Coronavirüsü hiç şüphesiz birçok ülkeyi derinden etkiledi. Dünya adeta tek bir gündem etrafında toplanarak virüsün yayılmasını engellemeye yönelik adımlar atıyor.

VİRÜSTEN EN ÇOK ETKİLENEN ÜLKELER

Milyonlarca insan karantina altında ve vaka sayıları gün geçtikçe artıyor. Her ülke ayrı bir sınav verirken özellikle İtalya, İspanya, Çin ve İran göze çarpan ülkeler oldu. Bu ülkelerdeki yüksek ölüm oranlarında elbette yöneticilerin ihmali var ancak sorun bunun çok üstünde görülüyor.

Tahran

Dünyanın hazırlıksız yakalandığı ya da hiçbir zaman hazır olmayacağı bu sınavın sonundaki karnesi, ilerisi için yeni başlangıçların referans noktası olacak.

Değişim zamanla ülkelerin politikalarına yansıyacak ve bu yeni bir dönemin ayak izleri görülecektir.

BİREYCİ-LİBERAL POLİTİKALARIN ZAYIFLAMASI

Dünya, yakın dönemde iktisadi yönden çok büyük krizler ve dalgalanmalar yaşadı. 1929 ekonomik buhran, hisse senetlerini kağıt parçası haline getirirken, 2008 mali krizinde ise birçok şirket battı. SSCB’nin yıkılmasıyla beraber küreselleşme süreci başladı. Sürecin ekonomik, kültürel, toplumsal ve siyasi birçok alanda sonuçları oldu.

Neoliberal politikalar altında kapitalizm yeni bir form kazandı. Bu formda bireysel kazanımları ön plana çıkaran tüketim odaklı ABD-İngiltere modeli ve toplumsal refahın üretimle birleşmesini hedefleyen Almanya-Japonya modelleri iki ayrımı ortaya çıkardı.

Sermaye gruplarının mutluluğunu devletin sağlaması ve sermayenin mutluluğunu halkın refahına endeksleyen anlayış arasındaki fark, devletlerin kriz anının turnusol kağıdı haline gelmiştir. Bu birçok açıdan açıklanabilir;ilk olarak doğal tehlikelerin toplumsal etki yarattığını göz ardı etmemek gerekir.

Kriz anında yönetilebilir kitlelerin varlığı her zaman zararın minimize edilebilmesini sağlayacaktır. İçinde toplumsal ve sosyal refah barındırmayan sistemlerin en büyük çıkmaz noktası ise kriz anında bireysel davranışların ön plana çıkması ve buna bağlı bireysel sorumluluğun düşünülmesi ve süreci yönetmede otoritenin etkisiz kalmasıdır.

Nitekim bireysel özgürlüğün her şeyden üstün görülmesi devletlerin karar alma sürecindeki özgürlük- güvenlik dengesini “özgürlük” lehine kullanmasına yol açmakta ve tıpkı ilkel kapitalizmde olduğu gibi “BIRAKINIZ YAPSINLAR” anlayışı krizin devlet eliyle çözülmesini girdaba sokmaktadır.

LİBERAL POLİTİKALARIN DEVLETLERE MALİYETİ

Bugün İtalya, İspanya ve ABD gibi ülkelerin coronavirüsü karşısındaki sınavı, bireyci liberal politikaların senelerce devlet eliyle dayatılmasının ve bunun sonucu olarak da kollektif bilincin zayıf olması oldu.

Ne yazık ki coronavirüsü sonrasında bu gibi içinde toplumsal talepleri barındırmayan ekonomik, siyasi ve kültürel politikalar kendine yer bulamayacaktır.

KÜRESELLEŞMEDEN KABUĞA ÇEKİLİŞ

Kapitalizm en büyük rakibini yendikten sonra globalleşme adı altında tüm dünyayı pazar haline getirdi. Bu bağlı pazar, ulus ötesi mekanizmaların sermayesini tüm dünyada kullanabilmek için kaçınılmaz bir fırsat idi. Zira öyle de oldu.

Ülkeler çeşitli kanallar üzerinden birbirine bağlı hale geldi. Üstelik bu, senelerdir sömürülen 3. dünya ülkelerinin dahi hoşuna gitti. Çünkü küreselleşme altında dünyanın meşhur tabirle büyük bir köy haline gelmesi ve herkesin o köyün bir vatandaşı olması ya da “kibar tabirle” dünya vatandaşı olması düşüncesi ezikliği ve ezilmişliği örtmede paravan görevi gördü. Her şeyin hep iyi olmaması gibi doğal krizlerde de dışa bağımlılık göz ardı edilemez. Kendine yetebilen ülke olmanın verdiği avantajlar da bu gibi durumlarda kendini gösterir. Her ne kadar ortak pazarda payınız olsa da bağımlılığınızla kriz sürecindeki temel üretimi sağlamanız arasındaki ilişki yadsınamaz. Bu özellikle gelişmekte olan ülkelerin karşılaşacağı sorunlardan biridir.

Kriz sürecinde ülkelerin dış ticaret ağının durma noktasına gelmesi ve global pazarın dönemsel olarak işlevsiz olması durumunda yeterli üretim mekanizmalarının varlığı şarttır. Bu, özellikle “Pandemi” sürecindeki krizlerde teknolojik ilerlemeyle de doğru orantılıdır. Coronavirüs tehlikesinin bir sonucunu da burada görmekteyiz. Bugün bazı ülkeler tıbbi maskeleri dahi ithal etmektedir. Bu nispeten gelişmiş ülkelerde tanı kitlerinin ithali şeklinde olmaktadır. Coronavirüsünün tehlikesi geçtikten sonra, ilerleyen zaman dilimlerinde küreselleşmeden kabuğa çekiliş başlayacak ve artık ülkeler temel üretim mekanizmalarının varlığını güçlendirecektir.

SİYASAL SİSTEM KAYMALARININ GÖRÜLMESİ VE BAZI DEVLETLERİ ÇÖKÜŞÜ

Coronavirüsü sınavı verilirken süreç bize gösterdi ki; yönetim şekilleri krizi kontrol altına almada baş faktörlerden birisidir. Toplum odaklı hareket eden ve kitleler üzerinde hakimiyeti kuvvetli olan devletlerde uygulanan politikalar daha efektif sonuç vermektedir. Bu da ülkelerin siyasal sistem tartışmalarının önünü açacak ve özellikle sosyalist ara formlar uygulanmaya başlanacaktır. Etkisini ilk başta Avrupa ülkelerinde gösterip yeni bir değişimin başlangıcı olacaktır.

İran’ın dini lideri Hamaney.

Açılması gereken bir diğer başlık ise İran özelindedir.

İran her ne kadar dünya siyasetinde söz sahibi olan bir ülke olsa da teknolojik alanındaki yetersizliği, kadın ve insan hakları konusundaki geri kalmışlığı ile yeni dünya düzeninde tutunamayacaktır. Bu din eksenli yönetim anlayışının verdiği çağ dışı uygulamalar ve inanışlar artık miadını doldurmuştur. Gelişmiş tartışma ortamının ve demokrasinin bulunmaması krizin yıkıcı sonuçlarını daha da ağırlaştırmıştır. Savaş anlayışının değişmesini göz ardı eden ülkeler zamanla ortadan kaybolacaklardır. Ellerinde bulunan doğal zenginlikler kifayetsiz kalacak ve gelişememenin bedelini ödeyeceklerdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here