Cuma, Haziran 14, 2024

Kardeş Bir Şehrin Yüreklerimize Dokunan Ezgileri; Kerkük Türküleri

Anadolu ve Mezopotamya tarihin her döneminde yakın etkileşimler yaşamış iki coğrafyadır. Bu etkileşimler zaman zaman düşmanca yahut dostane olmuştur. Bazen de büyük imparatorluklar bu iki coğrafyayı egemenliği altına almış ve buradaki kültürlerin birbiri ile sentez olmasını sağlamıştır. Sonuç olarak birbirine benzeyen birçok kültürün ortaya çıkması da kaçınılmaz olmuştur. Bu sebepledir ki insanımıza Mezopotamya’daki kültürel ögeler, başka coğrafyalara nazaran daha yakın gelmektedir. Bugünde sizlere bu yakın kültürlerden birini Kerkük’ü; muhteşem türküleri, hoyratları, uzun havaları ve halayları ile örnekler vererek açıklamaya çalışacağım. Ancak bunu yapmadan önce Kerkük kültürünü bizlere tanıtan birkaç önemli ses sanatçısının adını zikretmekte fayda vardır. Bu isimler; Abdurrahman Kızılay, Mehmet Özbek, AbdulVahit Küzecioğlu, Ali Benne, İhsan Ekber, Hasan Neccar,Ahmet Tuzlu ve daha birçok ismini zikredemediğimiz değerli sanatçılardır. Ayrıca TRT Avaz, yaptığı çalışmalar ile Kerkük kültürünün insanımıza tanıtılmasında çok önemli bir yer edinmiştir.

Kerkük Türküleri’ni sizlere aktarırken bütün hepsini maalesef sizlere sunamayacağım. Zira sadece TRT arşivinde Elliden fazla Kerkük Ezgisi notaya alınmıştır.

(-http://www.notaarsivleri.com/arama.html?kelime=Kerk%FCk – bu linkten TRT arşivine ulaşabilirsiniz)

Bu sebeple belli başlı türlerde kült diyebileceğimiz ve ülkemizde ki bilinirliği de daha fazla olan eserleri sizler için seçeceğim. Kemerlerinizi takın, Kerkük’e gidiyoruz.

Abdurrahman Kızılay’ın bu harika yorumuyla seslendirdiği bu türkü, en bilinen Kerkük türkülerinden birisidir. Eminim herkes mırıldanarak eşlik etmiştir dinlerken.

Bu hareketli Türkmen halayında insanın içinin kıpır kıpır olmaması mümkün değil. İhsan Ekber’in ilerleyen yaşına rağmen harika performansı da gözden kaçacak gibi değil.

Hareketli şarkılar konusunda Ali Benne de özel bir yere sahip sanırım. Bu durumun oluşmasında Benne’nin hançereli sesinin etkisi yadsınamaz elbette.

Yine ülkemizde oldukça popüler bir Kerkük ezgisi. Kerkük Divanı olarak da bilinen bu eser birçok TRT sanatçımız tarafından seslendirilmektedir.

Hoyrat, kelime anlamı olarak yıpratıcı, kıymet bilmeyen, fakir, garip başıboş gibi olumsuz anlamlara gelmektedir. Kerkük hoyratlarının da ya bu kelimeden ya da Kerkük’te bir bölge olan “Korya” dan türediği düşünülmektedir. Tema olarak Hoyratlarda “Epik” bir tavır tercih edilir. Bu yönüyle “Koçaklama” ve “Varsağılar” ile paralellik gösterir. Dörtlük dizinlerde karşımıza çıkan hoyratlar, bizdeki manilere çok benzemektedirler. Özellikle “Cinaslı” ve “Kesik” Manilere çok benzer. Hatta bazı kesimlerce manilerin bir alt dalı olduğu gibi yorumlar yapılmaktadır. Ancak biz bu tartışmalardan uzak kalalım. Basit üsluplu, derin anlamlı, uyumlu ve cinaslı sözcüklerden kuruludur. Genellikle 7 heceden oluşmaktadır. Benzer dizelerin başına veya sonuna konulan ve “miyan” olarak adlandırılan ek sözcüklerle “vezin(ölçü)” bozulabilir. Genellikle ilk dize bir anlam ifade eden ve diğer dizelere ayak veren cinaslı bir sözcüktür. Hoyrat söyleyenlere “hoyrat çağıran” ya da “sazlıyan” (yas törenlerinde ağıt yakan anlamında) denir. Bu arada Hoyratlar için sadece erkeklerin seslendirmesi gerektiği yönünde bir inanış var. Bu durumun sebebini araştırmalarımda bulamadığım için sizlerle paylaşamıyorum. Anadolu’da hoyratların bir bölümüne ayaklı mani, kesik mani adı da verilir. Genelde girizgah olarak kullanılan Hoyratlar, ardından hareketli bir ezgi gelecek şekilde dinleyiciye sunulur. Ülkemizde Diyarbakır, Urfa, Elazığ gibi yerlerde oldukça sevilir.

Yine oldukça güzel bir Hoyrat. Burda belirtilmesi gereken bir isim de Abdulvahit Küzecioğlu’dur. Trt’nin nota arşivinde Kerkük türkülerine en çok kaynaklık eden kişi olan Küzecioğlu olağanüstü bir sese sahiptir.

https://www.youtube.com/watch?v=uPKmRCVb6ds

Eseri seslendiren Aysun Gültekin Kerküklü değildir. Ancak Muhalif Hoyrat olarak da bilinen bu eseri ondan daha iyi seslendiren birisini görmedim ve duymadım. O sebeple bu hoyratı ondan dinlemenizi istedim.

Yine hareketli bir eseri Kerküklü bu gençlerden dinlerken inanılmaz keyif aldım. Araştırırken bu tarz performanslara sık rastladığım için Kerküklü Türkmenlerin küçük yaştan itibaren kültürlerine aşina olduğu çıkarımını yapıyorum. Bu yönüyle ülkemizin Güneydoğu Anadolu bölgesi ile benzerlik göstermektedir.

Sonuca gelirsek; bu yazıyı kaleme alırken ki amacım, bu harika kültürü sizlere göstermek isteyişimdir. Son dönemde bu bölgenin yaşadığı travmalar Kerkük ismini bizlere tekrar hatırlatmıştır. Ancak medya yahut toplumdaki çoğunluk tarafından yönlendirilen bizler maalesef olaya tarafsız olarak bakmaktan uzağız. Ayrıca belirtmek zorundayım ki sizlere aktardığım bu kültür, salt Kerkük’e ait değil Kerkük Türkmenleri’ne aittir. O sebeple Kerkük bizimdir veya olmalıdır tarzı yorumlardan uzak size sadece şunu göstermek istedim. Kerkük’te bizden bir parça var. Bu durumu yukarıdaki eserleri dinlerken sizde fark edeceksiniz. Ancak bu ortak geçmiş aidiyeti bizleri yanlış kararlara yönlendirmemelidir. Kerkük için dileklerimiz, orada yaşayan herkesin ortak çıkarına hizmet etmelidir. Dileğim bu güzel şehrin en az kendisi kadar güzel bir geleceğe kavuşmasıdır. Sizlere Kerkük hakkında en sevdiğim eser ile veda edeyim. Sağlık ve esenlikle kalın..

Hasan Ali Hamarathttp://populerakim.com
İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Mezunu

Related Articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

Son Yazılarımız