Arap Baharı’nın etkileri henüz bitmemişken Kuzeydoğu Afrika’da 30 yıldır Sudan’ı yöneten diktatör Ömer el-Beşir, tıpkı kendisinin 30 yıl önce yaptığı gibi bir askeri darbeyle yönetimden indirildi.

Sudan, Mısır’dan bağımsızlığını ilan ettiği 1956 yılından bu yana 6’sı başarılı toplamda 14 darbeye sahne oldu. Ülkenin darbeler tarihi 1958’de henüz bağımsızlığını kazandıktan iki sene sonra, General İbrahim Abbud’un sivil hükümete karşı darbesiyle başlıyor. Abbud ise 1964 yılında halk ayaklanmasıyla devrildi. Ancak siyasi partiler hükümet kurmayı başaramayınca 5 yıl süren karışıklığın ardından 1969 yılında Yarbay Cafer Numeyr darbeyle iktidarı ele geçirdi. 1985’te başlayan gösterilerin ardından bu sefer de Abdurrahman el-Deheb darbeyle iktidara geçti. Ama Deheb çok farklı bir askerdi ve Orta Doğu tarihinde ender görülen bir şekilde yetkisini, sivil koalisyon hükümetine devredip çekildi. Ancak koalisyon hükümetinin başarısızlığı beraberinde gelen dört yıllık karışıklık sonunda 1989 yılında Milli İslami Cephe’ye yakınlığıyla bilinen Paraşütçü Subayı Tuğgeneral Ömer Hasan Ahmed el-Beşir kansız bir darbeyle iktidarı ele geçirdi.

Ömer El Beşir

ÖMER EL- BEŞİR VE USAME BİN LADİN İLİŞKİSİ

Ömer el-Beşir’in darbesinin en büyük destekçileri şeriat yanlıları olmuştu. Öyle ki; Beşir, 1990’lı yıllarda Usame Bin Ladin’in ülkesinde üslenmesine izin vermiş ve Bin Ladin ile dostluk kurmuştu. Tüm bunların ışığında batıyla arası açılmış, 1993 yılına ABD Sudan’ı terörü destekleyen ülkesine alarak ambargo uygulamaya başlamıştı. 1996 yılına gelindiğinde ise Beşir, Ladin’e kapıyı göstererek bu sefer batıya yakınlaşmaya çalıştı. Ancak bu yakınlaşma denemeleri başarılı olmadı.

ABD, kimyasal silah üretildiği iddiasıyla 1998 yılında Sudan’daki şifa ilaç fabrikasını bombaladı.

11 Eylül sonrası dönemde ABD ile buzları eritmeye çalışan Beşir, 2003’ten sonra ülkenin en önemli bölgelerinden olan Darfur’da yerel halka karşı korkunç katliamlar yapan Cancavid Milislerini silahlandırdı. Öyleki Darfur sorunu sonraki yıllarda Uluslarası Ceza Mahkemesine konu olacaktı, Cancavid Milislerinin silahlandırılmasına dünyadan tepkiler gelse de daha düşük frekanstan ABD-Beşir ilişkileri devam etmişti.

Darfur Katliamı sonrası ortaya çıkan bir görüntü.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Beşir ve çevresindekileri soykırım ve insanlığa karşı suçlardan suçlu bularak tutuklanmasını istedi. Böylece Beşir, UCM tarafından aktif görevdeyken hakkında yakalama kararı çıkartılan ilk lider oldu. Bu dönemde Beşir ülke dışındaki seyahatlerini yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı.

GÜNEY SUDAN’IN BAĞIMSIZLIĞI

2011 yılına gelindiğinde ise 39 yıldır özerk yönetimle yönetilen, çoğunluğu Hristiyan olan, Güney Sudan merkezden bağımsızlığını ilan etti. Bu durum ülkenin petrol gelirlerinin %75’ini elinde bulunduran bir bölgenin artık Sudan merkezi yönetimiyle gelirlerini paylaşamayacağı anlamına geliyordu. Nitekim Sudan’ın gelirlerinin %60’ını oluşturan petrol gelirlerinin yokluğu kısa sürede hissedildi.

Beşir, neredeyse Türkiye kadar büyük bir toprağa sahip olan Güney Sudan’ın bağımsızlığına büyük bir tepki göstermedi. Bu durum Avrupa ve ABD medyası tarafından memnuniyetle karşılandı

2016 yılına gelindiğinde ise Beşir, İran ile ilişkileri tamamen kesip, Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasında bin kişilik bir gücü Yemen’e Husilere karşı savaşmak için gönderdi. Bu hamle doğal olarak Beşir ve körfez ülkelerini yakınlaştırdı. Bunun sonucunda ABD ile de yeniden yakınlık kurmaya başlandı.

Diğer taraftan 2017 yılında Türkiye-Sudan arasında imzalanan bir anlaşmaya göre eski bir Osmanlı liman kenti olan Savakin adası Türkiye tarafından yeniden restore edilecek ve Türkiye Savakin’de asker bulundurabilecekti. Mısır medyası bu haberi ‘‘Sisi’ye karşı üs kuruluyor” diye servis etmişti.

DARBEYE GİDEN YOL

Derin ekonomik bunalımlarla boğuşan Sudan, IMF’in tavsiyesi üzerine subvansiyonları kaldırdı. Bu gelişmeyle beraber halk ciddi bir krizle ve fiyat artışıyla karşı karşıya kalmıştı. Bu gelişmeler ışığında Aralık 2018’de halk yavaş yavaş sokaklara inmeye başladı.

İlk olarak gösteriler 16 Aralık 2018’de ülkenin demiryolu ağının kesiştiği Atbara kentinde başladı. Başlarda ülkenin Odalar Birliği tarafından organize edilen daha sonradan muhalefet partilerinin bir koalisyonu olan Özgürlük ve Değişim Konseyi tarafından yönlendirilen gösteriler kısa sürede Ülkenin tamamına yayıldı. Öyle ki, 22 aralıkta ordu, Beşir’i destekleyeceğini beyan eden bir bildiri yayınlamak zorunda kalmıştı.

İlerleyen günlerde daha da alevlenen gösteriler üzerine Beşir ”Reform” adı altında 22 şubatta bir dizi değişikliğe gitti. Kendi çalışma arkadaşlarını da değiştiren Beşir, halkın bir kısmının sokaklardan çekilmeye ikna etti. Ancak 6 Nisan 2019 tarihinde Cafer Numeyr’e karşı 1985 yılında yapılan kansız darbenin 34. yıldönümünde halk gösterileri alevlendi ve katılımlar artmaya başladı.

SUDAN’DA HALK, MÜZİKLER EŞLİĞİNDE SOKAKLARDA

Bu gösteriler kısa sürede sonuç verdi. Beşir’in hükümetinde Savunma Bakanı olan Orgeneral Ahmed Avad bin Avf 11 Nisan günü Sudan devlet televizyonundan Beşir’in ve Beşir’in partisi Ulusal Kongre Partisi’nden 100’e yakın kişinin tutuklandığını ve ordunun yönetime el koyduğunu darbe bildirisiyle duyurdu. Bildirinin devamında üç aylık olağanüstü hal ilan ediliyor ve sivil hükümete geçiş için 2 yıllık bir askeri geçiş hükümeti öngörülüyordu.

Avf, Mısır’da darbe yapan Abdulfettah el-Sisi’nin Kahire Askeri Okulu’ndan sınıf arkadaşıydı. Tıpkı Sisi gibi iktidara gelir gelmez ilk iş Müslüman Kardeşler organizasyonunun üyelerini tutuklattı.

Ancak Avf, iktidarı ele geçirmesinin üzerinden henüz 24 saat geçmemişken 12 Nisan tarihinde Askeri Geçiş Hükümeti başkanlığını Orgeneral Abdulfettah Abdulrahman el-Burhan’a devrettiğini açıkladı. Burhan da 3 aylık OHAL ve 2 yıllık bir askeri geçiş hükümeti öngörüyordu.

Liderliğin devrine ilk reaksiyon körfezden geldi. Yemen’de görev yaptığı sırada iyi ilişkiler kurduğu BAE Burhan’ı ilk kutlayanlar arasındaydı. Öyle k,i BAE Emiri Zayed el-Nahyan bizzat Burhan’ı arayarak yardımlar konusunu konuştukları iddia edildi. Burhan’ın liderliği devralması Mısır ve Körfez medyası tarafından da olumlu karşılandı.

Abdulfettah el-Burhan ilginç bir isim. Kendisi Ömer el-Beşir gibi Ceyli kabilesinden ve bugüne kadar politikaya pek bulaşmamış. Uzun süre Beşir’in yakın çalışma arkadaşı olmasına rağmen UCM’de yargılanmamış ender isimlerden.

Sudan’da pek alışık olmayan bir görüntü. Kadın göstericileri protestoya çağıran bir kadın.

ÖZGÜRLÜK VE DEĞİŞİM İTTİFAKI

Ancak Sudan halkı gelişmelerden memnun değildi. Askeri Konseyin siyasi tutukluları serbest bırakacağını duyurmasına rağmen, Halk tüm gelişmelerin bir anlam ifade etmediğini ve hala Beşir döneminin etkilerinin görülmeye devam edileceğini iddia ederek Askerlerin bir an önce sivil hükümete geçmesini istedi. Hükümet her ne kadar sokağa çıkma yasağı ilan etmiş olsa da Sudan halkı hala sokaklarda. Öyle ki Ramazanın ilk günü Özgürlük ve Değişim İttifak’ı tarafından organize edilen ve Savunma Bakanlığının önünde gerçekleşen ”İftar” eyleminde halk Sivil yönetim isteğini bir kez daha dile getirdi.

Burhan’ın ne yapacağı ve akıbeti bilinmez ancak Sudan’da kısa vadede suların durulacağını söylemek ne yazık ki fazla iyimser bir temenni olacaktır. Halk hareketi 24-25 Nisan tarihlerinde düzenlenen büyük protestolarla beraber cunta üyesi 3 generali istifaya zorlasalar da hareketin bütün bir Askeri Geçiş hükümetini düşürüp düşüremeyeceği ise muamma. Özgürlük ve Değişim İttifak’ının açıklamalarına göre 2018 Aralık’tan bu yana süren gösterilerde 90’a yakın Sudanlı hayatını kaybetti.

Umarız ki, tüm bu gelişmeler yıllardır iç savaşlar ve açlıkla boğuşan Sudan halkı için en iyi şekilde çözümlenir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here