Dersimiz: Alfred Hitchcock

0
816
Alfred Hitchcock

Sinema dünyasına bir çok konuda ilham kaynağı olmuş, döneminin ve tüm zamanların en iyi yönetmenleri arasında gösterilen ‘Cocky’ lakaplı Alfred Hitchcock’un hayatını sizler için derledik.

Hitchcock 1899 yılında Doğu Londra’da küçük bir kasabada dünyaya geldiğinde, sinema dünyası yeni bir yetenek kazandığından habersizdi hiç şüphesiz. Sıkıntılı bir çocukluk geçiren Hitchcock, ilk zamanlar vaktinin çoğunu ailesine ait küçük bir bakkal dükkanında geçiriyordu. Aynı zamanda okulunu da ihmal etmeyen bu dahi çocuk, ailesinden ve okulundan ötürü koyu bir Katolik olarak yetiştirildi.

Daha 15 yaşlarındayken babasını kaybeden ünlü yönetmen, annesini asla yalnız bırakmadı. Evlenene kadar, hatta evlendikten sonra bile tatillerinin çoğunda annesi hep yanındaydı. Babasının ölümünün ardından ailesine bakmak zorunda kalan genç adamın iş hayatına atılması da pek uzun sürmedi. Takvimler 1920’li yılları gösterdiğinde bu genç adam ilk iş tecrübesi olan ‘reklamcılık’ sektöründe iş hayatına atıldı. Daha sonra London University’de mühendislik eğitimini tamamladığında kendisinin altın çağları böylelikle başlamış oldu.

Bir sonraki durağı olan ünlü bir Amerikan film stüdyosunda ciddi bir pozisyonda çalışmaya başlarken, kendi yolunu da yavaş yavaş çizme derdindeydi. İlk başlarda ufak tefek tasarımlarla kendini kabul ettirip daha sonra orada çekilen sessiz filmlerin yönetmeni oldu. Daha 23 yaşında gencecik bir delikanlı iken çektiği ilk filmini tamamlayamadı. Altı sene boyunca süren, kendince adlandırdığı ‘çıraklık’ dönemini atlattığında kendisi için altın çağlar başlamış oldu.

1929 yılında ilk sesli filmi olan Blackmail’i izleyicilerin beğenisine sundu. Ardından sırasıyla Murder!, The Man Who Knew Too Much, The 39 Steps, Sabotage, Young and Innocent, The Lady Vanishes filmlerini çekti. 1939 yılına geldiğimizde ise İngiltere’den ayrılıp Hollywood’a yerleşti. Hollywood’a yerleştikten sonra da ilk Amerikan yapımı filmi olan ‘Rebecca’, Amerikan Film Akademisi tarafından En iyi Film Oscar ödülüne layık görüldü.

The Blackmail
The Blackmail filminin kapaklarından bir örnek.

1948 yılına geldiğinde ise imkanlar gelişiyor, sinema dünyası da gelişen teknoloji ile yenilikler kazanıyordu. Ustamızın ilk renkli filmi olan ‘Rope’ ise büyük bir sükse ile adından söz ettirecekti. Bu filmi tek mekanda kesintisiz çekim tekniği ile çeken Hitchcock, sonrasında bu şekilde çekilen filmlere ilham kaynağı olacağından habersizdi. Bu yıllarda şöhretin doruklarına ulaşan ünlü yönetmen, adından sıkça söz ettiriyordu.

The Rope Alfred Hitchcock
“Rope” filminin kapağı.

Özellikle Vertigo filminde kullanılan ‘Dolly Zoom Out’, yani geriye giden kameranın zoom yapması tekniği ile kendine has tarzını yavaş yavaş Hollywood’a göstermeye başlamıştı ve peş peşe muazzam işlere imza atarak günümüzde dahi sinemaseverlerin adını ezbere bildiği bir yönetmen haline dönüşecekti…

Vertigo
Vertigo filminin kapağı.

Psycho filmindeki duş sahnesini herkes bilir mesela ama o sahnenin çekiminin, filmin çekiminden daha uzun sürdüğünü kimse bilmez. Birds filmi ile de bir nesle kuş fobisini aşılarken, kendi filmlerinde üç beş saniyeliğine görünerek izleyenlere selamını gönderir ve yüzlerinde tebessüm oluşmasını sağlar.

The Pycsho Alfred Hitchcock
Psycho filmindeki ünlü duş sahnesi.

Hitchcock aynı zamanda En iyi Yönetmen dalında beş kere Oscar’a aday olup hiç kazanamamıştır. Ama ihtiyacı var mıydı buna? Yaşarken belki ama öldükten sonra bıraktığı filmlerin her biri, bir Oscar ödülü tadında bizlere.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here