayatında sürekli kontrolü elinde tutmak isteyen bireyler için aslında kontrolü her zaman sağlayamayacağını ve güvenmenin insana inanılmaz bir huzur verdiğini de fark ettiriyor.

Etkinliğin sonunda ışıklar açıldığında ise en başında olduğu gibi herkes duygu ve düşüncelerini dile getirdiğinde düşüncelerinizde yalnız olmadığınızı anlıyorsunuz. Heyecanla başlayıp huzur ile çıktığım karanlık oda aynı zamanda bana kim olduğumu ve neden var olduğumu da hatırlattı.

Herkesin mutlaka katılması gereken bu muhteşem deneyim hakkında detaylı bilgi için buraya tıklamanız yeterli.

Yer: Gayrettepe Metro İstasyonu – İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here