Pazartesi, Mayıs 20, 2024

Bir Yılın Daha Ardından: Her Şey Profesyonellik mi?

Bir yılın daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Acısıyla, tatlısıyla bir yılın daha geride kaldığı anlamına geliyor bu durum. Özel hayatlarımızda yaşamın günlük olarak karşımıza getirdiği tempoyla boğuşmaya devam ediyor, bir diğer yandan ise özel hayatlarımızın idamesi için iş hayatının temposuna ayak uyduruyor, özellikle de şu dönem yıl sonu dediğimiz yoğunlukla uğraşmaktayız. Bu perspektiften yaklaşınca, profesyonel yaşamla ilgili farklı konu başlıkları belirmekte. Geçmiş yazılarımızda o veya bu şekilde hep teknik konu başlıklarına yönelmiş bulunmaktayız. Bu sefer ise, kurumsallık konseptinden çokta uzaklaşmaksızın profesyonel yanımızdan çok biraz daha sosyal yanımıza değen bir yazıyı kaleme almamızın yanlış bir karar olmayacağını düşünmekteyim. Bilhassa yılsonu yoğunluğuyla uğraştığımız ve her geçen gün daha çok dijitalleşmeye başladığımız şu günlerde.

               Tüm yorum ve disiplinleri bir kenara koyarak iş hayatıyla ilgili oldukça temel bir noktada buluşabileceğimize inanıyorum. Zaman. Zaman kavramı, tüm hayatımızın özü de diyebilmekteyiz. İş hayatımız da, sahip olduğumuz zaman içerisinde belli sınırlara sahip bir dönem değil midir zaten? Kariyer dediğimiz olgu da, özünde belirli bir yaştan sonra başladığımız, ortalama 30 veya 30’dan biraz daha fazla süren bir serüven değil midir? İleri yaşlara ulaşabilen insanlarda iş hayatı istisnai haller haricinde artık bir ihtiyaç olmaktan çıkıp, daha az arzuladığımız, yorulduğumuz bir düzene dönüşmekte olup, insanın bir noktadan sonra tabiri caizse spor olsun diye devam edilen bir döngü haline evrilmektedir. Adına iş hayatı dediğimiz bu zaman dilimine odaklandığımıza ise, tüm tecrübelerimizin de oluşmasını sağlayan bir varlığa ulaşmaktayız: Hatıralar.

kurumsal şirketlerde iletişim

BİRLİKTE YAŞAMANIN KİLİT TAŞI: İLETİŞİM

               Evet, hayat zor, iş hayatında olduğu gibi tüm yaşantımızda da başarıya ulaşmak zor. Başarılı olmak, refah seviyemizi arttıran bir kariyere sahip olmak gerçekten kolay değil. Hele ki günümüz düzeninde. Ancak karşılaştığımız, bizleri yıpratan bu zorluklar içerisinde birtakım kalemlerde yumuşatmalar yaratabileceğimiz inancı içerisindeyim. Bunun da birlikte yaşayabilmemizin kilit taşlarından birine dayandığı aşikar görünmektedir. İfade etmeye çalıştığımız kilit taşı ise iletişimdir.

               Genel bir perspektifte dünyaya yaklaştığımızda her şeyin birbiri ile iletişim içerisinde olup neden-sonuç ilişkisine dayandığını görürüz. Dolayısıyla iletişim, ne bu yazıda kısaca ifade edilebilir, ne de tek bir yazı ile tamamen açıklanabilir bir haldedir. İletişim son derece elzem bir derinliğe haizdir. Yaşantımızın bir parçası olan iş hayatının da iletişim üzerine inşa edilmiş olduğunu rahatlıkla dile getirebiliriz.

STRESİN KAYNAĞI İLETİŞİM SORUNLARI MI?

               Kısaca, bu yazılı vesilesi ile değinmek istediğimiz husus nedir? İş yaşantımızdaki stres hallerimizi düşünelim. Evet, zorlu işler olabiliyor, sorunlar çıkabiliyor, bu tip kriz hallerinde ufak çaplı sabun köpüğü misali sürtüşmeler de olabiliyor. Saydığımız ve sayabileceğimiz maddelerle filtreleme yaptığımızda ise genel olarak süreklilik arz eden iletişim sorunları ışığında stres yaşadığımızı görebilmekteyiz.

kurumsal şirketlerde iletişim

               İşte temas etmeye çabaladığımız nokta tam olarak da burasıdır. İnsanların kişilik yapıları ile karakteristik özellikleri birbirinden farklılık gösterebilmektedir. Zaten bu sebeple hepimiz ayrı ayrı değerli değil miyizdir? İş hayatında yüzleştiğimiz çoğu huzursuz tartışmalar şirketlerdeki düzensizlik, sistemsizlik, kişiye göre pozisyonların oluşu kaynaklı ego vb. gibi kurumsallığı ilgilendiren sebeplerden oluşabilmekte. Ve ne yazık ki bu yaygınlık göz ardı edilemeyecek cinstendir. Fakat bu sefer, kaleme almakta olduğumuz bu yazı ile işaret etmeyi arzuladığımız nokta, sorunların teknik sebepleri değildir, bize hissettirdiği sonuçların ne olduğudur.

               Nihayetinde her süreç, her iş, her proje o veya bu şekilde bitiyor ve bizler yolumuza devam ediyoruz. Böylelikle bir yaşanmışlıklar zinciri hayat bulup yıllar geçiyor. Gün geldiğinde ise kariyer dediğimiz iş hayatımız, emeklilik ismini verdiğimiz bir tanımlama ile son buluyor. Bence, bir yılın daha sonuna geldiğimiz şu günlerde önce iç dünyamıza, akabinde de iletişim içerisinde olduğumuz iç ve dış müşterilerimiz ile olan iletişimlerimiz çerçevesinde etki-tepki, neden-sonuç ilişkileri üzerine düşünmek doğru bir hareket olabilecektir. Mutlaka kişiler olarak bizlerin inisiyatifinde olan huzursuzluklar yaratan iletişimler olmuştur. Yaklaşmakta olduğumuz yeni yılla beraber, inisiyatifimizle etki edebileceğimiz hususlarda zaten zor olan hayata yangına körükle değil de elimizden geldiğince su serpmeyi esas kabul etsek, yıllar bizi daha az yıpratmaz mı?

Bir Yılın Daha Ardından: Her Şey Profesyonellik mi?

               Tüm kurumsallık konusu bir yana, gözlemleyebildiğim başarılı değerlendirilen şirketlerde özellikle yönetici kademesinde böylesi bir felsefe ile karşılaşmaktayım. Nihayetinde geçici olan iş hayatı için insanların birbirlerini durumun doğal gerginliği haricinde yormadığı, bir şekilde stres ortamının törpülenmeye çalışıldığı birimlerde fark ediyorum ki başarı daha yüksek oluyor. Bu durumu özellikle çalışma sırasında detayları yakalama ve böylelikle hata oranlarında düşüş yakalanabilmesine bağlamak yanlış bir hareket olmayacaktır. Ve kişiler görevleri bitince ya da görevlerinden ayrılınca da ekip içerisindeki sohbet ortamı ama o şekilde ama bu şekilde devam edebiliyor.

Kanaatimce başarılı yöneticilik aslında bu birliktelik atmosferini oluşturup idare edebilen, daha önemlisi ise de bunu kendinden bayrağı devralan kişiye aktarabilmektir. Kurumsallık da işin sosyal boyutu haricinde bu tip bir atmosferin oluşabilmesine formel ve resmi açıdan zemin hazırlamaya yarıyor aslında. Şirketlerdeki sürdürülebilirlik de özünde belirtiğimiz bu atmosfere dayanmaktadır. Hem ayrıca, şu hayatta en büyük servet hatıralarımızdaki sohbetler değil midir? Profesyonelliğe elbet bir gün ihtiyacımız bitecektir, hatta takatimiz bile kalmayabilir, ancak elbet bir zaman sadece kendimiz ve nihayetinde ismimizle başbaşa kalmaktayız.

               Gelen yeni yılın, hayatın tüm karmaşası ve zorluklarına rağmen hepimize sağlık, bereket, huzur ve hoş hatıralar getirmesini dilerim. Mutlu yıllar.

Saygılarımla.

Ozan Rüştüoğlu
İki eski start-up kurucu ortağı ve üst düzey yöneticisi. Profesyonel iş yaşamı üyesi, serbest bir gözlemci ve dünya vatandaşı. Şirket yapılandırılması ve kurumsal yönetim üzerine çalışmalarda bulunup deneyimler kazanmaya devam eden genç bir danışman adayı.

Related Articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

Son Yazılarımız