Pazar, Mayıs 19, 2024

Kuzey Kore’nin ABD’den Nefret Etmesinin 10 Nedeni

Kuzey Kore Açık Bir Şekilde ABD’nin Ana Düşmanı Olduğunu İlan Etti. Peki Neden? 

Kim Jong-un ve Donald Trump arasındaki gerginlik arttıkça, ABD ile Kuzey Kore arasındaki çatışma da somut olarak artıyor. Her iki taraftan da tehdit edici söylemler ortaya çıkıyor ve bunun neticesinde iki tarafın da askeri güçlerini ortaya koyduğu endişe verici görüntüleri görebiliyoruz. Birçok ülke, iki ulus arasında olası bir nükleer savaşın olabileceğine inanıyor. ABD muhtemelen dış müdahalenin yanı sıra, kimin nükleer silah sahibi olabileceğine veya sahip olamayacağına karar vermeye çalışıyor. Peki neden izolasyonist ve takıntılı olarak özellikle de Kuzey Kore, Amerika’ya karşı bu kadar düşmanlık besliyor? Bu soruyu yanıtlamak için yaklaşık iki yüz yıl geriye dönüp ABD-Kuzey Kore ilişkilerinin tüm geçmişine bakmamız gerekiyor.

General Sherman

Sherman, 19. yüzyılın ortalarında, Kore sınırlarını Batı ticaretine kapattı. Tecrit soykırımında Joseon Hanedanlığı ABD ile savaşmıştı ve bu savaş sonucunda “General Sherman Olayı” yaşandı. 1866 yılında bazı Korelilerin iddia ettiğine göre ABD’nin gerçek amacının Pyonyang yakınlarındaki kral mezarlarını ağır silahlı teknelerle gelip buradaki hazineyi yağmalamak istemesiydi. Fakat her ne kadar olaylar önemli ölçüde tartışılsa da, Kore kuvvetlerinin ağır silahlı toplarla ateş ederken izinsiz bir şekilde Pyongyang’a saldırdığı düşünülüyor. Bu olay genellikle Amerikan müdahaleciliği ve kibrinin bir örneği olarak görülüyor ve 2006 yılında bu durum Kuzey Kore’de posta puluyla propaganda olarak kullanılmıştır.

Shinmiyangyo

Misilleme olarak, ABD 1871’de Kore’ye, “Shinmiyangyo” ya da “Kore Seferi” olarak bilinen Kore’deki ilk askeri harekatı yaptı. Amerikan kara ve deniz kuvvetleri diplomatik temsilcileri, ticari ilişkileri temsil ettiklerini ve General Sherman’a neler olduğunu öğrenmek adına “Ganghwa Adası’na” geldiklerini açıklamışlardı. Bununla birlikte Kore politikası, yabancı gemilerine Han Nehri üzerinde yelken açmasına izin verilmediğini ve dolayısıyla bu seferin silahlı bir çatışmayla sonuçlanabileceğini belirtti. Kore, tecrit politikalarından ve yabancılardan endişe duyuyordu. Bunun sonucu olarak, ABD ile on yıldan uzun bir süre ile müzakereleri reddetti.

Güney/ Kuzey Kore Bölünmesi

İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefikler’in kazandığı zafer, Japon İmparatorluğu’nun egemenliğini sona erdirdi ve birçok Koreli bunun sonucunda bağımsızlık talep etti. Ancak Kore, Kuzeyden SSCB ve Güney’den ise ABD tarafından işgal edilmiş şekilde ikiye bölündü. Böylece Kore, Birleşmiş Milletler seçimlerinin ardından resmen ikiye bölünmüş oldu. Bu durumun geçici olması bekleniyordu, ancak Ruslar ve Amerikalılar arasındaki ideolojik düşmanlık Soğuk Savaş’ın başlamasıyla birlikte artarken, ABD’de Güney Kore’yi askeri bir harekatla işgal etti.

Soğuk Savaş, Komünizm ve Kapitalizm

Kim Il-sung, 1948’de Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni ilan etti. Sovyetler Birliği, Kuzey Kore’yi komünizmin ve kollektivizmin ortak değerleri dolayısıyla hızlı bir şekilde meşruiyetini kabul etti. Bununla birlikte, ABD bu süreçte DPRK*’yi diplomatik olarak tanımıyor ve ekonomik yardım sağlamıyordu. Bunun yerine, 2008’e  kadar süren  ekonomik yaptırımlar uyguladı. Kuzey Koreliler, daha çok ABD’yi Japonya’nın kapitalist ve emperyalist kültürüne bağlı olarak görüyorlardı.

Kore Savaşı 

Sovyetler Birliği ile ABD arasındaki düşmanlıklar sınır boyunca giderek kanlı çatışmalara yol açıyordu ve sonuç olarak 1950’de Kuzey Koreli güçler Güney’i Kore’yi işgal etti. Amerikalılar, Sovyet Komünizminin yayılmasına karşı savaşmak için Güney Kore adına savaşa girdiler. Savaştan sonra iki ülke arasında Kore Savunma Alanı (DMZ) olarak bilinen dört kilometrelik bir sınır bölgesi kuruldu. Kuzey Kore’nin ABD’ye yönelik tutumları önemli ölçüde gergin bir hale geldi. Kore’deki mevcut rejim, işgaller sırasında işlenen savaş suçlarının zulmünü vurguluyordu. Askerlerin masum vatandaşların uzuvlarını koparıp ağaçlarda astıklarını iddia ediyorlardı. Kuzey Kore, ABD Hava Kuvvetlerinin ülke nüfusunun %20’sinin Napalm* ile bombalanarak öldürüldüğünü iddia ediyordu.

Bush Yönetimi

Başkan George W. Bush art arda kötülük ekseni olarak duyurduğu İran, Irak ve Kuzey Kore’yi hedef gösterdi. Her üç ülkenin de kitle imha silahlarına sahip olduğunu ve Kuzey Kore’nin terörle mücadele eden devletlerin listesine alındığını söyledi. Bu durum Kuzey Kore’de yeni bir savaşın ilanı olarak görülüyordu.

Obama Yönetimi

2010 yılında, Güney Kore Cumhuriyet Donanması’nın “Cheonan” savaş gemisi Kore kıyılarında battı. Güney Kore, ABD ve İngiltere tarafından bu olayın soruşturulmasını istedi. Ancak 46 kişinin ölümü, sadece uluslararası kamuoyunda kınama ile geçiştirildi ve Kuzey Kore’ye ait olan bir torpido tarafından batırıldığı sonucuna varıldı.  Kuzey Kore, batan savaş gemisinin bir kaza olduğunu iddia ederek bu olayı reddetti. Ardından, resmi olan Kuzey Kore Haber Ajansı , ABD’yi soruşturmayı manipüle etmekle ve Obama’yı da Asya-Pasifik bölgesindeki istikrarsızlığı artırmakla suçladı. Kim Jong-il’in 2011’de ölümünden sonra, halefi Kim Jong-un, Kim Il-sung’un doğum gününün 100. yıldönümünde bir uydu programı başlatacağını açıkladı. Bu açıklamadan sonra ABD bunun sebeplerinden endişe duymaya başladı. Çünkü uydular teknolojik açıdan füzelere eşdeğerdi ve misillemede gıda yardımını askıya aldı. ABD, Kuzey Kore’nin Batı yakasını vurmak için uzun menzilli balistik füzeler geliştirdiğine inandığından, 2012’de Guam bölgesine füze savunma sistemi yerleştirdi. ABD, nükleer silahlar da dahil olmak üzere şuan Güney Kore’de askeri varlığını sürdürmeye devam ediyor ve Kuzey Kore’nin yaptığı askeri tatbikatları tehdit olarak algılıyor.

Trump Yönetimi

Trump, kimyasal saldırılara tepki olarak Suriye’ye füze saldırısı düzenledikten sonra, Pyongyang Hükümeti ile Beyaz Saray arasındaki gerginlik önemli ölçüde arttı. Kuzey Kore’nin askeri güç ve füze testlerinin birkaç görüntüsüne karşılık ABD, bölgeye savaş gemileri gönderdi ve Güney Kore’ye bir anti-füze sistemi yerleştirmeye başladı: “Terminal Yüksek İrtifa Alanı Savunma Sistemi (Thaad)”. Kuzey Kore bu durumu, ABD müdahaleciliğinin ve saldırganlığının devamı olarak gördüklerini ve bundan rahatsız olduklarını açıkladı.

Amerikan Halkı 

Gallup’un 2015 yılındaki son Dünya İşleri anketine göre Amerikalıların %87’si  Kuzey Kore hakkında olumsuz bir görüşe sahip. 2014 BBC Dünya Servisi anketi ise %90 olumsuz bir tablo ile karşılaştı. Bu durumda ABD’de olumlu bir Kuzey Koreli profili çizmenin olanaksız olduğunu söyleyebiliriz.

Kültürel Çatışma ve Rejim Propagandası

Uzun yıllar boyunca, Kuzey Kore kendi çocuklarına, Amerikan işgalleri döneminde Amerikalıların yıkımını ve yaptıkları savaş suçlarını asla unutmamaları adına, ABD askerlerinin efsanelerinin bastırılması ve ABD emperyalizminden nefret etmeleri öğretiliyor. “Kim” aile hanedanı, kendi propagandasını halkına yaymakta ve Batı’dan nefret etmeye odaklanmaktadır. Bu yüzden halk açlık çekerken bile büyük ordu harcamalarını mantıklı kılmayı göstermeye çalışmaktadır. Ayrıca bunun yanında diplomatik ilişkileri küçümsemekle birlikte uluslararası alanda meşruiyet arayan DPRK gibi güvensiz ve tecrit uygulayan bir ulusun paranoyasını da düşünün.  Tüm tarihine, siyasetine ve kültürüne baktığımızda, Kuzey Kore’nin ABD’ye olan düşmanlığının pek de sürpriz olmadığını anlayabiliyoruz.

Napalm: Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan, alüminyum ya da sodyum palmitatla kendine özgü bir kıvama getirilmiş madde 

DPRK*: Democratic People’s Republic Of Korea 

Tarık Demir

Popüler Akım
Popüler Akım, siyaset, ekonomi, spor, kültür-sanat, tarih, moda, bilim&teknoloji ve sinema gibi birçok alanda çeviri ve denemeler yayınlayan bir sosyal medya platformudur.

Related Articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

Son Yazılarımız