Film Analizi: Dr. Garipaşk Veya: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim (1964)

0
3380
dr.strangelove

Stanley Kubrick’in mükemmel bir kara mizah örneği olan şaheseri “Dr. Garipaşk veya: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim”, soğuk savaş toplumuna eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Kubrick, komedi ögeleri ve ironilerle savaş halindeki iki ülkeyle de dalga geçiyormuş hissi veriyor.

Film, gerçek tarihsel bir olayın içinde tamamen kurmaca bir senaryodan ibaret. Bu senaryoya göre akli dengesini yitirmiş Amerikan General Jack D. Ripper (gerçek bir seri katil olan Jack The Ripper’a gönderme) bir gün Sovyetler Birliği’nin Amerika’daki içme sularına onları zehirleyecek birtakım maddeler karıştırdığını öne sürerek Sovyetler’e nükleer saldırı emri verir. Bu iddia aslında, Soğuk Savaş zamanı her iki ülkenin de her an gelebilecek bir saldırı beklentisiyle paranoyaklaşmasının komik bir yansımasıdır. SSCB’nin radar sınırlarında sürpriz bir saldırıyı önlemek için 7/24 bekleyen uçak filoları böyle bir emri hiç beklemiyordur. Onlar sanki bir savaş uçağında değilmiş gibi, kart oynayıp dergi okumaktadırlar.

Film Analizi: Dr. Garipaşk Veya: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim (1964)

-Advertisement-

Bu emrin verilmesi, savaşla ilgili kararların alındığı kumanda merkezinde bir şok etkisi yaratır. Başkanın yönettiği toplantıda bu durum değerlendirilir ve saldırının geri alınması için gereken şifrenin sadece General Ripper’da olduğu anlaşılır. O da, bulunduğu askeri üsse, kendine ulaşılabilecek tüm ulaşım ve iletişim yollarını kapatmıştır. Toplantıya çağrılan Sovyet elçisinin ise, SSBC’nin bir saldırı olduğu takdirde otomatik olarak ateşlenecek ve tüm dünyayı yok etme potansiyeline sahip “Mahşer Günü” isimli bir nükleer silaha sahip olduğundan bahsetmesiyle olay içinden çıkılmaz bir hal alır.

Savaş kavramı tüm film boyunca, kaçınılması gereken kötü bir şey değil de sonucunda herkese çıkar sağlayan bir şeymiş gibi aksettiriliyor. Filmin açılış sahnesinde, savaş uçaklarının uçuşunu arkada çalan yavaş ve hatta romantik bir müzikle izliyoruz. Bu da neredeyse tüm karakterlerde gördüğümüz savaş aşkının bir yansıması. Bunu, saldırı emrini alan askerlerin “Bu saldırı bitince alacağımız terfileri düşünün” gibi söylemlerinden, General Ripper’ın Sovyetler’e saldırma uğruna kendi mesleğini bitirmesinden ve General Turgidson’ın mahşer günü silahını duyunca “Keşke bizde de bu silahtan olsa…” diyerek hayıflanmasından da anlamamız mümkün.

Filme adını veren ama aslında çok küçük bir role sahip olan Alman bilim adamı “Doktor Garipaşk” ise filmin ana teması sayılabilecek ‘teknolojinin insan kontrolünden çıkmasının başlı başına bir sembolü. Filmde başa çıkılmaya çalışılan sorunların hep teknolojiyle ilgili olduğunu görebiliriz. Tek tuşla Sovyetler’de bir yıkıma yol açacak emri verme imkanına sahip bu insanlar, aynı emri şifreyi bilmediği için geri alamıyor. Olaylar kontrolleri dışına çıkıyor. Doktor Garipaşk, toplantıda ona mahşer günü silahının otomatik olarak aktive edilmesini durdurmak için bir şey yapılabilir mi diye sorulduğunda “Yapılamaz, zaten asıl amaç da budur, ne kadar harika değil mi?” gibi cevaplar verecek kadar militarist bir bilim insanı. İronik olarak, kontrol edemediği mekanik bir kola sahip. Konuşma yaparken bu kol istemsizce farklı yönlere doğru hareket ediyor, o ise rezil olmamak için onu tutmaya çalışıyor, ama başaramıyor. İnsanoğlu kendini tatmin etmek için kontrol edemeyeceği teknolojiler yaratır, sonra da kendini rezil eder…

Kubrick’in kullanmayı çok sevdiği ironilerini de yine bu filmde görmek mümkün. Askeri üslerde geçen bazı sahnelerde arka planda “Bizim mesleğimiz barıştır.” yazısını görüyoruz. Barış olsaydı, onların mesleğine ihtiyaç olur muydu? Bu da meçhul bir soru.

Film Analizi: Dr. Garipaşk Veya: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim (1964)

Ayrıca İngilizcesi “War Room” yani tam çevirisiyle “savaş odası” olan kumanda merkezinde Sovyet elçi ile General Turgidson kavga etmeye başladığında başkanın “Burada kavga edemezsiniz, burası savaş odası” demesi de oldukça ironik.

Film Analizi: Dr. Garipaşk Veya: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim (1964)

Kubrick’in kendine has tekniklerini konuşturduğu ve her izleyişimde farklı göndermeleri ve esprileri fark etmemi sağlayan bu eşsiz film, kesinlikle en çok güldüren savaş filmi olarak gözler önüne seriliyor. Savaşın ne kadar anlamsız ve sadece bireysel zevklere hizmet eden bir şey olduğunu diğer savaş filmleri kadar rahatsız edici olmayan ve yer yer güldüren bir filmle izlemek istiyorsanız bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.

-Advertisement-

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here