TAŞA YANSIYAN ZERAFET-STRAZZA’NIN DUVAKLI BAKİRE’Sİ

0
275 views
duvaklı bakire
duvaklı bakire

19. yüzyılın ortalarında Giovanni Straza tabiri caizse, bir taş parçasını nakış gibi işleyerek ona zarafet kazandırdı. Helenistik dönmede de örneklerini görebildiğimiz “wet drapery tecnique” altında incelediğimiz bu çalışma, sanat otoriteleri tarafından şaheser olarak kabul ediliyor. Pek haksız da sayılmazlar. İncelediğimiz eser “La Vergine Velata” veya Türkçe karşılığı olarak “Duvaklı Bakire” olarak biliniyor.

Giovanni Strazza, işçiliğini konuşturmuş Duvaklı Bakire heykelinde. Hafif eğik başı, saç örgüleri ve yüzünü saran ipek tül… Eserin hikayesine yakından bakmadan önce sanatçısını tanıyalım..

STRAZZA KİMDİR?

Ne yazık ki heykeltıraşımız hakkında çok fazla bir bilgiye sahip değiliz. 1818 yılında İtalya’nın Milano kentinde dünyaya gelmiş. 1875 yılında ise yine Milano da vefat etmiş. Yaşadığı dönem ve coğrafyaya bakacak olursak, özellikle heykelcilikte Rönesans ve Antik Yunan esintileri kendini göstermekte. Bunun dışında Milliyetçilik akımı ve onu besleyen söylemlerin, çalışmaların ve eserlerin ortalığı kasıp kavurduğu bir dönem. Yine aynı dönemde Barok ve Rokoko rekabeti yaşanıyor da diyebiliriz. 

Strazza sanata dair fikir ve akımlarının böylesine yoğun olduğu bir dönemde, gem ve mermer oymacılıkta duayenleşmiş bir isimdir. “Ismaele abbandonato nel deserto” (çöle terk edilmiş İsmail), Righetto gibi önemli çalışmaları olmasına rağmen, başyapıtı hiç kuşkusuz La Vergine Velata ( Peçeli ya da Duvaklı Bakire) heykelidir.

duvaklı bakire
duvaklı bakire

DUVAKLI BAKİRE

Mermer, ince dokusu hasebiyle işlenmesi en zor taşlar arasında gösterilir. Sanatçı, işleyeceği parçayı seçerken, cinsine, dokusuna, yoğunluğuna, kristal yapısına varana kadar pek çok etmeni göz önünde bulundurur. İşlenme sırasında, büyük parçalar aniden kopması durumunda bütün emek tabire caizse çöp olur. Kullanılan aletler de hiç azımsanmayacak büyüklükte olduğu için, mermer, oyma ve işleme için oldukça zor bir seçimdir diyebiliriz.

Bu bağlamda heykeltıraşımız zor olanı başarmış diyebiliriz. Seçtiği mermer Carara olarak bilinen değerli bir mermer. Dönem İtalya’sının belli başlı bölgelerinde (Genellikle Tusca’da) çıkıyor ve toplumun ileri gelenlerinin, aristokrasinin, zengin sınıfın evlerini süslüyor.

Bernini: Hades’in Persephone’yi kaçırması…

Duvaklı Bakire”de kullanılan teknik Antik Yunan heykeltıraşlarının da sıkça kullandığı bir teknik olan “wet drapery tecnique”, yani ıslak giysi tekniği. Strazza’nın yaşadığı dönemde de örneklerini görmemiz mümkün. Bernini’nin “Hades ve Persephone’un kaçırılması” yine aynı dönemde bu teknikle yapılan başarılı çalışmalardan biri.

Fakat Strazza’yı farklı kılan, bu tekniği hayal gücü ile beslemesi olmuş. “Islak giysinin” arkasına bir yüz yerleştirmek bir yana, yüzdeki duyguyu görene aksettirebilmek, her baba yiğidin harcı değildir diyebiliriz. Günümüz şartlarında 3D yazıcılar vasıtası ile böyle bir çalışma ortaya çıkarmak dahi oldukça masraflı ve zorken, zor bir materyal ile 19. Yüzyılda böyle bir işçilik ortaya koymak takdire şayan.

Meryem’in yüzündeki ifade Michelangelo’nun Madonna’sını andırıyor. Sanat otoriteleri heykelin mimiklerini “hüzünlü veya dua ediyor” şeklinde yorumluyorlar. Peçe ise, kapalı gözler ve başın hafif eğik duruşuyla sergilediği elemli duruşu, naifçe sarıp sarmalıyor. Saçlarındaki örgü detayları bile atlanmamış. Peçe o kadar ince bir görüntüde ki, heykelin karşısına geçtiğinizde, rüzgarlı bir havada uçuşacakmış gibi hissedebilirsiniz.

Michelangelo: Bruggeli Madonna

Heykelin orijinali ise evinden çok uzakta, Kanada’da St. John’s Katedral Meydanı’nda sergileniyor.

HAYAL GÜCÜ VE HAYAT

Strazza’yı döneminin sanatçılarından farklı kılan hayal gücü demiştik. Bu hayatımızın her alanında geçerli. Bir eserin inşasında olduğu gibi, hayatımızın inşasında da hayallerimizin çok önemli bir yeri var. Bireyin gerek dış görünüşü, gerek söylemleri ile farklılaşmaya çalışması, farklılaşarak toplumda değer bulacağı inancına kapılması, ne yazık ki büyük buhranlara sebep oluyor.

Dopamin ihtiyacını farklı tarzlara bürünerek sağlamaya çalışmak yerine, bu farkı hayal gücümüzle ortaya koyabiliriz. Ve bunu hayatımıza istihdam edebiliriz. Strazza gibi, Da Vinci gibi ya da kızına kendi yazdığı ninniyi söyleyen bir anne gibi. Oğluna uçurtma yapmayı öğreten bir baba gibi.

Akıl, yağmur damlasının göklerle vedalaşıp neden bir toprak parçasına erişmeye çalıştığını açıklamaya çalışır bize. Kalp, bulut ve yağmur vedalaşmasındaki hüznü, yağmur ve toprak kavuşmasındaki sevinci aksettirir idraklerimize. Hayal gücü ise yağmur damlasının toprağa düşerken hangi şarkıyı mırıldandığı tahmin etmeye çalışır. Sizce yağmur hangi şarkıyı mırıldanıyor?

abandoned ismael
Çöle Terkedilmiş İsmail

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here