Hepimizin İhtiyacı Olan Bir Etkinlik: Sevgide Buluşalım

0
924
Hepimizin İhtiyacı Olan Bir Etkinlik: Sevgide Buluşalım
Elinde bir Ceylan ve Aslan tasviri ile Hacı Bektaş-ı Veli

Ben gelmedim dava için,
 Benim işim sevgi için.
 Dost’un evi gönüllerdir,
 Gönüller yapmağa geldim.

Yunus Emre’nin bu güzel dörtlüğü aslında bugün anlatacağım etkinliğin ana temasını teşkil etmekte. “Sevgide Buluşalım” etkinliği, geçtiğimiz pazar 12. senesinde de istikrarını sürdürüp Kocaeli’de saygıyı ve hoşgörüyü bizlere anımsattı. Etkinliğin yapıldığı salona ilk girdiğimde, ilk gördüğüm detay da Yunus’un bu dörtlüğü oldu. Etkinlik boyunca hissettiğim de…

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Cem Vakfı, Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı ve Alevi-Bektaşi Derneklerinin destekleri ile bu yıl 12. kez düzenlenen etkinliğe maalesef ilk kez bu sene katılabildim. Etkinlik boyunca hissettiklerim ve etkinliğin içeriği öylesine güzeldi ki, hislerimi ve gördüklerimi sizlere anlatmak benim için bir zaruriyet haline dönüştü. Etkinlik alanına ilk girdiğim anda karşılaştığım atmosfer, kim olduğunuza bakmaksızın sizleri kucaklayan bir görünüm arz etmekte. Gerçekten salonda inatla aramama rağmen yüzünde tebessüm olmayan kimse yoktu desem abartı olmaz herhalde. Hiç tanımadığım insanlar önce yüzlerindeki tebessümleri daha sonra sahip oldukları yiyecek ve içecekleri sizlerle paylaşınca farklı bir hisse kapılıyorsunuz, zira yaşadığımız çağ malumunuz. Ayrıca etkinliği gerçekleştiren gruplar gerçekten çok iyi organize olmuşlardı ve neredeyse hiçbir aksaklık yaşamadan etkinliği noktaladılar diyebilirim gönül rahatlığıyla. Birden fazla ulusal kanalın canlı yayın yaptığı etkinliğimiz bu güzel atmosferde başlıyor. Elbette ilk önce konuşmaları bekliyorsunuz. Ancak burada da Alevi kanaat önderleri dediğimiz kişilere konuşma önceliği tanınıyor ki bu, benim nazarımda çok şık bir hareket. Konuşma yapan kişilerin kullandığı içeriğe baktığımda da gerçekten muazzam bir hoşgörünün hakim olduğunu söyleyebilirim. Ardından sırasıyla Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı ve Kocaeli Valisi konuşmalarını gerçekleştiriyor. İçimden diyorum ki şimdi kesin siyasi birkaç söylem kullanılıp bu güzel atmosfer bozulacak. Ama olmuyor ve gerek Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu gerekse Vali Hüseyin Aksoy, Anadolu’nun sahip olduğu kültür zenginliğini vurgulayıp farklı görüşlerin bir çatışma alanı değil, birer zenginlik olduğunu anlatıyor. Salonda alkışlarıyla bu güzel görüşlere destek veriyor, takdir edersiniz ki. Mezhep farklılıkları, etnik kimlik ve benzeri hiçbir ayrıştırıcı öge bu büyülü atmosferde kendine yer edinemiyor. Hani bu duruma öylesine özlem duymuşuz ki; salondaki her yüze biraz tebessüm, biraz da buğulu gözler hakim oluyor. Özellikle konuşmacılar Kerbela olayının tarihsel misyonunu aktarırken, birçok izleyen gözyaşlarına hakim olamıyor.

-Advertisement-

Sinerji gerçekten de inanılmaz kuvvetli bu anlarda. Konuşmaların bitiminde Albayrak Kardeşler olarak tanınan Hüseyin ve Ali Rıza Albayrak, deyişleriyle salonu deyim yerindeyse kendinden geçiriyor. Deyişlerde özellikle Ehlibeyt olarak bilinen Hz. Muhammed’in ailesinden her birinin ismi zikredildiğinde bütün salonda ortak refleksler göze çarpıyor. Bu kültürde büyümeyen benim gibi insanların kendini biraz dışlanmış hissetmesine neden olan bu hareketlere, az bir süre sonra farkında olmadan ben de adapte oluyorum. Ayrıca bu muhteşem dinleti sonunda sanatçıların kullandığı bir mesajı özellikle vurgulamak isterim: “Sadece sevgide buluşmak  yetmez, onu kucaklamak da gerekir.” Ardından Kur’an Tilaveti yapılıyor. Tam da bu anlarda salona İl Müftüsünün de gelmesi, bu birleştirici temayı daha da kuvvetlendiriyor. Kuran Tilaveti sonrası önce dualar okunuyor ve benim de en merak ettiğim kısım olan “Cem Erkanı” ve deyişler başlıyor. Etkinliğin yapıldığı salonun bir spor salonu olması ve görsel materyallerin yetersizliği sebebiyle ilk başta beklenen o etkiyi hissedemiyorsunuz. Ancak son cem öncesi cemi yöneten kişi, bütün seyircileri etkinliğin yapıldığı alana davet ediyor. Tribünlerdeki etkinliği izleyen yüzlerce kişi, bir anda sanki bu organizasyonun önceden bir parçasıymış gibi sahada ki yerini alıyor ve karşılaştığınız bu manzara sizleri daha da etkiliyor. İnsanların söylenen deyişleri sadece dinlemeyip onları aynı zamanda yaşaması sizleri değişik bir ruh haline sürüklüyor. Deyim yerindeyse büyüleniyorsunuz bu anlarda. Tabi ardından etkinlik bittiği için biraz üzülüyorsunuz ama dışarıda dağıtılan aşure, bozulan moralleri eminim kendisine getiriyor.

Sonuç olarak etkinlik sonrası salondan dışarı ilk çıktığım an trafikte tartışan iki insan gördüğümde, az önce yaşadığım atmosfer ile şu an içinde bulunduğum dünya arasında ki uçurumu fark ediyorum. Farklılıkları düşünüyorum mesela. Farklılığa saygıyı eklersek zenginlik; nefreti, rekabeti eklersek kaos elde ettiğimizi anlıyorum ve yaşadığımız coğrafyanın birçok farklı kültüre sahip olduğu gerçeğini anımsıyorum. Bu yüzden birbirimize saygılı olmak zorunda olduğumuz gerçeğini bir kez daha idrak ediyorum. Zira empatiden ve hoşgörüden yoksun olursak sahip olamayacağımız şeyleri çok iyi biliyorum. Madımak, Başbağlar bunun en acı örnekleri belki de. Bir de böylesine değerli bir etkinliğin sadece Kocaeli’de yapılması da beni üzen bir başka detay. Bizleri ortak paydada birleştiren böylesine değerli etkinliklerin, İstanbul başta olmak üzere diğer büyük şehirlerde de yapılması öncelikli temennim diyebilirim. Böylesine güzel etkinliklerin arttığı, sevginin, saygının, hoşgörünün, barışın ve sükunetin hakim olduğu bir Türkiye dileklerimle…

-Advertisement-

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here