Film Analizi: “Şimdi ya da Asla” (The Bucket List)

0
5285
the bucket list

Merhabaaa 🙂 Popüler Akım Kültür-Sanat Ekibi olarak film analizleri serimize bugün itibariyle başlıyoruz. Bugün serimizin ilk yazısı olan “The Bucket List”, bizde bilinen ismiyle “Şimdi ya da Asla” filmiyle birlikte sizlerle olacağız. Keyifli okumalar dileriz. 🙂

Bazı filmler sadece bir film değildir. Onların hayatınızdaki önemini izlediğiniz o ana kadar bilemezsiniz. Bazen geveze bir arkadaş, bazense anlık bir monotonluk hali sizi, hayatınızı değiştirecek o filme iter.

“The Bucket List” bizde bilinen adı ile “Şimdi ya da Asla”, işte benim için mihenk taşı olan filmlerden birisi. Üniversite yıllarımın miskinlik dönemlerinde karşılaştığım ve hayatımı sonsuza dek değiştirecek olan film. Muhteşem bir senaryoya Morgan Freeman ve Jack Nicholson gibi iki efsaneyi adapte eden yapım, 2007 yılında vizyona girdi. Senaristliğini Justin Zackham’ın yaptığı bu filmi, Rob Reiner yönetmekte. Lakin size dürüst olmam gerekirse, başroldeki efsaneler hariç diğer tüm isimleri zerre merak etmedim. Bu muhteşem filmi sizlere anlatmak gibi bir gayem olmasaydı, muhtemelen de asla bu isimlerden haberdar olamazdım. Çünkü dedim ya size, bu bir filmden daha fazlası. Şimdi sizlere çok fazla spoiler vermeden filmi anlatmaya çalışacağım.

-Advertisement-

Muhteşem müzikleri ile sizi henüz başlangıçta ele geçiren yapım, ilk mesajını çok bilinen bir durum ile veriyor bizlere. O da, ölümün bu hayatta herkes için son durak olduğu gerçeği. Yaşamlarının son durağına yaklaşan ve karakter olarak birbirinin zıttı iki ihtiyar delikanlımız, ölümcül bir kanser teşhisinin etkisiyle bir hastane odasında bir araya gelmektedir. Muhteşem ikilimizin ilki, siyahi bir araba tamircisi olan Carter’dır. Gençliğinde tarih profesörü olmak isteyen Carter, kız arkadaşının hamile kalması ve o dönem Amerika’sında siyahilerin yaşam koşullarının çok kötü olması sebebiyle hayalinden vazgeçip bu işi yapmak zorunda kalır ve hayatının sonuna kadar da bırakamaz. Canından çok sevdiği ailesi, hayatının idealine mal olmuştur. Asi ve yaramaz ihtiyarımız Edward ise milyarder bir iş adamıdır. Yaşamı, parasını rakiplerinden ve eski karılarından korumakla geçmiştir diyebiliriz mizahsen bir anlatımla. Ancak o da mutsuz bir yaşam sürmektedir. Hasta olduğunu öğrendiğinde dahi gelecek tepkileri düşünerek kendi hastanesindeki çift kişilik bir odada tedavi olur. Bilin bakalım bu odanın diğer sakini kimdir?

Film Analizi: "Şimdi ya da Asla" (The Bucket List)

Başlangıçta birbirinden hiç haz etmeyen bu iki ihtiyar, kemoterapinin yarattığı zorluklar karşısında birbirine destek olup iyice kaynaşır. Onları hayata bağlayan tek umut ise üstlerinde denenen deneysel tedavidir. Ancak o da başarısız olunca, sahip oldukları tek ümitte yerle bir olur. Ancak bu inatçı iki ihtiyar pes etmeye pek niyetli değildir.

Bir gün Edward, Carter’ın elinde karalamakta olduğu kağıdı fark eder. Carter’ın lisedeki bir dersten aklında kalan ve “Öteki Dünya Listesi” olarak adlandırılan çalışma, filmimizin ana temasını oluşturur. Ömürlerinin sonuna gelmiş bu iki ihtiyar, o an hayatlarında isteyip de gerçekleştiremediği birçok şeyin olduğunu fark eder. Edward bunun üzerine Carter’a o muhteşem teklifi sunar ve ikili kendi öteki dünya listelerini oluştururlar. Edward’ın sahip olduğu görkemli servet de bu muhteşem macerayı finanse edecektir. Filmin bu anlarında sizi temin ederim içinizin olağanüstü bir yaşam enerjisi ile dolduğunu fark edeceksiniz. Zira hepimizin içinde gizli kalan “keşkelere” savaşınızı ilan etme hissi, sizi olağanüstü derecede heyecanlandıracak. Elbet kullanılan muhteşem müzikler de katalizör etkisi gösterecektir. Ancak muhteşem giden bu yolcukta Carter, bir şeylerin ters gittiğini fark edecektir.

morgan freeman

Çocukluğundan itibaren kurduğu ve yoksulluğun engel olduğu tüm hayaller bir bir gerçekleşmektedir. Ancak yinede bir his onun yakasını bırakmaz ve Carter sonunda anlar. Ailesi onun için en değerli şeydir ve ömrünün son anlarını onlarla geçirmek ister. Edward ise kendisi ile konuşmayan kızından başka kimseye sahip olmayan yalnız birisidir. Bu sebeple Carter’ın ona eşliğini sürdürmesi, onun için çok değerlidir. Hayatta sahip olduğu tek dostunu kaybetmek istemez. Fakat Carter kararını vermiştir ve bu hayal turu sona erer. Carter, Edward’la ayrılmadan önce ondan kızıyla barışmasını rica eder. Ancak kibirli ihtiyarımız bu sözleri gururuna yediremez ve şaşaalı ama yalnız yaşamına geri döner. Ancak şimdi de Edward bir şeylerin yanlış gittiğinin bilincindedir ve bu durumu anlaması için dramatik bir olay gereklidir maalesef. Carter, ailesi ile geçirdiği son mutlu günlerinin ardından fenalaşır ve sonunda da yaşama gözlerini yumar. Bu olay Edward’a son önemli dersini acı bir şekilde tecrübe ettirir. Ölümün olduğu bir yerde daha ciddi hiçbir şey olamaz. Fazla zamanının kalmadığının farkında olan Edward, öteki dünya listesinin son maddesini de yerine getirir ve bu dünyadan mutlu bir adam olarak ayrılır. Lakin size o son maddeyi söylemeyeceğim. Kendinizin izleyip sulu gözlerle etüt etmesini istiyorum.

[WPGP gif_id=”3291″ width=”600″]

Sonuca gelirsek; bu film, hayatımıza ne kadar keşke sığdırdığımız hususunu bizlere göstermekte. Hala sağlıklıyken sahip olduğumuz zamanın ne kadar değerli olduğunu yüzümüze tokat gibi çarpmakta. Sanırım hiçbirimizin hayallerimizi gerçekleştirecek milyarder bir arkadaşımız yok. O sebeple hayallerimizi gerçekleştirmek için çok fazla zamanımız ve şansımız da yok. Bu sebeple sahip olduğunuz fırsatları sonuna kadar kullanın ve unutmayın sakın. İnsanlar ikiye ayrılır; yaşayanlar ve ölmeden gömülmeyi bekleyenler. Dilerim sizler hep ilk grupta olursunuz. Sizlere bir Anglikan papazının etkileyici mezar taşı yazısıyla veda ediyorum. Esenlikle kalın…

[WPGP gif_id=”3294″ width=”600″]

“Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken dünyayı değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım. Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu. İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi ve kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim; ama maalesef bunu da kabul ettiremedim. Şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim. Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, memleketimi daha ileri götürebilirdim. Kim bilir belki de dünyayı bile değiştirebilirdim.”

-Advertisement-

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here