Yazının başlığı olan bu soruya herhangi bir detaya inmeden hemen cevap verelim. ‘’Marka’’ olabilmek için! Marka olmak ise pek çok dolaylı yoldan katmadeğer demektir. Katmadeğer ise kabul edeceğiniz üzere kazanç, yani kâr demektir. İş hayatında hepimizin ana amacı kâr etmektir değil mi?

               Günümüz dünya düzeni şirketlerin, daha doğru bir tabir ile kurumların oluşturup yönettiğinden bahsetmiştik. Bu noktada marka kavramı ise, şirketlerin bahsi ettiğimiz yönetimi nasıl gerçekleştirdiklerini açıklamak için anahtar kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Marka kavramı; otomatikman marka değeri kavramını doğurur ve marka değeri, ilişki içerisinde bulunulan müşteri portföyü üzerine manipülasyon yaratır. İşte bu, şirketlerin en büyük silahlarından biridir. Tabii ki marka değeri kavramı arka tarafında gerçekleşen, mutfaktan gelen pek çok farklı değişken ve etmenin bir araya gelmesiyle oluşur. Ben bahsi ettiğimiz bu mutfağa ve mutfak düzenine ‘’tedarik zinciri’ ismini vermekteyim.

Esas kazanç, uzun vadede kazanılan kazançtır

               Philip Kotler’e göre marka; üretici ve satıcının tüketicilere belirli özellik ve yararları sürekli olarak sunacağının bir vaadi ve kalite garantisidir. Burada ‘’sürekli olarak’’ ifadesinin dikkatimizi çekmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü esas kazanç, uzun vadede kazanılan kazançtır. Tedarik zinciri yönetimi konusu ise işte tam olarak bu noktada bulunup başlıyor. En nihayetinde süreklilik demek, bir süreç işidir.

               Günlük hayatımızda sık sık karşılaşıp temas ettiğimiz markaları göz önüne alalım. Sadece basit bir örnek verebilmek için arama çemberimizin çapını daraltıp tekstil sektörünü göz önünde tutalım. Diğer pek çok sektör bil tabii bu konu için örnek verilebilmektedirler. Her türlü olası olumsuz duruma karşın, herhangi açık bir marka veya şirket ismi vermeden hemen hemen her AVM’de karşılaşıp ürünlerine yüklü miktarlarda paralar ödediğimiz markaları düşünelim. Özellikle de yabancı markalar. İnternet üzerinden yapabileceğimiz çok ufak bit araştırma ile de göreceksiniz ki bu markalar dünyanın en değerli ilk 500 şirketi arasında bulunmaktadır. Hatta bazıları ilk 50 şirket içerisindedir. Bu markaları incelediğimizde ise kendilerinin dünyanın herhangi bir bölgesinde veya bazı bölgelerinde sadece genel yönetim merkezleri olduğunu görmekteyiz. Ancak kendilerine ait herhangi bir üretim tesisi bulunmamakta.

‘’Outsource’’, yani dış kaynak kullanımı prensibi ile oluşan bir çalışma düzeninden bahsediyoruz. Yani genel merkez, ürünlerini üreten bu şirketleri (fasoncu şirketler) taleplerinin başlamasından müşteri portföylerindeki nihai tüketiciye varana kadar ki tüm sürecin bir parçası olarak görmektedirler. Açıklamasını yaptığımız bu sürecin yönetimine ‘’tedarik zinciri yönetimi” denmektedir.

                Ülkemiz şirketleri özellikle belli başlı sektörlerde gerçekten başarılı şirketlere ev sahipliği yapmakta. Bizlerin sahip olduğu marka değeri yüksek şirketlerimizi incelediğimizde, bu şirketlerimizin nihai tüketicilerine sağladıkları ürün veya hizmetlerin ilgili tüm süreçlerini oldukça başarılı yönettiklerini görmekteyiz. Ancak bu şirketlerimiz azınlık grubunda, peki çoğunluk ne durumda?

               Çoğunluk şirketlerimiz, özellikle ara ürün-hizmet grubunda şirketler olma özelliğine sahip. Yani sadece üretimi, bir diğer ifade ile operasyonel faaliyetleri sağlayan şirketlerdir. Bu demek oluyor ki fiziki bir iş söz konusu. Bu demek oluyor ki işin ‘’lojistik’’ kısmıyla daha çok haşır neşir olmaktayız. Fiziki işlemlerde çözüm ortakları (veya sağlayıcıları) çok daha fazla sayıda alternatife sahiptir ve çeşitli kalitelerde olmak kaydıyla tek bir işlemi gerçekleştirirler. Daha da önemlisi, tüm bu işlemleri kendilerini tedarik zinciri içerisine anlaşıp yerleştirmiş ilgili süreç sahibi şirketlerin talepleri üzerine gerçekleştirirler. Bu sürecin sahibi olan şirketler ise markalardır. Markalar, esas hak ve pay sahibi şirketlerdir. Bu ifadeler sadece büyük şehirlerimizin herhangi birinin ticaret odalarından elde edilebilecek istatistikler ile dahi kanıtlanabilir.

‘’Ürettiren’’ firmalar uluslararası birer marka olup dünya büyükleri listesine giriyor

               Bu çalışma prensibinde akla gelen her anlamda sadece fiziki lojistik-üretim işlemini yapan şirketler sadece zinciri oluşturan elemanlar olmaktadırlar. Evet bir zincir, kendisini oluşturan halkalar olmaksızın var olamaz fakat günümüz küresel dünya düzeninden bahsetmekteyiz. Dolayısıyla zinciri oluşturacak çözüm alternatifleri önceden de belirttiğimiz üzere oldukça fazla sayıda. Bu tip şirketler tüm tedarik zinciri içindeki konumları gereği zincir sahibine sağladıkları hizmetin karşılığını alıp kâr etmektedirler. Çözüm ortaklarına ödenen miktarlar büyük sayılar kabul edilebilir fakat unutmamak gereklidir ki esas kazanç zinciri oluşturan, tasarlayan ve yönetene aittir. Bu sebeple üretici firmalar daha çok ulusal firmalar olarak kalırlarken ‘’ürettiren’’ firmalar uluslararası birer marka olup dünya büyükleri listesine giriyor.

KATMADEĞER’İN ÖNEMİ: NE KADAR FAZLA KATMA DEĞER O KADAR FAZLA BAŞARI

               Özellikle yazının son kısımlarındaki bazı ifadeler biraz ağır olmuş olabilir ancak hali hazırda başarılı olduğumuz alanlarda daha da fazla başarılı olabilmek için tedarik zinciri kavramının önemine daha fazla dikkat gösterip teknik detaylarına yönelik çok daha fazla çaba göstermemiz gerektiği inancına sahip bulunmaktayım. Günümüz küresel ekonomik dünya düzeninin en temel altın anahtarlarından birisi o veya bu şekilde tedarik zinciri yönetiminden geçmektedir. Profesyonel ve başarılı bir tedarik zinciri yönetimi süreci, tedarik zinciri sahibi şirketlerin omzundan büyük bir yük (kısaca operasyonel faaliyetler)  alacağı gibi katmadeğer yaratılmasından ötürü uzun vadedeki toplam kazancımızda gözle görülür bir yükseliş söz konusu olacaktır. Ne kadar yoğun bir katmadeğere sahip olursak, ulusal değil, uluslararası başarılı oyuncuların bulunduğu gruba girebiliriz ve inanıyorum ki bunu gerçekten başarabiliriz. Bu potansiyel bizlerde gerçek bir şekilde tamamen bulunmakta.

               Taktir edeceğiniz üzere başarılı bir tedarik zinciri yönetiminin nasıl olacağı ve teknik alt yapısı çok daha detaylı bambaşka bir anlatı konusudur. Bu yazıdaki amaç, tedarik zinciri yönetiminin önemini ve yeni dünya düzenindeki yerini vurgulamaya çalışmaktır. Umarım ki bu kısa yazı, tedarik zinciri yönetiminin önemini ortaya koyabilmekte ufak dahi olsa bir yarar sağlayabilmiştir. Yazının beğeninizi kazanması dileklerimle,

Saygılarımla…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here