Pazartesi, Eylül 20, 2021

Hayatın Devamı için İş Dünyasında Stratejik Dönüşüm: Sürdürebilirlik

Dünyamız düzeni geçmişte birtakım benzer örneklerine de rastlayabileceğimiz gibi son derece keskin hatlı bir dönüşüm sürecine girmiş bulunmakta. Bu durumun ifadeleri yakın geçmişimizde uluslararası arenada çok sayıda kurumun düzenledikleri raporlar ve toplantılar gibi uygulamalarla ifade ediliyordu ancak şahsi inancım şu yöndeki, bu işin yankıları günümüzde daha sert olarak duyulabilmekte görünüyor.

Bugün pek çok gelişmiş ülke, doğa ekosisteminin sağlığını korumak, bugüne kadar açılmış olan yaraların etkilerini bir nebze hafifletmek, hatta daha da derinleşmesini önlemek için konu hakkında araştırmalar yapmakta, kamusal boyutta kararlar alarak enerji vb. gibi çok büyük rakamlı yatırımlar gerçekleştirmektedir. Gelişen teknoloji ile çeyrek asrını bitirmeye yaklaştığımız 21.yy’ın çarpan etkisi yüksek boyutlarda olması sebebiyle etkitepki reaksiyonlarında geçmişe kıyasla biraz daha hızlı sonuçlar elde edilebilmekte görünmektedir.

Hayatın Devamı için İş Dünyasında Stratejik Dönüşüm: Sürdürebilirlik
Hayatın Devamı için İş Dünyasında Stratejik Dönüşüm: Sürdürebilirlik

Ülkeler yenilebilir enerji kaynakları üzerine Ar-Ge’ler gerçekleştirip yatırımlar hayata geçirmeye çalışmakta, belirli alanlarda topraklarında barındırdıkları özel sektöre öneri veya kimi zaman direkt direktifler verip bir dönüşüm süreci oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bahsini ettiğimiz bu duruma en basit bir örnek olarak gündelik hayatlarımızda git gide daha çok karşılaşmaya başladığımız hybrid ve/veya elektrikli araçları örnek gösterebilmemizin mümkün olduğuna inanıyorum.

ŞİRKETLER BAZINDA SÜRDÜREBİLİRLİK

İnancım odur ki ne bireysel, ne de tüzel olarak hiç birimiz gezegenimizden, daha basit bir tabir ile doğamızdan bağımsız olarak yaşayabileceğimiz yönünde bir ikna çabasında bulunamayacaktır. Hatta öyle ki, uluslararası birtakım araştırmalarda insanlara ülkelerine yönelik en büyük tehditler hakkında düşünceleri sorulduğunda, iklim değişikliği gibi makro etkili kavramlar üst sıralarda çıkmaktadır. Son demlerini yaşadığımız şu yaz döneminde orman yangınları, seller gibi son derece üzücü, hatıralardan asla silinemeyecek tatsız olaylar yaşadık hep beraber. Bu sebeple, bu yazımızda hem bu konuya değinmenin hem de şirketler boyutunda birkaç düşünce paylaşımında bulunmanın yerinde bir hareket olacağı inancı içerisindeyim.

Hayatın Devamı için İş Dünyasında Stratejik Dönüşüm: Sürdürebilirlik
Hayatın Devamı için İş Dünyasında Stratejik Dönüşüm: Sürdürebilirlik

Karşı karşıya kaldığımız riskin boyutları hem maddi hem de manevi olarak oldukça yüksek. Bu sebeple kamu uygulamalarının yanında sektör fark etmeksizin özel sektör oyuncuları üzerine de sorumluluklar düştüğünü ifade etmek, hatalı bir ifade olmasa gerek. Modern teknolojinin imkanları yardımıyla belirli sektörler bu gibi yatırımlarda bulunsa da, bu tip hareketler yoğunlukla büyük, kurumsal şirketlerden oluşmaktadır.

Sadece ülkemizde değil, diğer ülkelerde de orta ölçekli işletmelerde ticari faaliyetleri nezdinde stratejilerinde odak değişimleri düşük kalmakta denilebilmektedir. Oysaki büyümek, rekabet gücünü arttırmak isteyen şirketler için (özellikle halka arzı gerçekleştirilmiş), kredibilitelerini etkileyen faktörler arasındaki sürdürülebilirliği destekleyen kurumsal bir vatandaş olmanın çarpan etkisi her geçen yük yükseliyor. Şirketlerin kendi özellerinde sürdürebilirlik raporları yayınlamaları, ilgili şirketlerin kurumsallıklarını destekleyen etkilere sahip. Hatta şirketlerin bu aksiyonları desteklemek, henüz başlamış veya başlamamış şirketleri cesaretlendirilmek adına bu tip yatırımların sigortalanmasına verilen önem, sigorta sektörü içerisinde de artış eğilimi göstermekte.

ŞİRKETLERDE YÖNETİMSEL BOYUTTA SÜRDÜREBİLİRLİK

Yazımızın sonlarına doğru yaklaşırken piyasa aktörleri şirketler nezdinde de birkaç yorumlamada bulunmanın konumuza zeval getireceğini sanmamaktayım. Dünya nüfusu hızla artmaya devam etmekte olup aynı zamanda insanların ömür sürelerinde de geçmişe kıyasla uzama olduğunu söyleyebilmekteyiz. Bu da başka bir deyişle demek oluyor ki, dünyamıza sandığımızdan daha fazla ihtiyacımız olacak. Kanaatim odur ki, özellikle mal üretimi yapılan sektörlerde bulunan şirketlere, sürdürebilirlik hususunda diğer sektör ve faaliyet branşlarına kıyasla bir tutam daha fazla sorumluluk düşebilmektedir.

Hayatın Devamı için İş Dünyasında Stratejik Dönüşüm: Sürdürebilirlik

Şirketlerin orta ve uzun vadeli aksiyon planlarında artık birtakım değişimlerin, hatta gelişimlerin yaşanması gerekliliği yapılan gözlemler neticesinde oldukça yaygın bir kitleye hitap etmekte. Elbette ki şirket kuruluşlarının nihai amacı para kazanmak ancak, artık geleneksek diyebileceğimiz yöntem ve stratejik aksiyon planları, orta vadeden itibaren eskisi kadar kârlı sonuçlar ortaya çıkaramayabilir.

Üretim çıktılarının fiziki vasıflara sahip olan sektör ve faaliyet branşlarında, özellikle kaynak kullanımı hususunda tedarik zincirlerinde yeniden bir yapılandırılma ihtiyacı en azından şahsım nezdinde söz konusudur. Özellikle yenilenemeyen enerji kaynaklarının tüketiminde ısrarcı olunması, yavaş ve kontrol edilebilir geçiş süreci için birtakım yatırımların göz ardı edilmesi ve/veya küçümsenmesi makro düzlemde uzun vadede belki de saramayacağımız yaraları hayatımızda açabilir.

Hayatın Devamı için İş Dünyasında Stratejik Dönüşüm: Sürdürebilirlik
Hayatın Devamı için İş Dünyasında Stratejik Dönüşüm: Sürdürebilirlik

Güncel teknolojik imkanlar ile denetim mevzuatlarının sağlıklı bir şekilde koordine edebilme yetkinliği şirketlerin geleceğe yönelik hedeflerinde sağlıklı bir yetkinlik olabilir. Çünkü küresel dünya düzeninde ticari ilişkiler taktir edilebileceği üzere iç içe geçmiş, karmaşık bir tedarik zinciriyle gerçekleştirilmektedir. Kendini tüzel kişilik olarak yetkinlik ve imkan-koşullarını gelecek ekolojik sisteme göre revize eden şirketlerin tedarik zincirlerinde yoğunlaşması, profesyonel yaşamda nasıl gelişmiş insan kadroları ile çalışma kültürü yaratıldıysa genel iş yaşamında da bu tip şirketlerin yaygın olması bir kültür haline getirebilir. Bu sebeple şirketler nezdinde yayınlanan sürdürebilirlik raporları bu hususta kritik bir konumda değerlendirilebilmeye müsaittir.

Kurumsal Yönetim ilkeleri ile sürdürebilir bir dünya için gerekli etik değerler, şirket yönetim mekanizmaları ile entegre edilmesi, özellikle ortak ölçekli şirketlerde bir yük, bir maliyet olarak algılanmamalı, uzun ömürlü, nesilden nesle aktarılabilen bir şirket olabilmek için adeta bir yatırım olarak algılanması, bu algının şirketlerin üst yönetiminde hakim kılınması yerinde bir hareket olacaktır. Aynı zamanda bir diğer kazançlı bakış açısından hareketle, sürdürülebilirlik kavramının pek çok olgu ve dinamiğe dayanması, şirketler bünyesinde idrakın sağlanması veya kolaylaştırılması için bünyelere farklı disiplinlerden gelen profesyonellerin katılma ihtiyacı doğuracaktır. Bu ihtiyacı bir fırsat olarak değerlendirmeyi başarabilen şirketler, sadece kurumsal bir sorumluluk faaliyetinde bulunmakla kalmayıp, rekabet güçlerini arttırabilecek, uzun vadede çok daha kârlı ‘’meyvelerin toplanmasını’’ sağlayacak bir kurumsal dönüşümün temelini oluşturabilecekler, bu dönüşüme başlayabilmek fırsatı da yakalayabileceklerdir.

Son bir ek olarak, bir takım mevzuatların getirdiği yeni teknoloji kullanım zorunluluğu (örneğin uluslararası lojistik şirket çekici filolarında güncel Euro sınıflı motorlar bulunan araç zorunluluğu, karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik yönlendirmeler vb. gibi) haricinde şirketlerin fiziki-idari vasıf ile yetkinliklerinin arttırılması şirket iç tüzüğünde bir ilke olarak benimsenmesi, bu benimsenmenin kurumsal standartlara uygun olacak, kurumsal yönetim ilkelerinden olan şeffaflık ilkesiyle de örtüşecek raporlanıp kamu ve/veya ilgili kurumlarla resmi yollarla paylaşılması şirketlerin kredibilitelerinde oldukça olumlu bir etki yaratacaktır. Bu kredibilite, şirketlere ticaretlerinde bir prestij, bir güven sağlayacağı gibi olağanüstü bir durumda finansman ihtiyaçlarını gidermelerinde de ellerini kolaylaştırabilecektir demek doğru bir kanaat olacaktır.

Dilerim ki yazımız, dünyamızda ve ülkemizde sıkça karşılaştığımız tatsız doğal olaylarının yaşandığı şu sıralarda konuya hoş bir temas sağlayabilmiş, kurumsal dünya açısında da bir tutam dahi olsa katma değer yaratabilmiştir.

Saygılarımla.

Ozan Rüştüoğlu
İki eski start-up kurucu ortağı ve üst düzey yöneticisi. Profesyonel iş yaşamı üyesi, serbest bir gözlemci ve dünya vatandaşı. Şirket yapılandırılması ve kurumsal yönetim üzerine çalışmalarda bulunup deneyimler kazanmaya devam eden genç bir danışman adayı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here