SÜPER LİG KAOSU! 12 FUTBOL KULÜBÜN İSYANI NEREYE VARIR?

0
968
avrupa süper lig

Avrupa Süper Ligi Nedir? Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin 12 tanesi kendi aralarında Avrupa Süper Ligi olarak yeni bir yapılanmaya gideceklerini açıkladılar. Esasında Avrupa futbolunun önde gelen kulüpleri farklı dönemlerde bu tür denemelerde daha önce de bulunmuştular. Geçmişteki bu tür girişimler, düşünce ve kamuoyu yoklaması düzeyinin ötesine geçmemişken bu sefer, bu 12 kulüp Avrupa Süper Ligi’ni kurduklarını deklere etmişlerdir.

SÜPER LİG KURUCU TAKIMLARI KİMLER?

Kurucu 12 takım İngiltere Premier Ligi’nden Arsenal, Chelsea, Liverpool, Manchester City, Manchester United ve Tottenham; İspanya La Liga’dan Atletico Madrid, Barcelona ve Real Madrid; İtalya Seria A’dan AC Milan, İnter Milan ve Juventus oluşmaktadır. Kurucular ligin 20 takımdan oluşacağını ve 8 kulübün daha ekleneceğini ifade etmişlerdir.  Bu 8 takım hangi ülkeden olacak veya hangi kulüplerin dahil olacağı şu anda belirsizdir.

-Advertisement-
avrupa süper lig

Bu İsyan Veya Ayrışma Neticeye Varır Mı? 

Bunun cevabı için uluslararası sporun; organizasyonuna, hukuki çerçevesine ve işleyişine bakmakta fayda var.  Uluslararası spor, şemsiye kuruluş konumunda olan Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) önderliğinde; ulusal federasyonlar, milli olimpiyat komiteleri, uluslararası federasyonların Olimpik Şart altında ortak bir amaç ve hedef etrafında faaliyet göstermesiyle bugünkü seviyesine gelmiş ve önemli bir endüstri halini almıştır.

IOC’i 23 Haziran 1894 yılında Fransız Baron, Pierre de Courbetin’in çabalarıyla antik olimpiyat oyunlarını canlandırmak için 13 ülkenin katılımıyla Paris’te toplanan Uluslararası Atletizm Kongresi’nde menfaat amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olarak kurulmuştur.

avrupa süper lig
IOC BAŞKANI THOMAS BACH

IOC ilk kurulduğu günden itibaren, kendisinin ve uluslararası federasyonların otoritesinin sağlanmasını hedefleyen bir uluslararası spor hukukunun ortaya çıkmasını ve gelişmesini amaçlamıştır.  Uluslararası spor hukuku, IOC’un gayretleri ile uluslararası spor faaliyetlerinin politik ve sosyal sonuçlarını düzenleyen kurallar, usuller ve prensipler bütünüdür. 

Uluslararası spor faaliyetleri dendiğinde ise ilk akla gelenler; Olimpiyat Oyunları, Dünya Şampiyonaları, Kıtasal Müsabakalardır.  Bu müsabakaları düzenleyen NGO niteliğindeki federasyonların kuruluş belgeleri ve statülerinin yanı sıra bu kurumlar tarafından yayınlanan belgeler, kabul edilen kurallar da uluslararası spor hukukunun temel çerçevesini, prensiplerini ve yapı taşlarını oluşturmaktadır. IOC yarı yargısal bir kurum olarak, kurulduğu ilk günden itibaren uluslararası spor etkinliklerin, milli hukuklardan bağışık bir çerçevede kalması için önemli bir çaba ve gayret ortaya koymuştur. 

SÜPER LİG KAOSU! 12 FUTBOL KULÜBÜN İSYANI NEREYE VARIR?

IOC ve Uluslararası Spor Federasyonları, uluslararası spor hukukunun uluslararası kamu hukukunun bir alt dalı olarak ve uluslararası teamül hukukunun esaslı bir unsuru olarak gelişmesine büyük bir gayret ve önem vermişleridir.

Uluslararası spor müsabakaları; IOC, Uluslararası Spor Federasyonları, Milli Olimpiyat Komiteleri, bölgesel ve ulusal federasyonlar eliyle yürütülmektedir ve bu kuruluşlar tarafından ortaya konulan kurallardan meydana gelen uluslararası spor hukuku; uluslararası hukuk sisteminin bir parçasıdır ve uluslararası spor kuruluşları tarafından yayınlanan kuralların, prensiplerin ve uygulanan usullerin BM Sözleşmesinde yasal çerçevesi çizilen Uluslararası Adalet Divanının Tüzüğünün 38/b md uluslararası teamül hukukunun kaynaklarından birisi haline gelmiştir.

IOC ve üyesi konumunda olan FIFA, tüm dünyada futbolun örgütlenmesinden sorumludur.  FIFA’nın  üyesi olarak UEFA ise Avrupa kıtasında futbolun IOC ve FIFA düzenlemeleri ile uygun ve uyumlu olarak düzenlemekten sorumludur. UEFA ayrıca Avrupa kıtasında düzenlenecek milli ve kulüp düzeyindeki müsabakaların organizasyonundan ve milli federasyonların denetlenmesinden vs sorumlu ve yetkili en üst otoritedir.

12 Kulüp UEFA’ya savaş açarak esasında IOC tarafından kurgulanan uluslararası spor düzenine de bir savaş açmış durumdadırlar. 

avrupa süper lig

Milli Hukuklarca Tanınan Üstün Bir Otorite ve Bağışık Bir Hukuk Sistemi

12 kulübün bağımsız bir uluslararası bir lig kurma çabaları bir noktadan itibaren yargının yetki alanına girecektir.  O aşamada, isyancı kulüplerin iddialarını kim ne şekilde dinleyecektir. UEFA, kendi statüsündeki en sert tedbir ve önlemleri uygulama konusunda kararlı gözükmektedir. Çünkü, aksi bir tavır IOC tarafından geliştirilen uluslararası spor sisteminin iflas etmesi anlamına gelecektir. Peki milli mahkemeler bu konuda ne yönde kararlar verebilirler.  Bunun için uluslararası spor hukukunun evrimine bakmakta fayda var.

IOC’in uluslararası niteliğine rağmen, Olimpik Anlaşmada IOC’un bu uluslararası kişiliğine açık bir gönderme 1991 yılında yapılan değişiklikler ile olmuştur. Bu değişiklikler öncesinde ise İsviçre Federal Konseyi, 17 Eylül 1981 tarihinde IOC’un uluslararası bir kuruluş olarak özel karakterini ve evrensel faaliyetlerini dikkate alan bir kararname yayınlamıştır. İsviçre Federal Konseyi söz konusu kararnamede IOC’nin İsviçre’deki haklarını ve bağımsızlığını teminat altına almıştır.

IOC’nin uluslararası tüzel kişiliğine bağlı olarak uluslararası teamül hukukunun gelişmesinde etkili bir kuruluş olduğu ve Olimpik Anlaşmanın da uluslararası teamül hukukunun bir parçası olarak kabul edilmesi için gerekli olan şartlara haiz olduğu, uluslararası anlaşmalar ve ülke mahkemeleri tarafından da kabul edilmiştir.

AGİK Helsinki sonuç bildirgesinin Spor başlığını taşıyan “g” alt bölümünde; “Katılımcı ülkeler uluslararası kurallar, düzenlemeler ve uygulamalara dayanarak spor alanındaki ilişkileri ve iş birliğini geliştirmek için spor karşılaşmalarını ve müsabakalarının dâhil olduğu münasebetleri ve bu tür karşılıklı ilişkileri teşvik edeceklerdir.¨ ifadesi ile IOC ve uluslararası federasyonların yetkisini kabul etmiştir.

avrupa süper lig

Milli hukukların IOC’un yetkisini tanıması konusunda 1984 senesinde ABD’de verilen Martin vs IOC kararı önemlidir.  ABD’de düzenlenen Olimpiyat Oyunları esnasında 5.000 ve 10.000 metre müsabakalarına kadınların katılamaması nedeniyle verilen bir karar bu hususa dikkat çekmiştir. Söz konusu kararda, kadınların bu müsabakalara katılmamasına itiraz eden atletler, IOC’nın bu uygulamasının ABD anayasasına aykırı olduğu iddiasıyla IOC’a karşı ABD mahkemesinde dava açmışlardır (Martin vs IOC).  Söz konusu davada, ‘ABD Temyiz Mahkemesi’ uluslararası bir sözleşme olarak nitelediği ve ‘Uluslararası Teamül Hukukunun’ bir parçası olarak kabul ettiği ‘Olimpik Anlaşmanın’ varlığı karşısında Olimpiyat Oyunlarına bir ülkenin iç hukuk düzenlemelerinin uygulanmasından kaçınılması gerektiği yönünde karar vermiştir. ABD mahkemesi bu kararını uluslararası hukukun en temel iki unsuru olan, uluslararası teamül hukukuna ve uluslararası iş birliğine dayandırmıştır. 

IOC’un uluslararası markası olan ‘‘olimpiyatı’’ ifadesini korumak için milli mahkemeler nezdinde ki girişimleri de uluslararası spor hukukunun milli hukuklara etkisi açısından önemlidir. 2000 senesinde, IOC bir İngiliz firmasıyla anlaşarak “olimpiyat” kelimesini kendi adreslerinde kullanan internet sitelerini takibe aldırdı. 1800 siteye uzlaşmaları ve kullanımdan vazgeçmeleri ihtar gönderildi ve kullanımlarını sonlandırmayanlara dava açıldı ve IOC bu davaları bir marka tescili vs. olmamasına rağmen kazandı.  

ABD’nde 1998 tarihinde değiştirilen Amatör Sporcu Kanunu, Birleşik Devletler Olimpiyat Komitesine (USOC) “olimpiyat” kelimesinin ve daha birçok olimpik sembolün tanıtım ve ticari kullanımını yasaklama hakkı vermiştir.  Kanuna rağmen, kâr amacı gütmeyen bir Kaliforniya kuruluşu olan San Fransico Arts & Athletics Inc.(SFAA) 1982 yılında düzenlenecek “eşcinsel olimpiyat oyunları”nın tanıtımı için “olimpiyat” kelimesini antetli kağıdında, mektuplarında ve planlanan oyunlar için satılan ürünlerin üstünde kullanmıştır.  USOC, SFAA’yı kanunun mevcudiyeti ve planlanan oyunlar için “olimpiyat” kelimesini kullanmayı durdurması konusunda uyarmıştır.  SFAA bu uyarıya uymamış ve USOC konuyu federal mahkemeye taşımıştır.  Fedral mahkeme USOC’un davasını ve tedbir talebini kabul etmiştir. Temyiz mahkemesi de USOC’un Olimpiyat kelimesini inhisari kullanımının kanunla düzenlendiğini ve USOC’un kelime ve onunla bağlantılı diğer haklar üzerinde mülkiyet hakkı olduğunu kabul etmiş ve SFAA’nın kullanımını yasaklamıştır. ABD Yüksek Mahkemesi USOC Amerikan Anayasasına göre bir federal veya federe bir hükümet kuruluşu olmadığını tekrardan teyit etmiştir.  USOC kendi özel statüsü olan ve uluslararası bir organizasyona bağlı bir kurum olduğunu ve  olimpiyat sözcüğünü ne şekilde kullanacağının seçiminin bir hükümet kararı olmadığını belirtmiş ve USOC’un davasını kabul etmiştir.

IOC’un karizması ve kurallarına duyulan sadakat o boyuta gelmiştir ki bir çok uluslararası kriz olimpiyatlar süresince askıya alınmıştır.   IOC’nin himayesinde 1987 senesinde ABD’nin Indianapolis kentinde düzenlenen Pan Amerikan oyunlarında; ABD, Kübalı sporculara Küba ile hiçbir diplomatik ilişki kurmamasına rağmen vize vermiştir.  Aynı şekilde; Fransa, NATO kurallarına aykırı olmasına rağmen, 68 kış olimpiyatlarında Doğu Alman Sporcuların katılmasını kabul etmiştir.  Benzer bir olay Melbourne düzenlenen Olimpiyatlarda yaşanmış ve Avustralya hukuken tanımadığı SSCB’nin ve Macaristan’ın sporcuların ülkeye girmelerine ve oyunlara katılmalarına izin vermiştir. 

Uluslararası spor hukuku, kendi yaptırım yetkisini öncelikli olarak oluşturulan sistemin bütünlükçü yapısından almaktadır.  Uluslararası spor ailesi olarak tanımlanan bu yapının belirlediği kuralların ve çerçevenin dışına çıktığınızda sert bir şekilde yaptırıma tabi tutulursunuz. Diskalifiye edilmek, müsabakalardan men edilmek vb yaptırımlar bu düzenin devamı açısından önemlidir. 

Bu yapının zamanla kırılganlık barındırdığı IOC ve paydaşları tarafından tespit edilmiştir. 12 futbol kulübü ve benzer girişimlerin oluşmasına uluslararası teamül hukukunun tek başına yeterli otorite kuramayacağını düşünen IOC ve üye federasyonlar, uluslararası spor uyuşmazlıklarının milli mahkemelerden bağışık kılınması konusunda bir çok ülkede yasal düzenlemeler yapılmasını etmişlerdir. Bu kapsamda ülkemizde anayasanın 59’uncu maddesi 2011 senesinde değiştirilmiştir. 

avrupa süper lig

Yapılan değişiklik ile madde başlığı ‘‘sporun geliştirilmesi ve tahkim’’ olarak değiştirilmiştir. 59 maddeye; ‘‘Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz’’ ifadelerinin yer aldığı  ikinci fıkra eklenmiştir. Benzer düzenlemeler hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinde mevcut durumdadır.  Bu nedenle, 12 isyancı kulübün UEFA’nın yaptırımlarına karşılık kendilerinin ülke mahkemelerinde bile destek bulmaları çok olası gözükmemektedir.

UEFA’nın elindeki imkanların için çok geniş kapsamlı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu kulüplerin ulusal ve uluslararası müsabakalardan men edilmesi, 12 kulüp tarafından kurulan Avrupa Süper Liginde müsabakaya katılan futbolcuların FIFA ve UEFA müsabakalarından men edilmesi, bu sporculara transfer yasağı vb yaptırımlar getirilmesi söz konusu olabilecektir.

Bu hukuki çerçeve içinde 12 futbol kulübün isyanın bir sonuca varması çok mümkün değildir. Buna ek olarak, taraftarların ve sponsorların desteklemediği ve hepsinden önce diğer ülke kulüplerinin dahil olmadığı bir yapının ekonomik olarak işlemesi ve bir karşılık bulması da çok mümkün değildir.

-Advertisement-

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here