Sadakat ve İtalyan Futbolu Üzerine

0
1987
-Advertisement-

İtalya deyince aklınıza ne gelir? Makarna, pizza, peynir veya şarap… Belki de “Rönesans” ve sanat.

Peki ya Sadakat?

Kelime anlamı “Sağlam, güçlü, içten bağlılık” olarak bilinen sadakat kavramı felsefik olarak çok daha derin anlamlar ifade ediyor. Kimine göre erdem iken kimine göre aptal işi olarak niteleniyor. Bazıları ise bu derin kelimeyi fırsat yokluğuyla açıklamakta. Oysa sadakat kavramını yücelten ve anlamlandıran en önemli şey tam aksine fırsat bolluğuna rağmen sadık kalabilmek..

-Advertisement-

İtalya, futbolda her zaman en önde gelen ülkelerden biri olmayı başarabildi. Gerek milli takım gerekse kulüp takımları düzeyinde kazanılan kupalar da bunların kanıtı.

Somut başarılar bir yana, yaratmış oldukları ekol ve futbol kültürü onların bu spordaki yerini çok daha yukarılara taşıyor. Son yıllarda (eskiye kıyasla) yerel ligler bazında gözle görülür bir düşüş olsa da İtalyan kültürü içinde bulunduğu çağa meydan okuyor. Hala biraz romantik, biraz ateşli, biraz eski kafa…

Futbol romantizmi kasmak isteyen her on yazardan en az on bir tanesinin kullandığı “endüstriyelleşen futbolda” klişesiyle başlamak istemezdim. Lakin bu klişe, içinde bulunduğumuz durumda yadsınamaz bir gerçek. Sıfırlarını sayarken yorulduğumuz paraların döndüğü bir piyasada bir futbolcunun bütün kariyerini aynı kulüpte sürdürmesi ne kadar mümkün? Altyapısından yetiştiği ve hayalini kurduğu renklerin A takımda ilk maçına çıkan genç bir yıldız adayını düşünün, devlerin radarına takılıp onu yetiştiren kulüpten kopması ne kadar sürer? Günümüzde özellikle yabancı sermayelerin kasaları doldurup futbolu futbol yapan bütün değerlerin içini boşaltmasıyla erozyona uğrasa da, Sadakat İtalya’da hala önemli bir kavram.

Omerta(1) kültürünün İtalyan futbolunda sadakat üzerine olumlu etki yaptığını söylemek iddialı bir görüş olabilir. Bu sebeple bizde daha rasyonel argümanlara başvuralım.

1980’lerden başlayıp 90’ların sonlarına kadar geçen dönem Çizmede futbolun en çok başarıyla taçlandığı dönemdir. Öyle ki bu periyotta İtalyan takımları kıtanın en büyük kupasını 5 kere ülkelerine kazandırırken 5 kez de finalde üzülen taraf oldular. Şu an ki adı Avrupa Ligi olan iki numaralı kupada ise 89-97 yılları arasında oynanan 9 finalden yalnız birinde İtalyan temsilcisi bulunmuyordu. Bu finallerin ise altısında ipi göğüsleyen yine bu ülke temsilcileriydi (ki kazanılan bu altı finalden üçünde, finalde iki İtalyan ekibi karşı karşıya gelmişti). Kulüpler bazında kazanılan kupalardan belki de daha önemlisi “Nerede o eski topçular” minvali cümlelerle başlayan romantik futbol sohbetlerinde en özlemle anılan kadrolar yine o dönemin “Çizme” temsilcilerinindi. Maradona ve Napoli’si, üç büyük Hollandalı’nın yanında başta Baresi ve diğer İtalyan yıldızlarıyla Milan, Platini önderliğinde Boniek, Tardelli ve Paolo Rossi’li Juventus ve diğerleri..

Milli takım klasmanında ise bu süreçte (1982-1996) oynan dört dünya kupasından 3 madalya çıkarmak son derece önemli başarılardı. Totonero skandalı(2) sonrasında kazanılan 82 İspanya,ev sahibi oldukları ve yarı finalde penaltılarla Arjantin’e elenerek üçüncülükle tamamladıkları 90′ İtalya ve yine penaltılarla ancak bu sefer finalde kaybedilen 94’Amerika ile İtalyan Futbolu en iyi dönemlerini yaşıyordu.

Yukarıda sıraladığımız başarılar İtalyan Futbolunun söz konusu dönemde dünyanın zirvesinde olduğunun kanıtları.Bununla birlikte vahşi kapitalizmin henüz tam olarak ele geçiremediği Futbol Galaksisinde, semalarında en göz alıcı yıldızları barından Serie A ekipleri, 1980-2000 yılları arası girdikleri yıldız savaşlarında tam 11 sezon en yüksek bonservisleri ödeyen kulüpler oldular.

Başarı ve Para

Başarı ve para, bir futbolcunun hayatı boyunca kazanmak isteyeceği en önemli iki şey. Bütün bunların optimal düzeyde bir arada bulunduğu dönemlerde İtalya’da sadakat kavramıyla aynı cümlede kullanılan birçok futbolcu geldi geçti. Franco Baresi, 1977-1997 yılları arasında yılmaksızın Milan için savaştı. Hemen hemen aynı dönemlerde Guiseppe Bergomi ise 519 kere Nerrazurri formasını terletti. Giacinto Faccetti ise daha önceki jenerasyonlardan tüm kariyerini aynı takımda geçiren bir diğer efsane.

Saydığımız isimler için kabaca fırsat yokluğu tanımı geçerli olabilir. Peki ya modern zamanlarda? Modern zamanlarda aşk buharlaşıp uçmuş mudur? (3)

2000’lerin ortalarıyla birlikte bir duraklama yaşamakta İtalyanlar. 2007 ile 2010’da kazanılan iki Şampiyonlar Ligi ve 2006 Dünya Kupası zaferlerine rağmen artık dünyanın en büyük yıldızları Çizme’de top koşturmuyor. En yüksek bonservis ücretlerini ödeyip transfer yapabilen tek İtalyan ekibi belki de Juventus. Lakin futbolcuların daha iyi liglere gidip daha çok paralar kazanmak için her türlü fırsat bolluğuna sahip olduğu günümüzde hala sadakat ile eş anlamlı futbolcular çıkmaya devam ediyor İtalya’dan.

Francesco Totti vardır o topraklarda mesela, Stadio Olimpico civarında sadakatle aynı anlama gelir. Kupalar ve daha fazla parayı neden reddettiğini şu sözleriyle açıklar: “Bize okulda, hayattaki en önemli şeyin aile olduğunu öğrettiler. Siz hiç zengin yabancılarla yaşamak için fakir ailesini terkeden birini gördünüz mü?”

Peki ya ilahi at kuyruğu Roberto Baggio? Hani çok sevdiği Fiorentina’dan Juve’ye transferi sonucunda taraftarların kulüp binasına saldırdığı? Başka takımlar için mücadele etse de kalbinde sadece mor menekşeler olduğunu asla saklamazdı o. Öyle ki, eski takımına karşı oynadığı maçlara boynunda Fiorentina kaşkolu ile çıkardı; korkmadan, sevdalı olduğu renklere sonuna kadar sadık kalarak.

Yaklaşık yirmi sene İhtiyar Hanımefendi’ye(4) hizmet eden Alessandro Del Piero, takımları küme düşse de gemilerini terketmeyen Pavel Nedved ve Gianliugi Buffon. Totti’nin arkasında kalsa da takım içinde asıl liderliği yapan ve Roma’nın ikinci kralı olan Daniele De Rossi ve daha niceleri…

Onların ayrılmak için bahaneleri vardı. Onların ayrılmak için fırsat ve imkanları da vardı. Ancak onlar için ölüm gibiydi sadakat; bir kere geçtin mi çizgiyi geri dönüşü olmazdı. Onlar o çizgiyi hiç geçmedi.

Dünyadaki bütün ekol futbol ülkelerinin zaman zaman yüzleşmek zorunda kaldığı gibi kısa bir duraklama döneminde İtalyan futbolu. Yeniden zirveye çıkmaları ne kadar sürecek bilinmez. Ancak kesin olan bir şey var ki; o da şartlar ne olursa olsun “sadakat” İtalya’da her zaman geçer akçe olmaya devam edecek..

_____________________________________________________________

1- Omerta, La Cosa Nostra yani İtalyan mafyasına ait mutlak sadakat, itaat ve sessizlik gerektiren yazılı olmayan bir anlaşma.

2-Totonero 1980 yılında İtalya’da patlak veren bir şike skandalı. Bunun sonucunda Milan ve Lazio takımları küme düşürülmüş, birçok takımın puanı silinmiş, içlerinde Paolo Rossi’nin de bulunduğu birçok futbolcu ve yönetici farklı sürelerce futboldan men cezası almıştır.

3-Nil Karaibrahimgil’in Bu Mudur isimli şarkısından alıntı.

4-Juventus’un Zebralar ile birlikte en bilinen lakaplarından biri. Orjinali La Vecchia Signora

-Advertisement-

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here